Manyetik Mavi
Özüt : Bir Şeyin Özü
Navigation

Dune'un Çocukları

Frank Herbert’in meşhur Dune serisinin üçüncü kitabı: Dune’un Çocukları.


Bu yazı toplam 3 parçadan oluşuyor. Yazının tamamını, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak, PDF biçiminde bilgisayarına indirebilir, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan, dilediğin yerde okuyabilirsin:



İlgimi çeken bazı bölümleri kısaca paylaşmak istiyorum:

Oval yüzü asılmış, uçları zevk düşkünlüğünü gösterecek şekilde aşağı kıvrık olan geniş ağzı düz bir çizgi halini almıştı.


Başarılı bir dinin yüceltmesi gereken popüler tarih yanılsamaları şunlardır:

  • Kötüler asla refaha kavuşamaz
  • Yalnızca cesurlar adaleti hak eder
  • Dürüstlük en iyi politikadır
  • Eylemler sözlerden daha çok şey anlatır
  • Erdem her zaman zafer kazanır
  • İyi bir işin ödülü kendisidir
  • Her kötü insan ıslah edilebilir
  • Tılsımlar insanı iblisin istilasından korur
  • Antik gizemleri yalnızca kadınlar anlar
  • Zenginler mutsuzluğa mahkumdur



İster kurbanı olsun, ister faili, onun neleri yok ettiğini az ya da çok bir kez öğrenmiş olan herkes, gaddarlığı görünce tanır. Gaddarlığın hiçbir mazereti, hiçbir hafifletici nedeni yoktur. Gaddarlık geçmişi asla dengelemez ya da düzeltmez. Gaddarlık, sadece, geleceği daha fazla gaddarlıkla donatır. Kendi kendini ebedileştirir ... ensestin barbarca bir şeklidir. Her kim gaddarlık yapar, bunun yol açacağı gelecek gaddarlıkları da yapmış olur.


... tarihe inanma çünkü tarihi para yerine geçen şey neyse o yönlendirir.


Geniş bir halk kitlesinin, küçük ama güçlü bir kuvvet tarafından kontrol edilmesi, evrenimizde oldukça sık rastlanan bir durumdur. Ve bu geniş halk kitlesinin, onu koruyanlara saldırmasına yol açabilecek başlıca şartları biliyoruz:

  • Bir lider bulduklarında. Bu, güçlülere yönelik en geçici tehdittir; liderlerin kontrolünü ellerinde bulundurmaları şarttır.
  • Halk kitlesi zincirlerini fark ettiğinde. Halkın kör ve sorgulamayan bir kitle olmasını sağla.
  • Halk esaretten kurtulmak için bir umut gördüğünde. Onlar, böyle bir kurtuluşun mümkün olduğuna asla inanmamalıdırlar!


... hala milyonlarca hacı toplanıp geliyordu ve aralarından bazıları muhtemelen gerçek dindarlardı. Ama çoğu için, haccın, adanmışlığından başka nedenleri vardı. Çoğu zaman bu, gelecek için iyi bir teminattı, itaatkarlığı vurguluyordu ve kolayca servete dönüştürülebilen gerçek bir güç kazandırıyordu. Arrakis’ten dönen hacılar, evlerine yeni bir yetkeyle, yeni bir sosyal statüyle dönüyorlardı.


Kısa vadeli beklentiler, uzun vadede daima başarısızlığa uğrar.


“Eğer doğru söyleyenleri ortadan kaldırırsan, çevrende yalnızca senin ne duymak istediğini bilenler kalır” dedi Jessica tatlı bir sesle. “Kendi düşüncelerinin pis kokusu içinde çürümekten daha zehirli bir şey düşünemiyorum.”


Eğer bilincini yalnızca kendi haklılığına yoğunlaştırırsan, karşıt güçleri, seni yenmeye davet etmiş olursun. Bu yaygın bir hatadır.


Başlıca toplumsallaştırıcı kuvvetlerin tümünde, sözcüklerin kullanımı yoluyla güç kazanmaya ve bu gücü korumaya yönelik gizli bir hareket bulursunuz. Kabile büyücülerinden rahiplere, rahiplerden bürokratlara kadar hepsinde durum aynıdır. Yönetilen bir halk, güç sözcüklerini gerçek şeyler olarak kabul etmeye, sembolleştirilmiş sistemi somut evrenle karıştırmaya şartlandırılmalıdır. Böyle bir güç yapısının korunmasında, halkın, belirli sembolleri öğrenmesi engellenir: Mesela ekonominin idaresiyle ilgili olan ya da akıl sağlığının bölgesel yorumunu tanımlayan semboller. Bu şekilde bir sembol gizliliği, bölük pörçük alt dillerin gelişmesine yol açar; bu dillerin her biri bir sinyaldir ve kullanıcıları bir tür güç toplar. Bir güç sürecine yönelen bu sezgiyle, İmparatorluk Güvenlik Kuvvetimiz alt dillerin oluşumuna karşı her zaman tetikte olmalıdır.


Değişimin ritmini bulmalı ve değişikliklerle değişimin kendisi arasındaki farkı görmeliydi.


Geleceği etkileyen şimdi değildir, seni aptal, şimdiyi oluşturan gelecektir.


Barışla ilgili sorun şudur ki o, zekayı ödüllendirmek yerine hataları cezalandırmaya eğilimlidir.


İlgili bağlantılar:


Sıradaki yazıya devam et...

Paylaş:
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş FriendFeed'te paylaş MySpace'de paylaş Stumble'la Reddit'te paylaş Delicious'ta paylaş

blog comments powered by Disqus