Manyetik Mavi
Simgeler ve Desenler
Navigation

Lady Gaga - Bad Romance - I

Öncelikle şunu söyleyeyim: Hepimiz bir rüya aleminde yaşıyoruz. Bunu hatırlamak önemli. Biraz sonra aktaracağım fikirler ya da parçalar, doğrudan benim rüya alemimden parlayıp, yazıya dönüşecek ve senin rüya alemine ışınlanacak. Söyleyeceklerimi doğru ya da yanlış olarak etiketlemeden önce bunu hatırlayalım.

Seni hiç tanımadığım halde, sen diye hitap ettiğim için beni mazur gör. Yeni tanıştığım kişilere; belli bir samimiyet oluşuncaya kadar, “sen” yerine “siz” demek adetimdir :) Gel gör ki “siz” aynı zamanda çoğul ama biliyorum işte, şu an tek başına bilgisayar ekranı başında oturmuş, bu yazıyı okuyorsun. Doğrudan sana konuştuğumu bil diye “sen” kullanmayı tercih ediyorum.



Okumaya devam etmeden önce şu iki yazıyı görmeni isterim:




Bu yazı toplam 3 parçadan oluşuyor. Yazının tamamını, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak, PDF biçiminde bilgisayarına indirebilir, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan, dilediğin yerde okuyabilirsin:



Şimdi Lady Gaga’ya ya da benim rüya alemime ışınladığı fikirlerin yansımasına ve çağrışımlarına geçebiliriz :)




Analiz: Müzik


Önce “Bu çalan nedir?” diye dikkat kesiliyorum. Barok dönemi andıran bir melodi, eski ve paslı bir müzik kutusundan yayılırcasına kulaklarıma hücum ediyor.

Özellikle son yıllarda yabancı kelime öğretilmesi konusunda yapılan bazı araştırmalar, “Barok” müzik eşliğinde yabancı kelimelerin çok hızlı ve kalıcı öğrenildiğini göstermiştir. Çünkü belli ölçülerde olan barok müzik dinlendiğinde beyin sakinleşmekte ve bir bakıma alfa dalgası ortamına girmektedir. Alfa dalgası* ortamında bilinçaltı öğrenme kanalları açılmakta, bu durum da, öğrenme potansiyelimizi artırmaktadır.

...

Tekrar sırasında bilginin (
şarkı sözleri) sesli olarak okunması ve karşınızda biri varmış gibi anlatılması hafıza gücünüze ilave bir katkı sağlamaktadır. Yine okunan bilgilerin şekilsel olarak özetinin çıkarılması (müzik videosu) görsel hafıza merkezini de etkileyerek hatırlama gücümüzü olumlu yönde etkilemektedir. Hatta bilginin fiziksel bir hareket (mesela dans figürleri) veya davranışla birlikte öğrenilmesi işleri daha da kolaylaştırmaktadır.

Melik Safi Duyar’ın Accelerated Word Memory Power isimli kitabından alıntı. Vurgular ve parantezler bana ait.


(*Alfa dalgası,) Beynin düzenli bir elektrik faaliyetidir. Rüya görürken, vücut salıverilmiş gevşek durumdayken ve zihin sakinken ortaya çıkar. Gözleri yumduktan sonraki saniyelerde gerçekleşir. Mantıklı düşünme, (ve) fiziksel faaliyet alfa dalgasını durdurur. Kendimizle meşgul olduğumuzda alfa, çevremizle meşgul olduğumuzda ise beta durumuna geçiyoruz.

Ekşi Sözlük’ten. Parantezler bana ait.


Barok müziğin durmasıyla, enerji yüklü bir ses, zihnimi bir anda ele geçiriyor. Melodi kancasını bilincime takıyor ve çekip hayal alemine götürüyor. Bu olanları farketmem birkaç saniye alıyor. Müziği neden dinlediğimi hatırlıyorum :) Analiz etmek için, hayaller aleminde gezmek için değil.

Gaga’nın müziği her zamanki gibi çok iyi, tabi popüler müzik standartlarında konuşuyorum.

Belki sen de benim gibi, Lady Gaga’yı seviyor olabilirsin ve kaç yaşındasın bilmiyorum ama Gaga’nın çekirdek hayran kitlesi ya da tabanı, yürümeyi daha yeni öğrenmiş bebeklerle başlıyor, yeniyetmelik yaşlarından üniversite öğrencilerine kadar uzanıyor. Her yaştan hayranı var. Yine de gerçek hayranlar, ya da Gaga’yı hayatlarının merkezine yerleştirenler, daha genç yaşlardan çıkıyor. Zombi yaşken eğiliyor :) Gaga’nın adı yeni konuşmayı öğrenen bir bebeği andırıyor.



Bir tanıdığımla sohbet ediyoruz. Dokuz aylık kızı yanımızda, ağlıyor. “Hadi, televizyondan bir bebek kanalı açalım” diyoruz, böylece rahatça konuşabileceğiz.

Kanalı açıyoruz, bebek susuyor. Biraz önce fıldır fıldır çevresini tarayan, ilgi bekleyen bebeğin gözleri; ekrana kilitleniyor. Çıt çıkmıyor.

Biraz bakıyorum televizyona, son derece basit çizgilerle aktarılmış sıradan bir oturma odası. Bir masa ve üzerinde bir televizyon kumandası. Kumanda bize yaklaşıyor. Cihazın İngilizce ismi söyleniyor. Kumanda ters dönüyor, arkasındaki pil bölmesi üzerindeki kapak aşağı kayıyor, pilleri görüyoruz. Piller kumandadan çıkıyor, İngilizce pil kelimesinin karşılığını duyoruz. Bu böyle sürüp gidiyor.

O odanın içinde, günlük hayatta kullandığımız televizyon ve müzik seti gibi eşyaların temel bileşenleri; bu genç “tüketiciye” sırayla tanıtılıyor. Renkler canlı, animasyon ve müzik sakin. Ninni gibi. İşte bebek bu “programı” büyük bir ilgiyle alıyor. (Matrix filminde, Neo da Kung-Fu programını almıştı :)



Analiz: Şarkı Sözleri


Biliyorum, insanlar için şarkı sözleri çok önemli. Yadırgamıyorum, normal karşılıyorum. Sabahın köründe uyanıp, akşam eve posası çıkmış halde dönen birisi için, istese bile yüzlerce sayfalık kitapları, domino taşları gibi devirmek büyük bir lüks. Böylece şarkılar, çeşitli fikirleri; kitaplardan çok daha hızlı bir biçimde, ama sadece özet halde dinleyiciye ulaştıran bir ortam oluyor. Oluyor da şarkı sözlerini anlamak kolay değil :)

Aklı başında bir varlığın yazması, konuşması yada işitmesi ayıp olacak saçmalıklar, aynı aklı başında kişi tarafından şarkı biçiminde söylenebilir yada zevkle dinlenebilir.

Aldous Huxley


Şarkının sözleri aşağı yukarı şöyle, çeviriyi yaparken elimden geldiğince kelimelerin popüler anlamlarını seçtim, ama çok ilginç başka anlamları da var. Oraya sonra geleceğiz:

Oh, kötü bir romansa yakalandım.
Oh, kötü bir romansa yakalandım.

Rah, rah, ah, ah, ah,
Roma, roma, ma,
Gaga, ooh la la,
Senin kötü romansını istiyorum.

Çirkinliğini istiyorum, hastalığını istiyorum.
Bedava olduğu sürece senin her şeyini istiyorum.
Aşk, aşk, aşk, aşkını istiyorum.

Dramanı istiyorum, elinin o dokunuşunu,
Çivili deri öpücüğünü o kumda istiyorum.
Aşkını istiyorum.
Aşk, aşk, aşk, aşkını istiyorum.
Aşk, aşk, aşk, aşkını istiyorum.

Biliyorsun ki seni istiyorum.
Ve biliyorsun ki sana ihtiyacım var.
Onu çok fena istiyorum, kötü romans.

Aşkını istiyorum, intikamını istiyorum
Sen ve ben kötü bir romans yazabilirdik.
Aşkını istiyorum ve tüm aşkın intikamdır.
Sen ve ben kötü bir romans yazabilirdik.

Oh, kötü bir romansa yakalandım.
Oh, kötü bir romansa yakalandım.

Rah, rah, ah, ah, ah,
Roma, roma, ma,
Gaga, ooh la la,
Senin kötü romansını istiyorum.

Dehşetini istiyorum, tasarımını istiyorum.
Çünkü sen benim olduğun sürece bir suçlusun.
Aşkını istiyorum.
Aşk, aşk, aşk, aşkını istiyorum.

Manyaklığını istiyorum, dikey bastonunu istiyorum.
Seni arka penceremde istiyorum, bebek, sen hastasın.
Aşkını istiyorum.
Aşk, aşk, aşk, aşkını istiyorum.
Aşk, aşk, aşk, aşkını istiyorum.

Biliyorsun ki seni istiyorum.
Ve biliyorsun ki sana ihtiyacım var.
Çünkü ben bir ucubeyim bebek.
Onu çok kötü istiyorum, kötü romans.

Aşkını istiyorum, intikamını istiyorum
Sen ve ben kötü bir romans yazabilirdik.
Aşkını istiyorum ve tüm aşkın intikamdır.
Sen ve ben kötü bir romans yazabilirdik.

Oh, kötü bir romansa yakalandım.
Oh, kötü bir romansa yakalandım.

Rah, rah, ah, ah, ah,
Roma, roma, ma,
Gaga, ooh la la,
Senin kötü romansını istiyorum.

Rah, rah, ah, ah, ah,
Roma, roma, ma,
Gaga, ooh la la,
Senin kötü romansını istiyorum.

Yürü, yürü, moda, bebek.
Çalış onu, hareket ettir o şeyi, çılgın.
Yürü, yürü, moda, bebek.
Çalış onu, hareket ettir o şeyi, çılgın.

Yürü, yürü, moda, bebek.
Çalış onu, hareket ettir o şeyi, çılgın.
Yürü, yürü, moda, bebek.
Çalış onu, hareket ettir o şeyi, çılgın.

Aşkını istiyorum, intikamını istiyorum.
Sen ve ben kötü bir romans yazabilirdik.
Aşkını istiyorum, intikamını istiyorum.
Aşkını istiyorum, arkadaş olmak istemiyorum.

Hayır, arkadaş olmak istemiyorum.
Oh, kötü bir romansa yakalandım.
Arkadaş olmak istemiyorum.

Kötü romansını istiyorum.
Oh, kötü bir romansa yakalandım.
Kötü romansını istiyorum.

Aşkını istiyorum, intikamını istiyorum
Sen ve ben kötü bir romans yazabilirdik.
Aşkını istiyorum ve tüm aşkın intikamdır.
Sen ve ben kötü bir romans yazabilirdik.

Kötü romansını istiyorum.
Oh, kötü bir romansa yakalandım.
Kötü romansını istiyorum.
Kötü romansını istiyorum.
Oh, kötü bir romansa yakalandım.

Rah, rah, ah, ah, ah,
Roma, roma, ma,
Gaga, ooh la la,
Senin kötü romansını istiyorum.


Şimdi bu sözler çok boyutlu bir şifre gibi, çöz çözebilirsen :) Bir denemeye değer.

Önce, “romans” ne ki, kötüsüne yakalanıyor Gaga?

Türk Dil Kurumuna göre, “Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.” Besbelli Lady Gaga’nınki bundan değil :) Yoksa “senin sekiz hecelik dizelerden oluşmuş kötü İspanyol şiirine yakalandım” demiş olabilir mi? Sanmıyorum :) Başka ne anlamları var bu kelimenin İngilizcede?

  • Roma’ya özgü. (Pinggg, bir ampul yandı.)
  • Katolik Roma Kilisesi’ne Aziz Pavlus’un yolladığı mektup. (Pinggg, ikinci bir ampul yandı.)

Kötü Romans


Aziz Pavlus’un mektuplarını okumak istediğimizde, İncil’i okumak durumunda kalıyoruz. Şarkıyla bağlantılı olma ihtimalini yüksek gördüğüm iki bölümü paylaşmak istiyorum:

Günahkarların, Tanrı Egemenliği’ni miras almayacağını bilmiyor musunuz? Aldanmayın! Ne fuhuş yapanlar, Tanrı’nın Egemenliği’ni miras alacaktır, ne puta tapanlar, ne zina edenler, ne oğlanlar, ne oğlancılar, ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne sövücüler, ne de soyguncular.

Pavlus’tan Korintlilere Birinci Mektup, 6:9-10


Çünkü biliyoruz ki, Yasa doğrular için değil, yasa tanımayanlarla asiler, tanrısızlarla günahkarlar, kutsallıktan yoksunlarla kutsala karşı saygısız olanlar, anne ya da babasını öldürenler, katiller, fuhuş yapanlar, oğlancılar, köle tüccarları, yalancılar, yalan yere ant içenler ve sağlam öğretiye karşıt olan başka ne varsa onlar için konmuştur.

Pavlus’tan Timoteos’a Birinci Mektup, 1:9-10


Kalın harflerle vurguladığım bölümler mutlaka dikkatini çekmiştir. Neden vurguladım? Şarkı sözlerinde biraz ileri sarıp, ilgili bölüme bakalım, Gaga aşağıdaki sözleri söylerken şu sahneyi görüyoruz, kameranın pozisyonuna ve el hareketlerine dikkat:



Manyaklığını istiyorum, dikey bastonunu istiyorum.
Seni arka penceremde istiyorum, bebek, sen hastasın.
Aşkını istiyorum.


Yeterince açık mı? Böylece romans kelimesi de bir anlam kazanıyor. Romansın iyisi, Aziz Pavlus’un söylediği gibiyse, kötüsü nasıl olur? Tam tersi :)

Eğer işin içinde yukarıdaki şarkı sözleri olmasaydı, “kötü romansı” Roma ya da Vatikan ya da katolik hristiyanlık karşıtı, kısaca, hristiyan bakış açısıyla “Şeytan” gibi değerlendirirdim. Sanırım o anlamı da ikinci bir boyut olarak mevcut çünkü, şarkı sözlerini, Gaga sanki Şeytan’la konuşuyormuş gibi düşünüp, okuyunca, anlamından bir şey kaybetmiyor.

Hatırlatmak istiyorum: Bunlar Lady Gaga’nın şarkı sözleri. Ben kendimden hiçbir şey katmadım. Tüm yaptığım “romans” kelimesinin anlamlarına bakmak, bu anlamların referanslarını takip etmek ve okuduklarımı tersine çevirerek “Kötü Romans”ın anlamını çıkarmak, “kötü romansı” belli bir bakış açısına göre iyisinden ayırmak.

Tekrar bir gözden geçirelim. Gaga’nın gerçek hayranları ki milyonlarca insandan bahsediyoruz, yukarıdaki şarkı sözlerini ezbere bilmekle kalmayacak, kelimelerin tüm olası anlamlarını da internetten arayıp, bulup, analiz edeceklerdir. Bu arada ben hristiyan değilim ama hayranların çoğunluğu hristiyan, İncil bağlantılarını kolaylıkla bulup aralarında özel sohbet konusu yapacaklardır ;)


İlham Kaynağı


Gaga, bir konser sırasında, bir hayranının adını söylüyor, teşekkür ediyor. O hayranı daha sonra şöyle anlatıyor:

O gün çok ağladım. Samimiyetle söylüyorum hayatımda hiç o kadar mutlu olmamıştım. Gaga benim taptığım insan. Her konuda o benim ilham kaynağım.


Şimdi bazı Gaga hayranlarının ki en fazla 10, 12 yaşında çocuklar bunlar, çektiği Bad Romance klibine bakalım:



Yukarıdaki videonun kendisi de başlı başına bir analizi hak ediyor ama burada duracağım.



Gaga, Dramanı İstiyor


Burada da bir sorun var, sorun olduğunu; sözleri okumuş olduğum halde anlamayışımdan, bir seri sözlük karıştırmak zorunda kalacağımdan çıkarıyorum :) Ne diyordu Gaga:

Dramanı istiyorum, elinin o dokunuşunu,
Çivili deri öpücüğünü o kumda istiyorum.
Aşkını istiyorum.


İngilizcesi de şöyle,
okunuşunu duymak için tıkla:

I want your drama, the touch of your hand,
I want your leather studded kiss in the sand.
I want your love.


Amerikan ordusunda, zorlu eğitim sırasında sızlanan yeni erlere söylenen bir söz var: “
Save the drama, for your mama!” ya da “Dramanı annene sakla.” Bu açıdan bakınca, Gaga bir “ana sıcaklığı” göstermiş oluyor hayranlarına ama hepsi bu kadar değil gibi görünüyor yine :)

İngilizce Drama kelimesinin kökü, eski Yunan’dan geliyor: “yapmak, harekete geçmek, icra etmek.”

O zaman şöyle oluyor:

I want your drama = “Hareketini istiyorum, yaptığını istiyorum, icra etmeni istiyorum” oluyor.

Gaga, Deri Çivili Öpücüğünü O Kumda İstiyor


Dil bizimle yaşayan bir varlık. Resmi sözlüklerdeki anlamları genellikle dilin geçmişini yansıtıyor. Güncel anlamları da görebilmek için Ekşi Sözlük, ya da İngilizce, Şehir Sözlüğü gibi kaynaklara göz atmak gerekiyor.

Gaga şöyle diyor:


Şimdi, “
studded leather” şöyle bir şey:



Şehir Sözlüğü’ne göre, eskiden
punkların kullandığı bir takı. Şimdilerde Emo’lar (Emotional Punk) kullanıyormuş, punk dönemi sonrasına ait olduklarını vurgulamak için. Stud bir bakıma kemer çivisi demek ama piramit biçimli olanlarından bahsediyoruz.

Tamam, “studded leather” yukarıdaki gibi de, “leather studded kiss” nasıl? “Piramit çivili deri öpücük” olabilir mi? Diyelim ki öyle, neden Gaga bunu “o kum içinde” (in the sand) istiyor?

İngilizce, Şehir Sözlüğü yine yardımımıza koşuyor, “sand” kelimesi, “biri tarafından kadınlık organına sokulan, kötü ruh haline ve tahrişe neden olan herhangi bir şey” anlamında. Bu durumda, “çivili deri öpücük” büyük ihtimalle bir cinsel obje ya da seks oyuncağı. Zaten Gaga bu sözleri söylediği sırada eli nereye gidiyor bir bak.


Toplayalım


Kelimeleri bu anlamlarıyla Türkçeye çevirdiğimizde şöyle oluyor:
Hareketini istiyorum, elinin o dokunuşunu,
Deri çivili seks oyuncağını oramda istiyorum.
Aşkını istiyorum.



Gaga, Hastalık İstiyor


Gaga ne diyordu? “Çirkinliğini istiyorum, hastalığını istiyorum, bedava olduğu sürece herşeyini istiyorum.” Bahsi geçen hastalık su çiçeği değil herhalde :) Yukarıdaki bağlamda okuyunca, “AIDS bile olsan gel” gibi bir anlam çıkarıyorum.

Görüldüğü gibi, birinci, yüzeysel ve maddi boyut tamamıyla cinsel. Daha ileri gitmek istemiyorum. İpuçlarını verdim, isteyen araştırmaya devam edebilir. İkinci boyutu, işin içine görüntüleri de katarak ikinci bölümde analiz edeceğim.

İkinci bölümü okumak için tıkla...

Paylaş:
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş FriendFeed'te paylaş MySpace'de paylaş Stumble'la Reddit'te paylaş Delicious'ta paylaş


İlgili bağlantılar:


blog comments powered by Disqus