Manyetik Mavi
Özüt : Bir Şeyin Özü
Navigation

Google Hikayesi

Birkaç sene önce Google Hikayesi isimli bir kitap okumuştum. Hem kendi bilgilerimi tazelemek hem de bu bilgileri paylaşmak adına kitapta işaretlediğim kısa bölümleri aşağıya alıyorum.


Bu yazı tek parçadan oluşuyor. Yazının tamamını, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak, PDF biçiminde bilgisayarına indirebilir, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan, dilediğin yerde okuyabilirsin:



Alıntılar mavi dörtgenler içinde. Diğer yazılar ve parantezler bana ait.

Kitap: Google Hikayesi


Yazarlar: David A. Vise ve Mark Malseed

Uzmanlar genellikle kişisel bilgisayarları tıpkı tost makineleri gibi görüyor, oysa Google bu bilgisayarları topluyor, doğru şekilde yerleştiriyor ve yüz binin üzerinde ucuz bilgisayarın verimini sürekli artırıyor. Bilgisayarları yeniden birleştiriyor, raflara diziyor, patentli yazılımını kullanıyor ve birbirine bağlıyor. Google, ucuz bilgisayarları birleştirerek muazzam bir hesaplama gücü elde ediyor.


(İki kurucudan biri olan) Brin, “Biz Google’ı biraz üniversite gibi işletiyoruz. ... Yüze yakın yeni projemiz var. Projelerimiz üzerinde az sayıda insan çalışsın isteriz, üç ya da dört mesela. Örneğin bazıları moleküler biyoloji alanında. Diğerleri donanım üzerine” diyor.




Google’ın kurucularını yetiştiren ve yukarıdaki resimde görülen üniversitenin adı Stanford. Okul başkanı şöyle diyor:

Okulumuzda girişimcileri ve riskli araştırmaları destekleyen bir ortam var. Böyle bir ortamda insanlar en önemli sorulara cevap ararlar. ... Burada insanlar, dünyayı etkileyecek bir şeyler yapmanın en iyi yolunun yazı yazmaktan değil, inandığınız teknolojiyi baş tacı edip, ondan bir şeyler çıkarmaktan geçtiğini gerçekten anlıyorlar. Burada öyle bir ortam var ki, insanlar kampüsten bir mil öteye gittiklerinde, şirketlere para sağlayan, nice deneyimlere sahip insanlarla konuşabiliyorlar.


Google’ın kurucuları Larry Page ve Sergey Brin’in hocası, o zamanlar 30 yaşında olan profesör Rajeev Motwani şöyle diyor:

(1990’ların ortalarında) “Arama yapmak pek hoş değildi doğrusu. Önünüze bir sürü saçma sapan sonuç çıkıyordu.” Motwani, o zamanlar yarışa katılan arama motoru Inktomi’yi bir sınava tabi tuttu. Arama kutusuna “Inktomi” yazdı. Arama motoru daha kendisini bulamıyordu.


Alıntı Yapmak Önemlidir


Kurucu Larry Page dikkat çekiyor:

Alıntı yapmak önemlidir. Nobel Ödülü alan insanların farklı 10.000 yazıdan alıntı yapmış olduklarını görebiliriz.


Yaratılan her yeni internet bağlantısı, yeni bir alıntı anlamına gelir. Fakat internetteki tüm alıntıları saymaya kalkarsanız ... bir dolu sorunla karşılaşırsınız. Herkes internet sitesi üretebilir, bu bilim edebiyatı değil. ... Mesela Yahoo kendi ana sayfasından size yöneldiyse bu çok büyük bir şey.


Tüm interneti indiriyoruz. ... Aslına bakarsanız indirdiğimiz tüm web sayfalarını depoluyoruz.


Tasarım


Google’ın ilk 20 çalışanından biri olan Marissa Mayer, işe alındığında patronu şöyle demiş:

Odama yeni fikirlerle gelmeyeceksin. Senin fikir üretme iznin yok. Senin işin veri almak.


Mayer, nasıl veri aldığını şöyle aktarıyor:

Google, 16 kişiyi davet etti. Şirketten de dört kişilik bir takım katılımcıların tepkisini ölçüyordu.

Her bilgisayarın başına iki kişi oturttuk. Böylece bizimle değil, birbirleriyle konuşacaklardı.

Bu kişilerden, saçma sapan bir soruya cevap aramaları istendi: “1994 Olimpiyatlarında en çok altın madalyayı hangi ülke almıştır?” Google’ın adresini yazarak, ana sayfanın açılışını beklediler. On beş saniye geçti, yirmi saniye, kırk beş saniye... Ne olduğunu anlayamamıştım. Katılımcıların işlerine karışarak deneyi bozmak istemiyordum. Sonunda kendimi tutamayıp neden beklediklerini sordum. “Sayfanın geri kalanının yüklenmesini bekliyoruz” dediler. ... Internet kıpırdayan, yanıp sönen, parıldayan ve maymunu yumruklamanızı isteyen o kadar çok şeyle doluydu ki, Google’ın boş ve temiz tasarımına bakarak, daha sayfanın yüklenmediğine karar vererek beklemeye başlamışlardı. Bu deneyimin ardından, sayfa altındaki telif hakkı uyarısı ve diğer yazıları kuvvetlendirmek gerektiği sonucuna vardık. Bunu yasal nedenlerden değil, kullanıcıya “Sayfa yüklendi, hadi aramaya başla” işareti vermek için yaptık.


Maliyet


90’ların sonunda, bilgisayarların yerleştirildiği veri merkezleri, harcanan elektriğe göre değil de kullanılan metrekare başına ücretlendirme yapmaya başladı. Google taktik değiştirip olabildiğince çok bilgisayarı üst üste yerleştirmeye karar verdi.


Şeytan Olma


Bu arada, yeri gelmişken, Google’ın “Şeytan Olma” sloganı pek çok kişi tarafından bilinir. “Şeytan Olma” deniyor ama “Melek Ol” da denmiyor :)

20 Mayıs 2010 tarihinde,
Hürriyet’te yayınlanan “İzinsiz Topladığın Bilgileri Bize Göster” başlıklı habere göre işin içine biraz şeytanlık karışmış gibi :) Haberin ilgili bölümünü aşağıya aldım:

Şifrelenmeyen kablosuz ağlara girerek kişisel bilgileri istemeden de olsa kaydettiğini itiraf eden Google, son dört yıldır farkında olunmadan gerçekleşen bu mahremiyet ihlalini kabullenerek özür diledi. Gönderilen e-maillerin ve kullanıcının ziyaret ettiği internet sitesi bilgilerinin elde edilmiş olabileceği belirtilirken, Google’ın sokak sokak gezerek Street View uygulaması için fotoğraf ve konum bilgileri kaydeden araçlardaki yazılımın, aracın geçtiği yerlerde şifresiz çalışan Wi-Fi yayınlarına bağlanarak o sırada o ağ üzerinden aktarılan bilgi parçacıklarını da aldığını tespit edildi.



Yüzde Yirmi Kuralı


(Google’da Araştırma Bilimcisi) Krishna Bharat, “İnsanlar önemli gördükleri veya kendi ürettikleri ya da tutkuyla üzerinde çalıştıkları konular üzerinde üretken olurlar.” diyordu. Mühendislerin bu yüzde yirmilik zamanı kullanma ve bekletme hakları vardı. Böylece bir ay boyunca kendi projeleri üzerinde çalışıyorlardı. “İnsanlar, öğle yemeklerinde kendi projelerinden bahsediyorlardı” diyor Bharat. “Sanki kendi küçük şirketlerinin tepe yöneticisiydiler. Akıllarına gelen fikir biraz olgunlaştı mı, bu sefer halka açık forumlarda anlatmaya başlıyorlardı.” Hiç kimse şirketin genel kuralları dışına çıkmıyordu.

“Google bu fikirlerin yüzde yirmilik zaman diliminde filizlenmesini, forumlarda çiçek açmasını sağlıyor, derken kimi fikirlere bütçe ayrılıyor ... İşin özüne bakarsanız bu harika bir değerler dizisi ve Google mühendislerinin yeni ürünler geliştirmesini sağlayan en büyük etken.”


Gmail


Gmail’i daha şık, daha kolay, daha ucuz ve daha üstün olsun diye çıkardılar. Google kullanıcılarını başka türlü etkileyemezlerdi ... Başkalarının verdiği kusurlu e-posta hizmetlerini kullanmaktan bıktıkları için Gmail’i geliştirdiler. Google’ın müthiş hesaplama gücüyle e-postalarda yaşanan sorunları tespit ettiler. Örneğin, diğer servislerde eski e-postaları açıp okumak imkansız değildi ama çeşitli zorluklar vardı. En büyük internet servis sağlayıcılarından olan AOL masraflarını azaltmak için otuz günlük e-postaları otomatik olarak siliyordu.


Bir insandan daha büyük belleğe ve çağrışım yeteneğine sahip bir bilgisayar sistemi, başkalarının konuşmalarını gizlice dinleyen bir insan kadar istilacıdır.


Halka Açılmak


Google’ın kurucuları Page ve Brin’in ceplerine girecek milyarlarca dolara ihtiyaçları yoktu, çünkü her ikisi de alçakgönüllü, orta dereceli bir hayat sürmekteydiler. Ayrıca zenginliğin, başarının göstergesi ya da skor tablosu gibi gösterilmesinden hoşnut değillerdi.

Silikon Vadisi’ndeki pek çok girişimcinin en büyük hayali halka açılmaktır. Halkın aşırı ilgisiyle karşılaşmayı, değerlerini parayla göstermeyi isterler. Google’ın patronları böyle düşünmüyorlardı. Gizli kalmayı ve özgür olmayı seviyorlardı. Şirketlerinin verimini sürekli yanlış ölçen analizcileri ve rakiplerini gördükçe mutlu oluyorlardı. Şirket kimseye borçlu olmadığı, kendi kendine yettiği ve bir sürü nakit parası olduğu için, daha fazla kazanmak amacıyla şirket hisselerini halka satma gereği duymuyorlardı.


Durum böyle olmasına rağmen, şirket, zamanında yatırım amaçlı ihtiyaç duyduğu 25 milyon doları veren yatırımcılarla anlaşmıştı. Bu anlaşma gereğince halka açılmaları gerekiyordu.

İlle halka açılacaklar ve pek sevdikleri gizliliklerinden vazgeçeceklerse, bunu kendi istedikleri gibi yapmakta kararlıydılar. ... Finans sistemi, kendi yaptıkları işle kıyaslanınca çok basit kalıyordu. ... Dolayısıyla halka açılmaları, finansçılar ne söylerse onu yapacakları anlamına gelmiyordu. ... Yepyeni bir maceraya atılacaklar, sorular soracak, yanıtlar alacak, doğru olduğuna karar verdikleri yolu izleyeceklerdi. Finansçılar aksini düşünse bile.


Wall Street fiyatları düşük tutuyordu. Halka açılmanın birinci günü, daha fiyatlar tavan yapmadan sevdikleri yatırımcılara haber verip, hisseleri ucuza almalarını sağlıyorlardı. Google böylesine çürümüş, çökmüş bir sistemin içine girmek istemiyordu.


Bu noktada Google, alışılmış halka açılma süreci yerine matematiksel eşitliklere dayanan kendi sistemini geliştirdi. Bu sistem sayesinde, en az beş hisse almak koşuluyla; zengin, fakir, güçlü, zayıf ayrımı olmadan herkes eşit koşullarda hisse sahibi olabilecekti.

Ben bu sistemi geliştirmelerinin ardında yatan sebebin yine özgürlük olduğunu tahmin ediyorum. Az sayıda, zengin ve güçlü insanın eline geçen hisseler, bu kişilere şirket üzerinde hak iddia etme imkanı verir. Bu durum Google’ın özgür kararlar almasını engelleyebilirdi. “Milyarlarca dolar gelecek, aman canım ne olacak!” denebilir. Denmesin daha iyi :) Kim gözünün içine bakarak büyüttüğü, beslediği, sevdiği, dünya şampiyonu yaptığı çocuğunu tehlikeye atmak ister ki? En iyisi gücü tabana yaymak, böylece güç, küçük öbekler halinde kalacağı için sorun çıkarma ihtimali en azından bir süre için düşük kalır.

Google, sıradan bir halka açılış sürecinde, sadece gizli kapılar ardında, birilerini zengin etmek amacıyla aktarılan bilgileri; internet üzerinden herkese duyurmaya karar verir.

Birdenbire, hayatlarında hiç borsaya girmemiş milyonlarca Google kullanıcısı, paraları yetiştiği kadar, az miktarlarda hisse almaya başladı.


Davacı: Yahoo, Davalı: Google


İddiaya göre, Google, Yahoo’nun reklam yayınlama sistemini kopyalıyor. Başka deyişle Yahoo’nun patent haklarını ihlal ediyor. Yahoo davacı oluyor.

Google, bu davayı sonlandırabilmek için Yahoo’ya 2.7 milyon hisse vermek zorunda kaldı. Dünya hiçbir zaman Google’ın bu reklam sisteminin ne kadarını kopyalamış olabileceğini öğrenemeyecekti.


Aşçının ve Yemeğin Önemi


O zamanlar Google’ın 45 elemanı vardı. ... Şirket 25 aşçıyla görüşmüş ve hepsini reddetmişti.

Ayers, “İçeri girip, şöyle bir mekana baktım. Küçük, eski, elektrikli ocağı olan bir mutfaktı,” diyordu. “Ben, ‘burayı gerçek bir mutfağa dönüştürmemiz lazım’ dedim. Onlar da; ‘Merak etme. Paranın satın alabileceği dünyanın en güzel mutfağı senin olacak’ dediler. Sergey, yemek servisi ve çalışanları işyerinde tutma konusunda inatçıydı. Böylece verimlilik artacaktı.”


Silikon Vadisi’nde, Google’daki yemeklerin çevredeki restoranların çoğundan daha güzel olduğu söylentisi geziniyordu.

... Google, web sitesinde, iş ilanlarının yanısıra bir mönü örneği koymuştu.


Konforlu Çalışma Ortamı


Banyolar muhteşemdi, tuvaletler dokunmatikti, oturduğunuz yerin altı dereceli ısı ayarı vardı.


Google çalışanları ve aileleri hallerinden memnundular. ... Star Wars’ın vizyona girdiği gün, hemen yanlarındaki sinemayı yirmi dört saatliğine kiralayıp, çalışanlarına bedava bilet dağıttıkları gün herkes mutluydu.


Büyük Savaş


Endüstri uzmanlarının çoğu, Microsoft ve Google’ı, yazılım stratejilerine ve ürünlerine bakarak değerlendirirken, asıl savaş sahnesini görmezden geliyorlardı. Asıl savaş, dünyanın en zeki teknoloji uzmanlarını işe almak ve çalıştırmak üzerineydi.


Google’da “Kuruculardan Ödüller” diye birşey geliştirdiklerini söyledi. Bu, en iyi fikirleri üreten küçük ekiplerden oluşan insanlara düzenli bir şekilde verdikleri birkaç milyon dolarlık hisse senedi ödülleriydi. Başka şirketlerde bu kadar büyük paraların ismi bile anılmazdı. Amaçlarının, yeniliklere açık insanların işi bırakmamasını sağlamak olduğunu söyledi. Diğer türlü işten ayrılmak isteyecek olan bu insanlar, fikirlerini de yanlarında götürmüş olacaklardı.


Reklamlar


Google kaynaklı reklamların gösterildiği internette gezinmek, otobanda hızla giderken, o an kafanızda ne varsa tabelalarda da onun yazdığını görmeniz gibi bir şeydi.


Gelecek


Google’ın büyüme potansiyeline etki eden şeyler elektriğin mevcudiyeti ve maliyetidir.

...

Biz herkesi kapsayacağız. Hala ağaçlara tırmanan, ilkel insanları bile. Tek sorun yeterli gücü bulmak ve gerekli aleti tasarlamak.


Arama motorlarının ustalığı, çeşitli veritabanlarını tarayıp, birbirleriyle ilişkilendirmesi ve güncellenmiş cevaplar sunması. Girişimci teknoloji şirketlerinin ya da büyümekte olan endüstriyel ve çevresel biyoteknoloji bölümlerinin izlemesi gereken bir yöntem.


Sıradaki yazıya devam et...

Paylaş:
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş FriendFeed'te paylaş MySpace'de paylaş Stumble'la Reddit'te paylaş Delicious'ta paylaş

blog comments powered by Disqus