Medya'nın Seks Sömürüsü - IV - Müzik
Bu yazının ilk bölümünü okumak için burayı tıkla
Media Sexploitation; toprağı bol olsun, Wilson Bryan Key’in 1976 yılında yayınladığı bir kitap. Okumak isteyenler şurada İngilizcesini bulabilirler.
İlgimi çeken bölümleri paylaşmak istiyorum. Yazarın sözleri mavi dörtgenler içinde. Parantezler bana ait.
Yazının bu bölümü pop müzik sektörüyle ilgili.
Bu yazı toplam 6 parçadan oluşuyor. Yazının tamamını, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak, PDF biçiminde bilgisayarına indirebilir, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan, dilediğin yerde okuyabilirsin:
Görsel ve İşitsel
Kuzey Amerika kültürü görüntü merkezlidir. Amerikalılar; görsel biçim, hareket ya da hareketsizlik, derinlik yanılsaması ve diğer görsel deneyimleri, diğer kültürlerde olduğundan çok daha fazla önemserler. Mesela Ruslar, daha çok işitsel deneyimi önemser görünürler. Duyduklarına, gördüklerinden daha fazla önem verirler. Amerikalılar işitsel deneyimi ya yok sayarlar ya da önemsiz görürler, müziğin gücü ya da nüfuzundan haberleri olduğuna dair çok az delil vardır.İki bin yıl önce, Devlet isimli eserinde Platon (ya da Eflatun), popüler müzik için katı sansür istemiştir. (Bkz: Eflatun’un Devleti)
Pazarı Böl ve Yönet
Popüler müzik, bir deodorant pazarlamacısının yüzünü, kıskançlık içinde kızartacak denli başarıyla, çeşitli grup ve alt gruplara pazarlanmaktadır. Bir plak, gençlerden oluşan birkaç katmanlı bir gruba pazarlanabilir ama yapımcılar genellikle belli hedef pazarlara nişan alırlar:
Nadiren bir müzik grubu, tüm pazarlara satış yapmayı başarabilir. The Beatles, olgunluk yıllarında, albümlerini tüm pazarlara satabilmektedir. Bazı başarılı müzik grupları yaşlandıkça, takipçileri de onlarla birlikte yaşlanmakta ve gruba ilgi göstermeye devam etmektedirler. Bu duruma nadiren rastlanır. Çoğu grup bir anda patlar, pazar doyuma ulaşır ve yine bir anda kaybolurlar.
Yeniyetmelere yönelik rock müzik pazarı, ticari araştırmacılarca, yıllardan beri incelenmektedir: Satın alma desenleri, yaşam tarzı, ruhsal ve cinsel gelişim, çiftleşme gelenekleri, kavgaları, kıyafetleri, psikolojik etkenleri, çocuğun anne ve babasıyla ilişkileri, kısaca kişilerin ve ait oldukları grupların tüm karmaşık ihtiyaçları.
Gençler, satın aldıkları müzik konusunda çok ayırımcıdır. Genellikle sadece içinde bulundukları pazara yönelik ürünleri satın alırlar.
...
Müzik pazarı, ortanın üstü gelir grubunun çocuklarını hedefler.
Gençlere yönelik müzik pazarını kontrol eden pazarlama uzmanları, benzerine az rastlanır derecede başarılıdırlar. Popüler müzik pazarından yükselen milyonerlerin sayısı, Amerikan ekonomisinin diğer bölümlerinden çıkan milyonerlerden daha fazladır.
- Ön gençlik: sekiz ila on iki yaş grubu
- İlk gençlik: on üç ila on dört yaş grubu
- Orta gençlik: on beş ila on altı yaş grubu
- Son gençlik: on yedi ila on dokuz yaş grubu
- Gençlik sonrası: yirmi yaş ve üzeri
Nadiren bir müzik grubu, tüm pazarlara satış yapmayı başarabilir. The Beatles, olgunluk yıllarında, albümlerini tüm pazarlara satabilmektedir. Bazı başarılı müzik grupları yaşlandıkça, takipçileri de onlarla birlikte yaşlanmakta ve gruba ilgi göstermeye devam etmektedirler. Bu duruma nadiren rastlanır. Çoğu grup bir anda patlar, pazar doyuma ulaşır ve yine bir anda kaybolurlar.Yeniyetmelere yönelik rock müzik pazarı, ticari araştırmacılarca, yıllardan beri incelenmektedir: Satın alma desenleri, yaşam tarzı, ruhsal ve cinsel gelişim, çiftleşme gelenekleri, kavgaları, kıyafetleri, psikolojik etkenleri, çocuğun anne ve babasıyla ilişkileri, kısaca kişilerin ve ait oldukları grupların tüm karmaşık ihtiyaçları.
Gençler, satın aldıkları müzik konusunda çok ayırımcıdır. Genellikle sadece içinde bulundukları pazara yönelik ürünleri satın alırlar.
...
Müzik pazarı, ortanın üstü gelir grubunun çocuklarını hedefler.
Gençlere yönelik müzik pazarını kontrol eden pazarlama uzmanları, benzerine az rastlanır derecede başarılıdırlar. Popüler müzik pazarından yükselen milyonerlerin sayısı, Amerikan ekonomisinin diğer bölümlerinden çıkan milyonerlerden daha fazladır.
Paul’ün Erken Ölümü
Başkalarının bilinçaltını, kendi yararına kullanmanın en iyi örneklerinden biri, The Beatles grubunun, milyonlarca dolarlık reklama eş değer marifetidir. Hiç açıklanmayan sebeplerden ötürü, uzunca bir süre için Paul McCartney halk önüne çıkmaktan kaçınır. Söylentiler dünyaya yayılır: “Paul öldü!” Dünya medyası bu durumu manşetlerden tartışır.Endişeleri gerçekten gidermek isteselerdi, basınla yapılacak herhangi bir söyleşi, söylentileri bitirmeye yeterdi. Tabii ki bu hiç bir zaman yapılmadı. Evde oturarak daha çok para kazandığında, evde oturursun. The Beatles söylentilerden sonuna kadar yararlandı ve kazancı milyonlar değerindeydi.
Ayrıca, yazarın iddiasına göre, The Beatles, söylenti yayılmadan birkaç sene öncesinden itibaren, çeşitli albüm kapaklarında ve müziklerinin içinde, Paul’ün öldüğünü ima eden, belli belirsiz görüntü ve sesler kullanmış. Zamanı gelince Paul McCartney insan içine çıkmaktan kaçınıyor ve hayranları Paul’ün öldüğüne inanmaya hazır halde bekliyor.
Grup: The Who, Albüm: Tommy
The Who grubunun Tommy isimli, sözde rock operası, 1975’te film olarak yayınlandı. ... İlk kez 1969’da yayınlanan aynı isimli albüm üzerine temelleniyordu....
Albüm tabii ki dinleyiciyi daha beş yıl önceden, ileride çıkacak film için programlıyordu. Tommy isimli albüm, piyasaya çıktığı ilk yıl, yaklaşık 2 milyon kopya satmıştı.
...
Tommy gibi bir olay, genellikle yetişkinler tarafından anlamsız bulunur ve gözardı edilir, bu özellikle, çocuklarına albümü alması için para veren aileler için böyledir.
...
1969 sonunda, 50 yetişkinle birlikte bir çalışma yapıldı. Çoğunun genç yaşta çocukları vardı. Katılımcılardan, kısaca ve anladıkları kadarıyla Tommy’nin hikayesinden ne anladıklarını yazmaları istendi. Albüm baştan sona çalındı. Albümü dinledikten sonra yüzlerinde şaşkın bir ifadeyle donakaldılar. Kimi beğendi, kimi beğenmedi, ama çoğunluğu ne hissettikleri konusunda net olamadılar. Kimse, “Tommy ne hakkında?” “Hikayenin anlamı nedir?” gibi basit sorulara genel hatlarıyla bile cevap veremedi.
Tommy, katılımcılar için bir kez daha çalındı, bu defa bir ekrana şarkı sözleri de müzikle beraber yansıtıldı. Böylece sözleri takip edebileceklerdi. Sonuç aynı oldu. Kimse hikayeyi çözemedi. Bununla birlikte, albümle ilgili hisler yoğunlaştı. Beğenenler daha çok beğendi, beğenmeyenler daha da beğenmedi, çekimserlerin sayısı azaldı.
...
Sonra, şarkı sözleri satır satır incelendi. Herkesçe kabul edilen bir açıklama bulunana kadar şarkı sözleri üzerinde duruldu.
...
Çalışmanın sonuçları, en azından şok edici, özellikle albümle hedeflenen kitlenin on üç on dokuz yaş arası yeniyetmeler olduğu düşünülürse.
Tommy’nin Anlamı
Tommy’nin annesi, kocası Birinci Dünya Savaşı’nda ölen bir hayat kadınıdır. Tommy’nin doğumundan sonra da hayat kadınlığına devam eder ve kendini pazarlayan adamla evlenir. Tommy, daha bir bebekken, annesi ve müşterilerin sevişmelerine tanık olur. Annesi ve üvey babası tarafından, defalarca, bu “saçma” anıları kafasından silmesi söylenmiştir. Gerçekte ne olduğunu unutarak, “gerçeği bilmek.”
Genç bir adamın ödipal imaları ve onun üvey babası, tabii ki, Shakespeare’in oyunu Hamlet’in temelidir. Şimdi durumu, üvey baba karakterini bir muhabbet tellalı yaparak biraz daha karmaşıklaştır.
Tommy, otistik, kör, sağır ve salak, tepkisiz ve olanlardan habersiz bir insana dönüşür. “Sessizce oturur, burnunu karıştırır ve gülümser, diliyle herşeyi dürter.”
Kuzeni Kevin, Tommy’e hayatı öğretir. Kevin kendini, “okulun kabadayısı, kopyacı, karşılaşabileceğin en iğrenç oyun arkadaşı” olarak tanıtır. Kevin, Tommy’nin yemeğine cam parçaları atar, koltuğuna çivi yerleştirir, parmaklarına iğne batırır, ayaklarıyla üzerinde gezinir, sandalyeye bağlar, ona ucube adını takar, kafasını suya bastırır ve güler, yağmur yağarken onu dışarıda bırakır ki üşütsün ve ölsün diye, sigarayla kolunu yakar, saçlarından tutup yerlerde sürükler ve Tommy’i merdivenlerden aşağı iter.
Bir eşcinsel olan Ernie Amca, Tommy yalnız kaldığında ona bakıcılık yapar. O sırada sarhoş olur ve bu otistik çocuğu taciz eder. Daha sonra, otistik Tommy, Asit Kraliçesi isimli bir arkadaşa bırakılır annesi tarafından. Asit Kraliçesi, Tommy’i her türlü uyuşturucu ve cinsellikle tanıştırır. ...
Tommy, sağır, salak ve kör bir ucube olarak, müthiş bir tilt oynama becerisi geliştirir. “Tilt makinesinin bir parçası olur.” Bir tilt sihirbazı olur çünkü makineden yayılan sesler, toplar ve yanıp sönen ışıklar dikkatini dağıtmaz. Oyunu “koklayarak” oynar.
Sonunda Tommy bir doktora götürülür. Doktor Tommy’nin görebildiğini, konuşabildiğini ve duyabildiğini keşfeder ama Tommy hissedemeyen bir makineye dönüşmüştür. Doktor, “Aynaya git çocuk!” der. Bu ayna, sadece ülküleştirilmiş hayalleri yansıtan Narcissus’un aynasıdır. Tommy, yüzeysel yansımasının derinlerini kurcalamaya kalkınca, yani gerçek kendini görmek isteyince, annesi ona saldırır. Çaresizlik içinde aynayı paramparça eder. Tedavi mucizevidir.
O andan itibaren, Tommy popüler olur, şaşkınlık ve heyecan yaratan biri haline dönüşür. Arkasında, bu yeni güçleriyle hipnotize olmuş takipçilerden oluşan, tahripkar bir kuyruk meydana gelir. ...
Tommy, DJ’lerle, korumalarla ve sadık hayranlarıyla çevrili, hakikati müjdeleyen bir şarkıcı olur. Sally isminde bir kız, Tommy’e delice aşık olur ve Tommy’nin verdiği vaazlardan birinde ona dokunmayı dener. Korumalar tarafından sahneden fırlatılır, yüzü kesilir, on altı dikiş atılması gerekir. Sally sonra bir rock müzisyeniyle evlenir. Tommy sonunda pek çok mürit tarafından takip edilen bir mesih olur, özgürdür artık. Ernie Amca tarafından işletilen, “tatilin sonsuza dek sürdüğü,” Tommy’nin Tatil Kampı’nı kurar. Toplumun yanılsamalarıyla böyle oynanması, herkesin Tommy aleyhine dönmesine sebep olur. Seyirciler “Seni terk ediyoruz!” diye bağırırlar. “Seni unutalım, böylesi daha iyi.” Tommy’nin kaderi, insanın iç dünyasını incelemek için, toplumsal yanılsamanın kırık aynasından içeri adım atan, Sokrates, Freud, McLuhan gibilerinin kaderiyle aynı olur.
Baskılama Mekanizması
Şarkı sözlerinin anlamı, saatler süren bir çalışma sonucu, yukarıdaki gibi açığa çıkınca, daha en baştan beri bu albümden hoşlanmayanlar, midelerinde bulanma hissediyorlar. Bazıları ruhsal çalkanlanma, bazıları kızgınlık, bazıları kandırılmaktan kaynaklanan öfke ve düş kırıklığı yaşıyor. Yazar şöyle devam ediyor:
Görünen o ki yeniyetmeler, bilinç düzeyinde net biçimde anlaşılamayan, bilinçaltı uyaranlarının tetiklediği duyguları satın alıyorlar. Çok azı sonunda şarkı sözlerinde olup biteni anlıyor ama bu bilişsel süreç haftalar hatta aylar alıyor. ... Pazarın ya da büyük bir bölümünün mesajı algılamasıyla, plak ticari anlamda ölüyor. Ama her zaman gözden düşen plağın yerini alacak yenileri çıkıyor.
Hikayeyi Anlatan Kim?
Kim, kime, ne söylüyor? Rock müzikte kullanılan şarkı sözlerinin en merak uyandıran yanlarından biri bu. Görünürde, erkek şarkıcılar daha fazla ve sıklıkla şarkıyı kızlara söylüyor gibi görünüyorlar. ...
Şarkıcılar ve söz yazarları, genellikle kendi hassasiyetlerini şarkıcının annesine yöneltiyorlar. Bu sembolik bir bilinçaltı tanımlamasıdır. Plakları satın alan kız böylelikle kendisini kahramanının annesiyle, farkında olmaksızın özdeşleştirir ki kahramanının taptığı ve sevdiği kişidir annesi. Erkek hayranlar, şarkıcının acılarını, farkında olmaksızın, kendi anneleriyle aralarında var olduğuna inandıkları sorunlarla ilişkilendirirler. Böylece, albümü çok beğenen kendi kız arkadaşını, şarkıcıdan kıskanmasını gerektirecek bir durum kalmaz.
Bu teknik milyonlarca satan kayıtlarda görülür, Elvis Presley’nin 1957 tarihli hiti bir bilinçaltı annesine yalvarır:
Boynuma bir zincir dola,
Ve bana her yerde öncülük et,
Oh senin tüylü oyuncak ayın olmama izin ver.
Bebek, her gece çevrende olmama izin ver,
Parmaklarını saçlarımda dolaştır,
Ve beni sıkıca kucakla.
Oh senin tüylü oyuncak ayın olmama izin ver.
...
Popüler müzikte sıkça kullanılan “bebek” ifadesi sıklıkla doğrudan anneliğe yapılan bir atıftır.
Yazının devamını görmek için tıkla...
Paylaş:
İlgili bağlantılar:
blog comments powered by Disqus









