Manyetik Mavi
Özüt : Bir Şeyin Özü
Navigation

Zihin Kontrolü - II

Bu yazının ilk bölümünü okumak için burayı tıkla



Amerika’da Zihin Kontrolü; Steven Jacobson’ın yayınladığı bir kitap. Okumak isteyenler
şurada İngilizcesini bulabilirler.

İlgimi çeken bölümleri paylaşmak istiyorum. Yazarın sözleri mavi dörtgenler içinde. Parantezler bana ait.





Bu yazı toplam 2 parçadan oluşuyor. Yazının tamamını, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak, PDF biçiminde bilgisayarına indirebilir, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan, dilediğin yerde okuyabilirsin:



Hipnoz


Telkinler, kişinin kendi tecrübeleriyle çelişiyorsa, kişinin bilinci bir başkası tarafından kontrol edilemez ama, bilinçaltı telkinle kontrol edilmeye açıktır. Bilinçaltı; beden fonksiyonları, durumları ve heyecanları üzerinde tam kontrol sahibidir. Hipnoz altındaki hastaların hiç acı hissetmeksizin ameliyat edildiği yüzlerce kez kayıtlara geçmiştir.

...

(
Reefer Madness isimli filmde kullanılan hipnoz tekniğiyle ilgili) Filmde kullanılan bir diğer hipnoz tekniği, filmin farklı yerlerinde, iki kare için ekranı bembeyaz yapmaktı. (Genellikle filmlerin her saniyesi için 24 kare resim gösterilir.) Bu yöntem seyircinin beyninde ilişkili dalgayı oluşturur. Böylece o sırada filmde duyulan ses seyircinin zihnine çapalanır. ... Seyirci için o sesi daha önemli kılar.

...

Propagandanın amacı halkın dikkatini belli “durumlara” çekmektir. Adolf Hitler, Kavgam isimli kitabında şöyle yazar: “İşin sırrı, herkesi ustalıkla bu durumun gerçek olduğuna ikna etmektir.” Hitler, etkili propagandanın prensiplerini açıklar: duygulara hitap edilmelidir; az sayıda noktaya temas edilmelidir; bu noktalar, herkes inanıncaya kadar defalarca tekrar edilmelidir. ... Kişinin bilinçaltına yerleşmeli ve orada çalışmalıdır. ... Propaganda, dikkati gerçek bilgiden uzaklaştırır ve yanlış olana yönlendirir. Sürekli tekrar, yanlış bilgiyi bilinçaltına gömer (kişiyi şartlar) ve şartlanmış kişi, yanlış bilgiyi doğru kabul eder.


Çapalama Örneği


Derren Brown gerçekten işinin ustası olduğu için sıklıkla ondan örnekler vermeyi seviyorum. Önce videoyu seyredelim, sonra üzerine konuşalım. Türkçe altyazıyı görmek için videoyu başlat, sonra video üzerine gel ve subtitles butonunu tıkla ve TR seçeneğini seç.



Derren Brown çok hızlı konuşuyor. Diyebilirim ki çoğunlukla boş konuşuyor ama hızlı ve bilinçli konuşuyor. Karşısındaki kişi ne dediğini anlamaya çalışırken feleğini şaşırıyor. Daha bir cümleyi tam anlayamadan iki cümle daha geliyor. Bir yandan da kişinin eline dokunuyor, kişinin dikkatinin bir bölümü, bu garip davranış karşısında bölünüyor ve söylenenleri anlaması daha da zorlaşıyor.

Şöyle düşünelim: Algımız bir bardaksa, dinlediğimiz konuşmalar su oluyor. Makineli tüfek mermisi gibi hızla gelen cümleler, bardağı dolduruyor ve taşırıyor. Bardak taşmaktayken dinlemeye devam ediyoruz. Böylece telkine açılıyoruz. Aynı durumla film seyrederken de karşılaşıyoruz.

Brown, biraz sonra ne olacağını anlatıyor ve böylece karşısındaki kişiyi programlıyor. Ayrıca, kullandığı kelimelerin bazıları, daha önce özenle seçilmiş kelimeler. Bu kelimeleri telaffuz ederken, dikkat çekmek istediği hece, ağzından çıktığı sırada; kişinin omzuna dokunuyor, böylece o heceyi kişinin zihnine çapalıyor.

Mekan, bisiklet tekerleklerini andıran türlü objeyle dekore edilmiş. Kırmızı renk odaya hakim. Böylece kişide yarattığı etkiyi artırıyor.

Bir arkadaşım, hızlı konuşma tekniğini herkes üzerinde kullanırdı. Konuştuğu kişilerin bir noktadan sonra taşıp, öylece bakakaldığına çok kereler şahit olmuşumdur :)

Hip Hop ve Rap türünü bir de bu bakış açısıyla değerlendirmek faydalı olabilir :)

Devam edelim...

Bilgi Kontrolü


Bilgi, dikkatle ve doğru zamanda aktarılırsa, bilgiyi aktaran kişinin otoritesi kabul edilmişse ve saygı duyuluyorsa; zekice idare etmek yoluyla, insanlar aslında doğru olmayan bir şeye inanmak üzere yönlendirilebilirler. Bilgi, beyin tarafından belli bir şekilde işlenir. Beynin temelinde, bilgiyi perdeleyen bir kontrol vanası bulunur. (Reticular Activating System) Şöyle olur: Yeni bir bilgi tanıtıldığında, daha önceki bilgilerle karşılaştırılır ve kataloglanır. Bu bilgiye ihtiyaç olduğunda, bilgi çağrılır ve bilinçli farkındalık düzeyine getirilir. Daha önceden bu bilgiyle ilgili bir kayıt yoksa, yeni bir kayıt yaratılır. Bilgiyi doğru kabul edersen, doğru yazılır. Yanlış kabul edersen yanlış yazılır. Bilgi doğru mu yanlış mı bilemiyorsan, kaynağa güvenip güvenmediğin önem kazanır. Bilgiyi anlamamış bile olsan, kaynağın yönlendirmesine göre hareket edersin.


Bir ekleme yapmak istiyorum. Bu süreç üzerinde bilinçli bir kontrol sağlayabiliriz. Doğru ve yanlış ihtimallerinin yanına bir de soru işareti ekleyebilirsek, bunun faydasını görürüz. Kimseye yüzde yüz güvenemeyiz. Buna kendimiz de dahiliz. Bunu hep hatırlamalı.

Soru işaretini, yapışkan bir etiket gibi düşünelim. Ne doğru, ne yanlış bilemiyorsak, kayıt üzerine bu etiketi yapıştırıverelim. Böylece ileride, bu bilgiye ihtiyacımız olduğunda, bilginin üzerine yapıştırdığımız soru işaretini görebiliriz.

Birisi, doğru veya yanlış olduğunu kestiremediğimiz bir bilgi üzerinden yola çıkarak bir şey yapmamızı istediğinde, soru işaretini görüp geri çekilebilir ve izin isteyebiliriz.

Medya Tekeli


Amerikan yapımı filmler, Fransız gişe gelirlerinin yarısını oluşturur. İngiltere, Almanya ve diğer ülkelerde bu oran daha bile yüksektir. Eddie Murphy, Fransa’da yılın oyuncusu olur, Michael Jackson zirvedeki şarkıcıdır. Avrupa radyoları yüzde seksen oranında Amerikan müzikleri çalar. ... Amerikalı romancı Paul Theroux gözlemini şöyle aktarır, “Bilinçaltlarını sömürgeleştirdik.”


Paylaş:
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş FriendFeed'te paylaş MySpace'de paylaş Stumble'la Reddit'te paylaş Delicious'ta paylaş

blog comments powered by Disqus