Manyetik Mavi
Özüt : Bir Şeyin Özü
Navigation

Eflatun ya da Platon'un Devleti

Platon, ideal bir şehir devleti tasarlıyor. O şehri oluşturacak insanları belli kalıplara dökmeyi planlıyor. Bugün şehir devletleri yok ama yine, dünyayı çekip çeviren, yöneten bir sınıf, Platon’un deyişiyle koruyucular, yazar Alan Moore’un deyişiyle Watchmen; yani bir bakıma bekçiler mevcut :) Ve çocuklarına verdikleri eğitimin farklı olduğunu öğreniyoruz.

“Hikayecilerin başında durmak” yerine...
Devamını Gör...
Comments

Zihin Kontrolü - II

Telkinler, kişinin kendi tecrübeleriyle çelişiyorsa, kişinin bilinci bir başkası tarafından kontrol edilemez ama, bilinçaltı telkinle kontrol edilmeye açıktır. Bilinçaltı; beden fonksiyonları, durumları ve heyecanları üzerinde tam kontrol sahibidir. Hipnoz altındaki hastaların hiç acı hissetmeksizin ameliyat edildiği yüzlerce kez kayıtlara geçmiştir.

...

(
Reefer Madness isimli filmde kullanılan hipnoz tekniğiyle ilgili) Filmde kullanılan bir diğer hipnoz tekniği, filmin farklı yerlerinde, iki kare için ekranı bembeyaz yapmaktı. (Genellikle filmlerin her saniyesi için 24 kare resim gösterilir.) Bu yöntem seyircinin beyninde ilişkili dalgayı oluşturur. Böylece o sırada filmde duyulan ses seyircinin zihnine çapalanır. ... Seyirci için o sesi daha önemli kılar.

...

Propagandanın amacı halkın dikkatini belli “durumlara” çekmektir. Adolf Hitler, Kavgam isimli kitabında şöyle yazar: “İşin sırrı, herkesi ustalıkla bu durumun gerçek olduğuna ikna etmektir.” Hitler, etkili propagandanın prensiplerini açıklar: duygulara hitap edilmelidir; az sayıda noktaya temas edilmelidir; bu noktalar, herkes inanıncaya kadar defalarca tekrar edilmelidir. ... Kişinin bilinçaltına yerleşmeli ve orada çalışmalıdır. ... Propaganda, dikkati gerçek bilgiden uzaklaştırır ve yanlış olana yönlendirir. Sürekli tekrar, yanlış bilgiyi bilinçaltına gömer (kişiyi şartlar) ve şartlanmış kişi, yanlış bilgiyi doğru kabul eder.
Devamını Gör...
Comments

Zihin Kontrolü - I

Zihin kontrolünün ilk prensibi dikkati dağıtmaktır. ...

Herkes aynı düşüncelere sahip değildir ama düşünmeyi sağlayan beyin mekanizması herkes için aynıdır. Beynin yarısı, aynı bir bilgisayar gibi, her seferinde bir adım atarak ilerler. Bu bilinç olarak da tarif edilen, beynin sol tarafının çalışma biçimidir. Bilincin çalışma araçları kelimeler, resimler ve seslerdir. Bilinç bunları ayırır, değerlendirir, kabul veya reddeder. Bazen bir problem üzerinde ne kadar fazla çalışırsan, çözüm bulmaktan da o kadar uzaklaşırsın. Böyle olduğunda kararlarını hislerin üzerine temellendirirsin. Albert Einstein şöyle demiştir: “Evrenin temel yasalarını, mantığımı kullanarak anlamadım.” Sezginin gücü, bilinçaltının gücüdür. Beynin sağ yanı, sezgilerin, yaratıcılığın ve duyguların merkezidir.

...

(Beynin sol yanı) bilgisayar gibidir. Bilgisayara bilgi yüklersin ve bilgisayar bu bilgiyi kullanarak çalışır. Bilgisayara yüklenen bilgi yanlış olsa bile, bilgisayar bu yanlış bilgiye göre çalışmaya devam eder. Eğer sen kendine ya da bir başkası sana, hatalı bilgi verirse, bilinçaltı hafıza bankaları bu hatayı düzeltmez, sanki doğruymuş gibi bu bilgiye göre çalışır.

Bilinçli olarak düşünmeyi bıraktığında ve zihnin boşaldığında, tesire veya telkine kolayca kapılabileceğin bir zihin haline girersin.

Devamını Gör...
Comments

Medya'nın Seks Sömürüsü - V - Beatles

1968’de, o zamana kadar ki en başarılı albüm yayınlandı: Sergeant Pepper’s Lonely Hearts Club Band. Bu albüm, elektronik kayıt hileleri adına bir anıttı ve bir sanat eseriydi. Yapımcıların açıklamalarına göre, albüm üzerinde dört yüz saatten fazla stüdyo çalışması yapılmıştı. İlginçtir ki albüm modern hayatın çaresizlik, ümitsizlik, boşunalık, iki yüzlülük yanılsamalarını yansıtıyordu. Nelerden bahsedildiğini anlamayan aileler albümü: canlı, hafif ve hatta esprili buluyordu. Hayran kitlesinin çok azı bahsedilenleri bilinç düzeyinde algılayabiliyordu, söylenenler çoğunluğun bilinçaltına gidiyordu.


Yazara göre, albümde, insanların kendilerinden bile sakladıkları gerçeklerden ve gösteri işinden bahsediliyordu. Uyuşturucular anlatılıyordu. “Mandalina renginde ağaçlar ve portakal reçeli renginde gökler” gibi sözlerle, kullanıldığında sanrılar görmeye neden olan uyuşturuculara referans veriliyordu.
Devamını Gör...
Comments

Medya'nın Seks Sömürüsü - IV - Müzik

Kuzey Amerika kültürü görüntü merkezlidir. Amerikalılar; görsel biçim, hareket ya da hareketsizlik, derinlik yanılsaması ve diğer görsel deneyimleri, diğer kültürlerde olduğundan çok daha fazla önemserler. Mesela Ruslar, daha çok işitsel deneyimi önemser görünürler. Duyduklarına, gördüklerinden daha fazla önem verirler. Amerikalılar işitsel deneyimi ya yok sayarlar ya da önemsiz görürler, müziğin gücü ya da nüfuzundan haberleri olduğuna dair çok az delil vardır.

İki bin yıl önce, Devlet isimli eserinde
Platon (ya da Eflatun), popüler müzik için katı sansür istemiştir.
Devamını Gör...
Comments

Medya'nın Seks Sömürüsü - III - Şeytan

Çok meşhur bir film var, adı: The Exorcist. 1973 yapımı. Exorcist kelimesinin anlamı “bir yerden ya da bir insanın içinden, dua okuyarak kötü ruhları kovan kişi.” E bir filme de böyle uzun ve ansiklopedik bir isim verilemeyeceğine göre, Türkçe adı Şeytan olmuş. Belki “Cinci Hoca” da diyebilirlerdi, herhalde uygun bulunmadı :)

Film sinemalarda gösterildiği dönemde o kadar başarı sağlamış ki Metin Erksan yönetiminde bir de Türk versiyonu çekilmiş. Filmin posterinde, “Ey ahali duyduk duymadık deme” diyen bir tellal edasıyla şu ifadelere rastlıyoruz: “Amerika ve Avrupa’nın en büyük sinemalarında, aylardan beri büyük bir izdihamla oynatılan, romanı milyonlarca satan ve görenlerin büyük baygınlıklar geçirdiği en büyük hadise filmi.”Devamını Gör...
Comments

Medya'nın Seks Sömürüsü - II - Cinsellik

Oui dergisi, Playboy Yayınları’na ait.

Playboy dergisinde yayınlanan çıplak fotoğraflara oranla daha tutucu bir erkek dergisi. Aşağıda derginin 1973 yılı Ocak sayısının kapağını görüyoruz.




Yazar, okumaya devam etmeden önce yukarıdaki resmi iyice gözden geçirmemizi istiyor. Bu kapak resminde bize ters gelen bir şeyler var mı? Sen de bir bak istersen... Kendini özgür bırak.
Devamını Gör...
Comments

Medya'nın Seks Sömürüsü - I - Bilinçdışı

Media Sexploitation; toprağı bol olsun, Wilson Bryan Key’in 1976 yılında yayınladığı bir kitap. Okumak isteyenler şurada İngilizcesini bulabilirler.

İlgimi çeken bölümleri paylaşmak istiyorum. Yazarın sözleri mavi dörtgenler içinde. Parantezler bana ait.




Yukarıdaki reklam çok eski ve çok kötü taranmış. Detayları görmek zor. Yine de aşağı yukarı belli oluyor: Kadın modelin bikini altında, önünü kapatan bir fermuar var. Erkeğin mayosunda yok. Ayrıca, kumu yalayan dalgaların bıraktığı köpük belli belirsiz bir yüz meydana getiriyor. Yazara göre...

Devamını Gör...
Comments

Bıraktığım Yerden Hayatım - Sakıp Sabancı

Rahmetli Sakıp Sabancı’nın “... bıraktığım yerden Hayatım” isimli kitabını, özellikle biyografi okumayı sevenlere keyifle tavsiye ediyorum.

Koca bir ömür boyunca, zaten kendini ispat etmiş aklının süzgecinden geçirerek biriktirdiği, pek çok dersi ve anısını samimiyetle paylaşmış. Öğrenilecek ne çok şey var :) Bu bilgileri paylaştığı için kendisine teşekkür ediyorum. Allah rahmet eylesin.

Kitap yaklaşık 440 sayfa ve neredeyse her sayfası dolu. Ben buraya özellikle ilgilendiğim bölümleri aldım. Belki başkalarına da faydalı olur diye paylaşıyorum. Dediğim gibi, kitabı herkese tavsiye ediyorum.


Ben ölünce sahip olduğum maddi varlığın ne olacağını yakınlarım bilir. Zaten aile ilkesi olarak biz Sabancılar maddi varlığımızı hayattayken aile fertlerine dağıtırız. Kızlarım, karım neye sahip olduğunu bilir. Kimse kimsenin ölümünü bekleme durumunda kalmaz.
Babam Hacı Ömer’in tekrarladığı bir sözü vardı: “Hilekarlık ahmaklık, gurur eşekliktir.”
Devamını Gör...
Comments

Zenginler Nasıl Yaşar?

Forbes dergisine göre, yaklaşık 800 dolar milyarderi var. Birleşik Devletler birinci sırada yer alıyor ve onun ardından Almanya, Rusya, Japonya ve İngiltere geliyor.
Devamını Gör...
Comments

Ölüm Tohumları

Yazar F. William Engdahl’ın Ölüm Tohumları isimli kitabı, genetik biliminin nereden nereye geldiğini ve bu gelişmelerin insan hayatını nasıl doğrudan etkilediğini pek çok örnekle ve belgeyle gözler önüne seriyor.

Kitaptan ilgimi çeken bölümleri paylaşıyorum. Aslında tamamı ilgi çekici. Kitabı almanı tavsiye ederim.
Devamını Gör...
Comments

No Logo - IV - Seçenek Yok

Önce en yakın rakiplerinizin iki ya da üç katı büyüklüğünde mağaza inşa edin. Sonra rafları, satıcıları başka türlü mümkün olmayacak denli düşük fiyatlarla mal vermeye zorlayacak kadar çok niktarda ürün ile doldurun. Sonra mağazalardaki fiyatlarınızı öylesine düşürün ki, hiçbir küçük perakendeci ... rekabet edemesin.
Devamını Gör...
Comments

No Logo - III - Öğrenmenin Markalanması

Tüm öğrencilerin okula Coca Cola tişörtleri ile geldikleri, Coke yazısı oluşturan düzende fotoğraf çektirdikleri, Coca Cola yöneticileri tarafından verilen derslere katıldıkları, sınıflarında siyah ve baloncuklu her şeyi öğrendikleri bir resmi Coca Cola günü düzenlenmişti. Burası küçük bir markalama cenneti gibi görünüyordu, ta ki okul müdürü, on dokuz yaşındaki bir son sınıf öğrencisi ... “çirkin” bir meydan okuma ile, okula üzerinde Pepsi logosu bulunan bir tişörtle geldiğini fark edene kadar. Bu hakaretinden dolayı derhal uzaklaştırma cezası almıştı.
Devamını Gör...
Comments

No Logo - II - Marka Büyüyor

Aralık 1999’da Hilfiger, (Rolling) Stones’un “No Security” turnesi için reklam kampanyası başlatmasına kadar, marka ile kültürün içiçe geçmesi tam anlamıyla gerçekleşmemişti. Tam sayfa reklamlarda genç, parlak Tommy modelleri, yan sayfada yer alan Rolling Stones konserini “izlerken” görülüyordu. Grup üyelerinin resimleri, modellerin çeyreği kadardı. Bazı reklamlarda Rolling Stones görünmüyordu, Tommy modelleri kendi gitarları ile poz verirken görüntülenmişti. Tüm reklamlarda Stones’un ünlü kırmızı dilinin Tommy’nin kırmızı-beyaz-mavi bayrağının üzerinde görüldüğü karma bir logo yer alıyordu. Başlıkta “Tommy Hilfiger, Rolling Stones, No Security Turnesini Sunar” denirken, turne ayaklarının tarihi ya da adresleri görünmüyor, sadece Tommy mağazalarının adresleri yer alıyordu.

Diğer bir deyişle, bu, rock müziğine destek vermek değildi, medya danışmanının reklamları tanımladığı şekliyle “canlı reklam performansıydı.”

Kampanyanın tasarımından Hilfiger’ın, Rolling Stones da olsa, başka birinin gösterisini satın almakla ilgilenmediği açıkça belli oluyordu. Gösteri, Tommy markasının gerçek rock and roll özünü başarıyla yansıtan bir fon oluşturuyordu; Hilfiger’ın müzik dünyasında sadece sponsor olarak değil oyuncu olarak yer edinme projesinin bir parçasıydı, tıpkı Nike’ın spor dünyasında elde ettiği yer gibi.
Devamını Gör...
Comments

No Logo - I - Yeni Markalı Dünya

Omnicom Group kıdemli reklam yöneticisi David Lubars sanayinin yol gösterici prensibini çoğundan daha içtenlikle dile getirmektedir. Ona göre, tüketiciler “hamamböcekleri gibidir; ilaçlarsınız, ilaçlarsınız ve bir süre sonra bağışıklık kazanırlar.”
Bu düşüş eğiliminden koşarak çıkan şirketler daima değer yerine pazarlamayı tercih etmiş olanlardı: Nike, Apple, Body Shop, Calvin Klein, Disney’s, Levi’s ve Starbucks. ... Onlar için, görünen ürün sadece gerçek üretimin yani markanın yerini dolduruyordu. ... Şirket kültürleri o denli sıkı ve soyuttu ki, dışarıdan insanlara erkek yurdu, tarikat ve sanatoryum arasında bir çizgideymiş gibi görünüyordu.

Devamını Gör...
Comments

Google Hikayesi

Şeytan Olma


Bu arada, yeri gelmişken, Google’ın “Şeytan Olma” sloganı pek çok kişi tarafından bilinir. “Şeytan Olma” deniyor ama “Melek Ol” da denmiyor :)

20 Mayıs 2010 tarihinde,
Hürriyet’te yayınlanan “İzinsiz Topladığın Bilgileri Bize Göster” başlıklı habere göre işin içine biraz şeytanlık karışmış gibi :) Haberin ilgili bölümünü aşağıya aldım:

Şifrelenmeyen kablosuz ağlara girerek kişisel bilgileri istemeden de olsa kaydettiğini itiraf eden Google, son dört yıldır farkında olunmadan gerçekleşen bu mahremiyet ihlalini kabullenerek özür diledi. Gönderilen e-maillerin ve kullanıcının ziyaret ettiği internet sitesi bilgilerinin elde edilmiş olabileceği belirtilirken, Google’ın sokak sokak gezerek Street View uygulaması için fotoğraf ve konum bilgileri kaydeden araçlardaki yazılımın, aracın geçtiği yerlerde şifresiz çalışan Wi-Fi yayınlarına bağlanarak o sırada o ağ üzerinden aktarılan bilgi parçacıklarını da aldığını tespit edildi.
Devamını Gör...
Comments

Ben, Claudius

Robert Graves’in kitabı “Ben, Claudius” en sevdiğim kitaplardan biridir.

Kitapta ilgimi çeken bazı bölümleri kısaca paylaşmak istiyorum, parantezler bana ait:

Birkaç gece sonra, bir şölende, birdenbire deli gibi gülmeye başladı. Kimse anlamadı neden güldüğünü. Yanında oturan iki Konsül, lutfedip espriyi kendileriyle paylaşmasını rica ettiler. Buna daha da çok güldü Caligula: Gözlerinden yaşlar fışkırdı. “Hayır,” dedi kahkahadan tıkanarak, “işin püf noktası o. Sizin hiç komik bulmayacağınız bir espri. Düşündüm ki, kafamın bir işaretiyle ikinizin de gırtlağını kestirebilirdim şuracıkta. Ona gülüyordum.”

Bir rahip Caligula’ya bir yavru boğa kurban etmek üzereydi. Alışılagelen yöntem, rahip yardımcısının boğaya bir taş baltayla vurup sersemletmesi, sonra da rahibin hayvanın gırtlağını kesmesiydi. Caligula rahip yardımcısı kılığında geldi ve her zamanki soruyu sordu: “Vurayım mı?” Rahip, “Vur,” deyince de baltayı güm diye rahibin kafasına indirdi.
Devamını Gör...
Comments

Dune'un Çocukları



Frank Herbert’in meşhur Dune serisinin üçüncü kitabı: Dune’un Çocukları.

İlgimi çeken bazı bölümleri kısaca paylaşmak istiyorum:

Başarılı bir dinin yüceltmesi gereken popüler tarih yanılsamaları şunlardır:

  • Kötüler asla refaha kavuşamaz
  • Yalnızca cesurlar adaleti hak eder
  • Dürüstlük en iyi politikadır
  • Eylemler sözlerden daha çok şey anlatır
  • Erdem her zaman zafer kazanır
  • İyi bir işin ödülü kendisidir
  • Her kötü insan ıslah edilebilir
  • Tılsımlar insanı iblisin istilasından korur
  • Antik gizemleri yalnızca kadınlar anlar
  • Zenginler mutsuzluğa mahkumdur

... tarihe inanma çünkü tarihi para yerine geçen şey neyse o yönlendirir.
“Eğer doğru söyleyenleri ortadan kaldırırsan, çevrende yalnızca senin ne duymak istediğini bilenler kalır” dedi Jessica tatlı bir sesle. “Kendi düşüncelerinin pis kokusu içinde çürümekten daha zehirli bir şey düşünemiyorum.”
Geleceği etkileyen şimdi değildir, seni aptal, şimdiyi oluşturan gelecektir.
Devamını Gör...
Comments

Dune Mesihi

Frank Herbert’in Dune serisinin ikinci kitabı Dune Mesihi’nden bazı kısa alıntılar yapıyorum:

Güçlü duyguların ilk kurbanı akıldır.
İnsanlar sevgiyle ilgilenmez, sevgi çok karmaşıktır. Onlar despotizmi tercih eder.
Devamını Gör...
Comments

Dune - Çöl Gezegeni




Diyebilirim ki Frank Herbert’in, Dune serisi okuduğum en iyi romanlar içinde yer alıyor. Herbert’in zihni ışıl ışıl parlıyor.

Dune evreni, Bahar isimli bir maddenin çıkarıldığı Dune gezegeni çevresinde dönüyor. Petrol, dünya gezegeni için ne kadar değerliyse, Dune evreni için bahar aynı değerde.

Petrol, dünya için ne değerde bir bakalım; Amerikalı bilgin
Richard Duncan’a göre:

Taşımacılığın yaklaşık yüzde doksan beşi petrolden elde edilen yakıtlar kullanılarak yapılıyor. Ayrıca, çıkarılan petrolün yüzde ellisini taşımacılık sektörü tüketiyor. Başka hiçbir enerji kaynağı, verimlilik açısından petrolün yanına yaklaşamıyor: Bir varil petrol, günde 12 saat çalışan tarım işçisinin, bir senede harcadığı enerjiye denk enerji veriyor. Şu an için bir varil ham petrol 77.35 ABD Doları.

Petrolün yüzde ellisini taşımacılık sektörü kullanıyor, peki diğer yüzde elli nerede kullanılıyor?

Bilgisayar kasaları petrolden üretiliyor. Market raflarında gördüğümüz ambalajlar petrolden üretiliyor. Diş fırçası petrolden üretiliyor. Şampuan içinde petrol var. Çocuk oyuncakları, çöp torbası, çöp bidonu, çamaşır yumuşatıcısı, televizyon kumandası, bazı mobilyalar, arabaların neredeyse tüm iç aksamı, asfalt yollar, araba lastikleri, pimapen pencereler, hastane sarf malzemeleri, ilaçlar, deterjanlar, pet şişeler, günlük hayatımızı oluşturan maddelerin neredeyse tamamı petrol ve yan ürünlerinden üretiliyor.

Bir de işin gıda boyutu...
Devamını Gör...
Comments