Arastirmalar
Zihin Kontrolü - II
29/07/10 03:11
Telkinler, kişinin kendi tecrübeleriyle çelişiyorsa, kişinin bilinci bir başkası tarafından kontrol edilemez ama, bilinçaltı telkinle kontrol edilmeye açıktır. Bilinçaltı; beden fonksiyonları, durumları ve heyecanları üzerinde tam kontrol sahibidir. Hipnoz altındaki hastaların hiç acı hissetmeksizin ameliyat edildiği yüzlerce kez kayıtlara geçmiştir. ...
(Reefer Madness isimli filmde kullanılan hipnoz tekniğiyle ilgili) Filmde kullanılan bir diğer hipnoz tekniği, filmin farklı yerlerinde, iki kare için ekranı bembeyaz yapmaktı. (Genellikle filmlerin her saniyesi için 24 kare resim gösterilir.) Bu yöntem seyircinin beyninde ilişkili dalgayı oluşturur. Böylece o sırada filmde duyulan ses seyircinin zihnine çapalanır. ... Seyirci için o sesi daha önemli kılar.
...
Propagandanın amacı halkın dikkatini belli “durumlara” çekmektir. Adolf Hitler, Kavgam isimli kitabında şöyle yazar: “İşin sırrı, herkesi ustalıkla bu durumun gerçek olduğuna ikna etmektir.” Hitler, etkili propagandanın prensiplerini açıklar: duygulara hitap edilmelidir; az sayıda noktaya temas edilmelidir; bu noktalar, herkes inanıncaya kadar defalarca tekrar edilmelidir. ... Kişinin bilinçaltına yerleşmeli ve orada çalışmalıdır. ... Propaganda, dikkati gerçek bilgiden uzaklaştırır ve yanlış olana yönlendirir. Sürekli tekrar, yanlış bilgiyi bilinçaltına gömer (kişiyi şartlar) ve şartlanmış kişi, yanlış bilgiyi doğru kabul eder. Comments
Zihin Kontrolü - I
29/07/10 03:11
Zihin kontrolünün ilk prensibi dikkati dağıtmaktır. ...Herkes aynı düşüncelere sahip değildir ama düşünmeyi sağlayan beyin mekanizması herkes için aynıdır. Beynin yarısı, aynı bir bilgisayar gibi, her seferinde bir adım atarak ilerler. Bu bilinç olarak da tarif edilen, beynin sol tarafının çalışma biçimidir. Bilincin çalışma araçları kelimeler, resimler ve seslerdir. Bilinç bunları ayırır, değerlendirir, kabul veya reddeder. Bazen bir problem üzerinde ne kadar fazla çalışırsan, çözüm bulmaktan da o kadar uzaklaşırsın. Böyle olduğunda kararlarını hislerin üzerine temellendirirsin. Albert Einstein şöyle demiştir: “Evrenin temel yasalarını, mantığımı kullanarak anlamadım.” Sezginin gücü, bilinçaltının gücüdür. Beynin sağ yanı, sezgilerin, yaratıcılığın ve duyguların merkezidir.
...
(Beynin sol yanı) bilgisayar gibidir. Bilgisayara bilgi yüklersin ve bilgisayar bu bilgiyi kullanarak çalışır. Bilgisayara yüklenen bilgi yanlış olsa bile, bilgisayar bu yanlış bilgiye göre çalışmaya devam eder. Eğer sen kendine ya da bir başkası sana, hatalı bilgi verirse, bilinçaltı hafıza bankaları bu hatayı düzeltmez, sanki doğruymuş gibi bu bilgiye göre çalışır. Bilinçli olarak düşünmeyi bıraktığında ve zihnin boşaldığında, tesire veya telkine kolayca kapılabileceğin bir zihin haline girersin.
Medya'nın Seks Sömürüsü - V - Beatles
28/07/10 03:11
1968’de, o zamana kadar ki en başarılı albüm yayınlandı: Sergeant Pepper’s Lonely Hearts Club Band. Bu albüm, elektronik kayıt hileleri adına bir anıttı ve bir sanat eseriydi. Yapımcıların açıklamalarına göre, albüm üzerinde dört yüz saatten fazla stüdyo çalışması yapılmıştı. İlginçtir ki albüm modern hayatın çaresizlik, ümitsizlik, boşunalık, iki yüzlülük yanılsamalarını yansıtıyordu. Nelerden bahsedildiğini anlamayan aileler albümü: canlı, hafif ve hatta esprili buluyordu. Hayran kitlesinin çok azı bahsedilenleri bilinç düzeyinde algılayabiliyordu, söylenenler çoğunluğun bilinçaltına gidiyordu. Yazara göre, albümde, insanların kendilerinden bile sakladıkları gerçeklerden ve gösteri işinden bahsediliyordu. Uyuşturucular anlatılıyordu. “Mandalina renginde ağaçlar ve portakal reçeli renginde gökler” gibi sözlerle, kullanıldığında sanrılar görmeye neden olan uyuşturuculara referans veriliyordu. Devamını Gör...
Medya'nın Seks Sömürüsü - IV - Müzik
25/07/10 20:54
Kuzey Amerika kültürü görüntü merkezlidir. Amerikalılar; görsel biçim, hareket ya da hareketsizlik, derinlik yanılsaması ve diğer görsel deneyimleri, diğer kültürlerde olduğundan çok daha fazla önemserler. Mesela Ruslar, daha çok işitsel deneyimi önemser görünürler. Duyduklarına, gördüklerinden daha fazla önem verirler. Amerikalılar işitsel deneyimi ya yok sayarlar ya da önemsiz görürler, müziğin gücü ya da nüfuzundan haberleri olduğuna dair çok az delil vardır.İki bin yıl önce, Devlet isimli eserinde Platon (ya da Eflatun), popüler müzik için katı sansür istemiştir.
Medya'nın Seks Sömürüsü - III - Şeytan
24/07/10 03:11
Çok meşhur bir film var, adı: The Exorcist. 1973 yapımı. Exorcist kelimesinin anlamı “bir yerden ya da bir insanın içinden, dua okuyarak kötü ruhları kovan kişi.” E bir filme de böyle uzun ve ansiklopedik bir isim verilemeyeceğine göre, Türkçe adı Şeytan olmuş. Belki “Cinci Hoca” da diyebilirlerdi, herhalde uygun bulunmadı :)
Film sinemalarda gösterildiği dönemde o kadar başarı sağlamış ki Metin Erksan yönetiminde bir de Türk versiyonu çekilmiş. Filmin posterinde, “Ey ahali duyduk duymadık deme” diyen bir tellal edasıyla şu ifadelere rastlıyoruz: “Amerika ve Avrupa’nın en büyük sinemalarında, aylardan beri büyük bir izdihamla oynatılan, romanı milyonlarca satan ve görenlerin büyük baygınlıklar geçirdiği en büyük hadise filmi.”Devamını Gör...
Film sinemalarda gösterildiği dönemde o kadar başarı sağlamış ki Metin Erksan yönetiminde bir de Türk versiyonu çekilmiş. Filmin posterinde, “Ey ahali duyduk duymadık deme” diyen bir tellal edasıyla şu ifadelere rastlıyoruz: “Amerika ve Avrupa’nın en büyük sinemalarında, aylardan beri büyük bir izdihamla oynatılan, romanı milyonlarca satan ve görenlerin büyük baygınlıklar geçirdiği en büyük hadise filmi.”Devamını Gör...Medya'nın Seks Sömürüsü - II - Cinsellik
22/07/10 03:11
Oui dergisi, Playboy Yayınları’na ait.
Playboy dergisinde yayınlanan çıplak fotoğraflara oranla daha tutucu bir erkek dergisi. Aşağıda derginin 1973 yılı Ocak sayısının kapağını görüyoruz.

Yazar, okumaya devam etmeden önce yukarıdaki resmi iyice gözden geçirmemizi istiyor. Bu kapak resminde bize ters gelen bir şeyler var mı? Sen de bir bak istersen... Kendini özgür bırak.Devamını Gör...
Playboy dergisinde yayınlanan çıplak fotoğraflara oranla daha tutucu bir erkek dergisi. Aşağıda derginin 1973 yılı Ocak sayısının kapağını görüyoruz.

Yazar, okumaya devam etmeden önce yukarıdaki resmi iyice gözden geçirmemizi istiyor. Bu kapak resminde bize ters gelen bir şeyler var mı? Sen de bir bak istersen... Kendini özgür bırak.Devamını Gör...
Medya'nın Seks Sömürüsü - I - Bilinçdışı
22/07/10 03:11
Media Sexploitation; toprağı bol olsun, Wilson Bryan Key’in 1976 yılında yayınladığı bir kitap. Okumak isteyenler şurada İngilizcesini bulabilirler.
İlgimi çeken bölümleri paylaşmak istiyorum. Yazarın sözleri mavi dörtgenler içinde. Parantezler bana ait.

Yukarıdaki reklam çok eski ve çok kötü taranmış. Detayları görmek zor. Yine de aşağı yukarı belli oluyor: Kadın modelin bikini altında, önünü kapatan bir fermuar var. Erkeğin mayosunda yok. Ayrıca, kumu yalayan dalgaların bıraktığı köpük belli belirsiz bir yüz meydana getiriyor. Yazara göre...
Devamını Gör...
İlgimi çeken bölümleri paylaşmak istiyorum. Yazarın sözleri mavi dörtgenler içinde. Parantezler bana ait.

Yukarıdaki reklam çok eski ve çok kötü taranmış. Detayları görmek zor. Yine de aşağı yukarı belli oluyor: Kadın modelin bikini altında, önünü kapatan bir fermuar var. Erkeğin mayosunda yok. Ayrıca, kumu yalayan dalgaların bıraktığı köpük belli belirsiz bir yüz meydana getiriyor. Yazara göre...
Devamını Gör...
Ölüm Tohumları
19/07/10 03:11
Yazar F. William Engdahl’ın Ölüm Tohumları isimli kitabı, genetik biliminin nereden nereye geldiğini ve bu gelişmelerin insan hayatını nasıl doğrudan etkilediğini pek çok örnekle ve belgeyle gözler önüne seriyor.Kitaptan ilgimi çeken bölümleri paylaşıyorum. Aslında tamamı ilgi çekici. Kitabı almanı tavsiye ederim.Devamını Gör...
No Logo - IV - Seçenek Yok
24/06/10 03:11
Önce en yakın rakiplerinizin iki ya da üç katı büyüklüğünde mağaza inşa edin. Sonra rafları, satıcıları başka türlü mümkün olmayacak denli düşük fiyatlarla mal vermeye zorlayacak kadar çok niktarda ürün ile doldurun. Sonra mağazalardaki fiyatlarınızı öylesine düşürün ki, hiçbir küçük perakendeci ... rekabet edemesin. No Logo - III - Öğrenmenin Markalanması
24/06/10 03:11
Tüm öğrencilerin okula Coca Cola tişörtleri ile geldikleri, Coke yazısı oluşturan düzende fotoğraf çektirdikleri, Coca Cola yöneticileri tarafından verilen derslere katıldıkları, sınıflarında siyah ve baloncuklu her şeyi öğrendikleri bir resmi Coca Cola günü düzenlenmişti. Burası küçük bir markalama cenneti gibi görünüyordu, ta ki okul müdürü, on dokuz yaşındaki bir son sınıf öğrencisi ... “çirkin” bir meydan okuma ile, okula üzerinde Pepsi logosu bulunan bir tişörtle geldiğini fark edene kadar. Bu hakaretinden dolayı derhal uzaklaştırma cezası almıştı. No Logo - II - Marka Büyüyor
24/06/10 03:11
Aralık 1999’da Hilfiger, (Rolling) Stones’un “No Security” turnesi için reklam kampanyası başlatmasına kadar, marka ile kültürün içiçe geçmesi tam anlamıyla gerçekleşmemişti. Tam sayfa reklamlarda genç, parlak Tommy modelleri, yan sayfada yer alan Rolling Stones konserini “izlerken” görülüyordu. Grup üyelerinin resimleri, modellerin çeyreği kadardı. Bazı reklamlarda Rolling Stones görünmüyordu, Tommy modelleri kendi gitarları ile poz verirken görüntülenmişti. Tüm reklamlarda Stones’un ünlü kırmızı dilinin Tommy’nin kırmızı-beyaz-mavi bayrağının üzerinde görüldüğü karma bir logo yer alıyordu. Başlıkta “Tommy Hilfiger, Rolling Stones, No Security Turnesini Sunar” denirken, turne ayaklarının tarihi ya da adresleri görünmüyor, sadece Tommy mağazalarının adresleri yer alıyordu.Diğer bir deyişle, bu, rock müziğine destek vermek değildi, medya danışmanının reklamları tanımladığı şekliyle “canlı reklam performansıydı.”
Kampanyanın tasarımından Hilfiger’ın, Rolling Stones da olsa, başka birinin gösterisini satın almakla ilgilenmediği açıkça belli oluyordu. Gösteri, Tommy markasının gerçek rock and roll özünü başarıyla yansıtan bir fon oluşturuyordu; Hilfiger’ın müzik dünyasında sadece sponsor olarak değil oyuncu olarak yer edinme projesinin bir parçasıydı, tıpkı Nike’ın spor dünyasında elde ettiği yer gibi.
No Logo - I - Yeni Markalı Dünya
24/06/10 03:11
Omnicom Group kıdemli reklam yöneticisi David Lubars sanayinin yol gösterici prensibini çoğundan daha içtenlikle dile getirmektedir. Ona göre, tüketiciler “hamamböcekleri gibidir; ilaçlarsınız, ilaçlarsınız ve bir süre sonra bağışıklık kazanırlar.”
Bu düşüş eğiliminden koşarak çıkan şirketler daima değer yerine pazarlamayı tercih etmiş olanlardı: Nike, Apple, Body Shop, Calvin Klein, Disney’s, Levi’s ve Starbucks. ... Onlar için, görünen ürün sadece gerçek üretimin yani markanın yerini dolduruyordu. ... Şirket kültürleri o denli sıkı ve soyuttu ki, dışarıdan insanlara erkek yurdu, tarikat ve sanatoryum arasında bir çizgideymiş gibi görünüyordu.
Devamını Gör...


