Televizyon Bir Uyuşturucudur
Bu yazı tek parçadan oluşuyor. Yazının tamamını, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak, PDF biçiminde bilgisayarına indirebilir, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan, dilediğin yerde okuyabilirsin:
Televizyon bağımlılık yaratıyor fakat zihinleri uyuşturmak yerine uyardığı kesin. Belki de aşırı uyarılmaktan yorulan sinir uçları “meme yaptığı” için bir zihin uyuşması gerçekleşiyor :)
“Look at me,” “bana bak” anlamına geliyor. Renkler, harfler, sesler hızla akıyor. Öyle hızlı ki gerçekten ne olduğunu anlayabilmek için videoyu durdurmak, bir soluklanmak gerekiyor. Her ne kadar bugün teknoloji elverse de, halen çoğu evde yayını keyfe göre durdurup devam ettirecek altyapı yok. Amaç, o zihinsel karmaşa anlarında mesajı seyircinin bilinçaltına yerleştirmek.
Merakla seyrettiğimiz diziyi kaçırmak istemiyorsak, reklamları bile seyretmek durumunda kalabiliriz.
Dizilerin içine de reklam yerleştirilemez mi? Dizinin kendisi de, mesela belli bir yaşam tarzının reklamını yapıyor olamaz mı?
Behlül Sandalyesi Yok Satıyor
Hürriyet gazetesinde yayınlanan bir habere göre, “Behlül sandalyesi yok satıyor.” Aşkı Memnu isimli diziden bahsettiğimizi söylemeye bile gerek yok.
Sandalye üreticisi, “Dizileri artık daha dikkatli izliyorum. Özellikle kadınlarımız dizi ve dekorasyon dergilerinden çok etkileniyor ve bu ürünleri evlerinde de görmek istiyorlar” diyor.
Bir de işin bilinçaltı boyutu var. Şu an okuduğun bu satırı okumakta olduğunun bilincindesin. Bilinç düzeyinde bu bilgiye sahipsin. Bilinçaltı, varlığından bile haberdar olmadığımız bir bölgeye denk geliyor. Yani, bilmediğimizi bilmiyoruz. İşte medya aslında bu bölgeye yayın yapıyor.
Ekşi Sözlükten bir alıntı:
“Çocukluğumdan beri pek televizyon izlemem ben. Varsa yoksa bilgisayar yani. Senesini hatırlamıyorum ama tam bu Asmalı Konak dizisinin ülkeyi içten içe kemirdiği zamanlar. Dayımla acıkmışız, hadi dışarıya lahmacun yemeye gidelim dedik. Sokaklarda araba yok Asmalı Konak yüzünden. tüm insanlar zum olmuş evlerinde televizyona. Neyse, geldik lahmacuncuya iki tane istedik. Adamın bize ilk lafı ‘Siz de mi asmalı konak izlediniz?’ Pek anlamadık. ‘yok ya ne alaka?’ falan dedik. Lahmacuncu ne dese beğenirsiniz, dizide bunlar lahmacun mu yiyorlarmış, konağa lahmacun mu gelmiş ne; bir anda tüm mahalleden lahmacun siparişi yağmış. Çok rahat bir ‘çüş’ dediğimi hatırlıyorum. Dizinin amacı insanları lahmacuna özendirmek değil açık olarak ama gördüğünüz gibi en temel isteklerimiz bile kolayca nasıl manipüle ediliyor. Hem de istenilmeden!”
Hangi simgelere dikkat etmemiz gerektiğini bilirsek, bu simgelerle örülen anlamları da belki biraz olsun görebiliriz.
Küçük bir örnekle başlayalım, zaman içinde pek çok film ve müzik videosuna değinme imkanı bulacağız inşallah.
KFC reklamı:
Reklam kısaca, bu kötü ekonomide bir dolar ne alabilir ki sorusunu takiben ürünü ekrana getiriyor. Seyirciyi temsil eden adamın KFC fırsatlarından haberi yok, uyandırılıyor. Şapur şupur yemeğine gömülen adam diyor ki “kendimi ‘varlıklı’ hissediyorum.” Sonraki kareler süratle kayarak oradan giriyor, buradan çıkıyor, görüntülerdeki detayları yakalamak zor ama işte orada: Sandviç içindeki yeşilliğin üzerinde bir dolarlık banknot var.
Amerikan ABC televizyonu bu reklam serisini ahlaki açıdan yanlış bularak yayınlamayı reddediyor.
Meğer KFC bir yarışma düzenlenmiş, o bir doları ve benzeri diğer mesajları yakalayanlar çeşitli ödüller kazanacaklarmış. Peki ya kampanyadan haberi olmayanlar ya da umursamayanlar ne olacak? Onlar, bilinçaltı düzeyinde sandviçi parayla ilişkilendirecekler. İzleyici hafiften uyarıldı, yemeğine yumulan adam gayet anlaşılır bir vurguyla “wealthy” kelimesini diğer kelimelerden ayırarak sinyali gönderdi. Biraz sonra gösterilecek kareler için belli bir algı yarattı. “Wealthy,” malı mülkü olan zengin kimse anlamına geliyor.
Türkiye’de Bilinçaltı Reklamcılığı
Bu tür reklamlar sadece Amerika’da mı yapılıyor?
Pek sanmıyorum, en azından Milliyet gazetesinin video sitesinde yer alan şu haberi seyredelim. Haberin onyedinci saniyesinde bir an için mavi, turuncu bir görüntü görünüp kayboluveriyor. Videoyu durdurup bakınca esrarlı görüntünün TeknoSA reklamı olduğunu görüyoruz. Bir bilinçaltı reklamcılığı denemesi. Görünüşe göre haber Star televizyonunda yayımlanmış ama bilinçaltı reklamcılığı televizyon kanalının mahareti mi yoksa gazetenin mi bilemiyoruz.İyi de bu yöntemler işe yarıyor mu? Hayır, kimse böyle iki kare görüntüyü müzik eşliğinde seyretmekle bir ürünün “hayranı olmuyor.” ve... Evet, işe yarıyor, hem de nasıl.
İngiliz Reklamcılar Komploya Kurban Gidiyor
Ünlü İngiliz mentalist Derren Brown, iki profesyonel reklamcıya iş veriyor. Belli bir konuda reklam tasarlamalarını istiyor. Masanın üzerine program sonunda açılmak üzere, kapalı bir zarf bırakıyor. Verilen süre bittiğinde Derren Brown geliyor, reklamcıların tasarladıklarına bakıyor ve zarfı açıyor. Reklamcıların tasarımda kullandıkları ögeler Brown’ın zarftan çıkardığı kağıtta görülüyor. Bakalım Brown bu numarayı nasıl yapıyor:
Reklamcıları ofise götürmeden önce şehirde şöyle bir dolaşıyorlar. Aslında yolda görecekleri irili ufaklı pek çok bilinçaltı mesajı, dikkatle etrafa yerleştirilmiş durumda. Reklamcıların bu mesajlardan haberleri yok. Sonuç? Yine de bu mesajlardan etkileniyorlar.
Sıradaki yazıya devam et...









