Manyetik Mavi
Özüt : Bir Şeyin Özü
Navigation

Medya'nın Seks Sömürüsü - III - Şeytan

Bu yazının ilk bölümünü okumak için burayı tıkla



Media Sexploitation; toprağı bol olsun, Wilson Bryan Key’in 1976 yılında yayınladığı bir kitap. Okumak isteyenler
şurada İngilizcesini bulabilirler.

İlgimi çeken bölümleri paylaşmak istiyorum. Yazarın sözleri mavi dörtgenler içinde. Parantezler bana ait.

Yazının bu bölümü ünlü The Exorcist filmiyle ilgili. Hala bu filmi seyretmediysen ve seyretmeyi planlıyorsan, yazının devamını filmi seyrettikten sonra okumanı tavsiye ederim.





Bu yazı toplam 6 parçadan oluşuyor. Yazının tamamını, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak, PDF biçiminde bilgisayarına indirebilir, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan, dilediğin yerde okuyabilirsin:

The Exorcist: Şeytan


Çok meşhur bir film var, adı: The Exorcist. 1973 yapımı. Exorcist kelimesinin anlamı “bir yerden ya da bir insanın içinden, dua okuyarak kötü ruhları kovan kişi.” E bir filme de böyle uzun ve ansiklopedik bir isim verilemeyeceğine göre, Türkçe adı Şeytan olmuş. Belki “Cinci Hoca” da diyebilirlerdi, herhalde uygun bulunmadı :)

Film sinemalarda gösterildiği dönemde o kadar başarı sağlamış ki Metin Erksan yönetiminde bir de Türk versiyonu çekilmiş. Filmin posterinde, “Ey ahali duyduk duymadık deme” diyen bir tellal edasıyla şu ifadelere rastlıyoruz: “Amerika ve Avrupa’nın en büyük sinemalarında, aylardan beri büyük bir izdihamla oynatılan, romanı milyonlarca satan ve görenlerin büyük baygınlıklar geçirdiği en büyük hadise filmi.”

Birkaç sene önce, The Exorcist of Emily Rose isimli bir film sinemalarda gösterildi. O filmle karışmasın diye, The Exorcist’in DVD kapağını da paylaşmak istiyorum:




Film oldukça eski. İlk kez, 37 sene önce gösterime girmiş. Filmde kullanılan efektler günün teknolojisine göre epeyce yetersiz kalıyor. Buna rağmen; o eski efektler, halen ortalama bir seyircinin yüreğini hoplatma ihtimali taşıyor.

Bir sanat eseri olarak baktığımızda, özellikle kurgusu, bana göre muhteşem.

Yazar Wilson Bryan Key, filmde kullanılan ve bilinçaltına hitap eden yöntemleri masaya yatırıyor. Bilinçaltına yönelik resim ve seslerin filmin başarısında oynadığı rolü göstermeye çalışıyor. Yazarın anlattıklarını okumaya başlamadan önce, filmin hedef kitlesinin hristiyanlar olduğunu hatırlamakta fayda var. Film, hristiyan ahlakına göre yetişmiş bir seyirci için gerçekten çok daha ürkütücü oluyor.

Bir de, filmin hristiyanlık propagandası yaptığını düşünenler var ama gerçek bunun tam tersi.

Hazırlık Aşaması


The Exorcist filminin hedef kitlesi, bilinçaltı mesajlarıyla dolu bir duygusal yolculuk için, reklamlar yardımıyla önceden şartlanıyor: “The Exorcist bir romandan daha fazlası. Bedenin şeytanca ele geçirilmesinin kabus romanı. Filmi seyret! Başına gelebilecek en şaşırtıcı şey!”


Bayılanlar ve Kusanlar


Çok sayıda insan gerçekten bayıldı, bayılanlardan daha fazlası midesi bulantısı yaşadı, çok daha fazla sayıda seyirci kabuslar gördü. Bazı sinema çalışanları doktorlar tarafından bakıma alındı ve bazıları işlerini bıraktılar. Sinema hizmetlileri, midesi bulanan sinema seyircilerinin ki nedense çoğu erkekti, tuvalete bile gidemeden kustuğu yerleri temizlemek durumunda kaldı.


Ekşi Sözlük yazarları neler söylemiş bir bakalım:

- İlk izlediğimde tam iki ay doğru düzgün uyku uyuyamamıştım, yemin ediyorum.

- İlk izlediğimde on yaşımdaydım. Ödüm bokuma girdiydi. Halen tüylerim ürperiyor.

- Korkutucu sahnelerde, yanımdakinin kolunu sıkıp, olayı geçiştirmek için sırıttığım filmdir bu.


Tekrar yazara dönelim, neden bilinçaltını hedefleyen resim ve sesler kullanıldığını açıklıyor:

Bilinç düzeyinde algılanan ve böylesine yoğun bir duygusal rahatsızlığa sebep olabilecek bir uyaran yoktur denebilir. İnsanın bilinç seviyesindeki algısal savunma sistemi gayet organizedir ve kişiyi böyle rahatsız edici deneyimlerden korur.


Yasak Cinsellik ve Ölüm


Kişi, basında ya da televizyon reklamlarında bir bilinçaltı uyaranla karşılaştığında, genellikle içinde kaldığı durumun farkına varmaz. Genellikle yasak cinsellik ve ölüm konularını işleyen bu gizli mesajlar; bazı kişileri, daha sonra tepki göstermek üzere programlar. Bu hassas kişiler, birkaç hafta sonra, görmek üzere koşullandırıldıkları markayla bir süpermarkette karşılaşacaklardır. Süpermarkette görülen marka, satın alma eylemini tetikleyecektir. ... Tüketicilerin önemli bir bölümü ya ürünü satın alacaktır ya da ürünle bağlantılı rüya görecektir.






The Exorcist, filminde bilinçaltı resimlerin ve seslerin kullanıldığı bir gerçek. Yukarıdaki resimlere bakınca “Bu muymuş lan, çok korktum!” diyesi geliyor insanın ama çok kısa bir an içinde gösterilen bu resimleri belli bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor.

Bir mezbahada domuzlar kesilirken kaydedilen çığlıklar, üst üste bindirilmiş arı vızıltıları, bir cinsel ilişki sırasında kaydedilmiş izlenimi veren sesler ve daha neler, bunlar seyircinin psikolojisini kontrol altında tutmakla görevli, önemli detaylar.

İçine şeytan giren kız karakterini, çoğu seyirci domuza benzetmiş, bu da ilginç bir detay.

Filmi yeni görmüş, yaklaşık yüz kişiyle yapılan bir görüşme sonucunda, üçte birlik bir grubun bilinçaltına yönelik resimleri farketmediği anlaşıldı. Üçte birlik bir diğer grup resimleri görüp görmediği konusunda emin olamadı. Kalan üçte birlik grup resimleri farkettiğini söyledi. Yani, üçte ikilik bir grup bilinçaltı resimlerini bilinç düzeyinde algılamadı. Resimleri bilinç seviyesinde algılayanların bir çoğu, filmi seyrettikleri sırada yaşadıkları deneyimle başa çıkabilmek için kendilerini zorladıklarını söylediler. Belki de en ilginci, filmin en çok, gördüklerini baskılayan, sanki görmemiş gibi yapan bu son grup üzerinde duygusal patlama yaratıyor olması.


Gerilim, Endişe ve Korkular


Azımsanmayacak sayıda deneysel veri gösteriyor ki psikolojik gerilim, endişe, korku ve kuruntu, bilinçaltı ile bilinç arasındaki eşiği kontrol ediyor. Kişinin gerilimi yükseldikçe, bilinç düzeyindeki algısı giderek azalıyor ve bilinçaltı uyaranlara karşı daha duyarlı oluyor. Gerilim azaldıkça, bilinç düzeyinde algılanan bilgi artıyor ve bilinçaltı mesajlara karşı duyarsızlaşıyor. ...

Bu durum kolaylıkla gösterilebilir. Yatmadan önce, radyonun sesini ne yüksek, ne düşük olacak seviyeye getir. Işığı söndür ve yatağa uzan. Takip eden yarım saat içinde, sesi giderek azaltmak ihtiyacı hissedeceksin. Gevşeyip rahatladıkça, radyo sesi yükseliyormuş gibi gelecek. Yataktan kalkarsan, ışığı açarsan, odada yürürsen, göreceksin ki radyo sesi tekrar azalmış, anca işitiliyor.

Aşağıdaki “ölüm maskesi” film içinde sadece saniyenin 48’de birinde gösteriliyor, rahat olan herhangi birinin kolaylıkla bilinç düzeyinde algılayabileceği kadar uzun fakat, film seyircisinin gerilim ve endişe seviyesi, “ölüm maskesi” gösterilmeden hemen önce artırılıyor.




Örnekle Görelim :)


Mutlaka İngiliz Mentalist
Derren Brown'ı biliyorsundur. İnanılmaz ilginç gösteriler yapıyor. Toplantı isimli gösterisinde pek çok marifet sergiliyor. Her biri kendi içinde ilginç ama burada bizi ilgilendiren bölümü şu: Program boyunca duvarlarda, yerde, birkaç kez “Forget” yani “Unut” emrini gösteriyor izleyicilere.




Programın ortalarından sonra bir noktada, seyircilere bir açıklama yapıyor, aşağıdaki videoyu seyredelim, Türkçe altyazı var, altyazıyı görmek için, önce videoyu başlat, sonra video üzerine gel ve “subtitles” butonunu tıkla, ekrana gelen TR seçeneğini klikle:



Brown, hipnoz yapmadığını iddia etse de, gayet güzel hipnotize ediyor insanları. Aslında tekniği Wilson Bryan Key’in anlattığı gibi, hızlı ve aralıksız konuşuyor. Böylece seyirci üzerinde gerilim yaratıyor. Seyirci ne söylendiğini anlamaya çalışırken de bilinçaltı mesajları yerleştiriyor. İki yol izliyor, birincisi, “Unut” yazısını göstermek, diğeri, konuşması içinde bazı kelimeleri vurgulamak.

Sonuca bakalım mı? Programın sonunda insanlara soruluyor: “Ne hatırlıyorsun?”




Cinsel Sapmalar


Amerikan kültüründe şiddetle yasak olan çeşitli cinsel sapmalar, zekice filme yedirilmiş. Çocukların cinsel uyarı amaçlı kullanılması mesela, dikkatle filme yerleştirilmiş bir bilinçaltı teması oluyor, böylece seyirci bilinç düzeyinde bu yasak konuyla cebelleşmek zorunda kalmıyor. Bilinçdışı algı ... özellikle cinsellik ve ölümle ilgili yasaklanmış konularda daha duyarlı.

Filmde, içine şeytan giren kız, Regan, 12 yaşında. Kullandığı konuşma dili ve davranışları cinsel açıdan kışkırtıcı.


Belirsizlik


Yönetmen Friedkin, seyircisini sürekli bir belirsizlik ve gerilim içinde tutuyor. Belirsizliği takip edebilmek için gerekli konsantrasyonu sağlamaya çalışan seyirci, çoğu zaman bir tür hipnoz haline giriyor.


Subliminal Simgeler


Yaşlı rahip, Irak müzesindeyken, aniden duran duvar saatine doğru yürüdüğü sırada, masadaki çaydanlığın üzerinde pembe bir gül beliriyor. Peder Karras’ın annesinin evinde, duvar kağıtları pembe güllerle kaplı, aynı Regan’ın annesinin odasında görüldüğü gibi. ... Regan’ın halıya işediği sahnede, annesi elinde pembe bir gül tutuyor. ... Çiçekler, bitkinin üreme organları ve tabii ki ölüm ve yeniden doğuşu simgeliyor. Rönesans dönemi sanatında, çiçekler genellikle ruhu simgelemiştir.


Sesler


Yönetmen’in açıkça itiraf ettiği gibi, filmin işitsel arkaplanında çeşitli doğal sesler kullanılmıştır. Yönetmenin açıklamasına göre, bunlardan biri, kızgın, kışkırtılmış arıların sesidir. Bir kavanoz dolusu arıyı kışkırttıktan sonra, vızıldamaları kaydedilmiş ve sonra 16 farklı frekansta tekrar kaydedilerek, bu kayıtlar birleştirilmiş böylece bilinç düzeyinde algılanamayan çok etkili bir ses elde edilmiştir. ...

Neredeyse her insan arı vızıltısına isteri, korku ve yoğun endişe tepkisi vermektedir.


Filmin müzikleriyle birleştirilen bir diğer temel ses, boğazlanan domuzların dehşet dolu ciyaklamalarıdır. Çok az ses insanı bu derece dehşete düşürebilir. Bu ses neredeyse bütün insanları, hatta hayatında hiç domuz görmemiş, ciyaklamasını duymamış insanları bile etkiler.


Ses, herhangi bir grup insanı yönetmekte ve kontrol etmekte son derece önemlidir, konu sinema olduğunda daha da önemlidir. Meşhur yönetmen Alfred Hitchcock, çektiği gerilim filmleri için, sesin, görüntülerden daha önemli olduğunu söylemiştir.


Yazının devamını görmek için tıkla...

Paylaş:
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş FriendFeed'te paylaş MySpace'de paylaş Stumble'la Reddit'te paylaş Delicious'ta paylaş


İlgili bağlantılar:

blog comments powered by Disqus