<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" 
    xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
    xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
    xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
    xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
    xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">
	<channel>
<title>Manyetik Mavi : &#xd6;b&#xfc;r D&#xfc;nya : RSS</title><link>http://manyetikmavi.com/index.php</link><description>&#xd6;b&#xfc;r D&#xfc;nya : Etkile&#x15f;imli Roman</description><dc:language>tr</dc:language><dc:creator>Manyetik Mavi</dc:creator><dc:rights>Copyright 2010 Manyetik Mavi</dc:rights><dc:date>2011-03-09T03:04:00+02:00</dc:date><admin:generatorAgent rdf:resource="http://www.realmacsoftware.com/" />
<admin:errorReportsTo rdf:resource="mailto:Manyetik Mavi" /><sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
<sy:updateBase>2000-01-01T12:00+00:00</sy:updateBase>
<lastBuildDate>Fri, 04 Jun 2010 18:02:48 +0300</lastBuildDate><item><title>7 - M&#xfc;zisyen</title><dc:creator>Manyetik Mavi</dc:creator><category>Roman</category><dc:date>2011-03-09T03:05:00+02:00</dc:date><link>http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/007-muzisyen.php#unique-entry-id-9</link><guid isPermaLink="true">http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/007-muzisyen.php#unique-entry-id-9</guid><content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:19px; ">Merhaba. Adım G&ouml;kdal İnce. Ben bir m&uuml;zisyenim. Elbette bu ger&ccedil;ek adım değil. &Ouml;yle şeyler anlatacağım ki, kimliğimi a&ccedil;ık etmeye cesaret edemiyorum. Sonra neler olur bilinmez ve tabii ki bunları yayınlamayı hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Kendimi g&uuml;venceye almak i&ccedil;in, kamerayla kendimi kaydetmeye ve g&uuml;vendiğim insanlara saklamaları i&ccedil;in g&ouml;ndermeye karar verdim. <br /><br />Derler ki, askerler k&ouml;pek, sanat&ccedil;ılar kedi sever. Benim de bir kedim var. Şu anda i&ccedil;eriden bana sesleniyor. Ne diyordum, ha evet, her şey yıllar &ouml;nce başladı.<br /><br />Oldum olası m&uuml;ziğe yatkın olmuşumdur. Aileden gelen bir şey herhalde. Dedem &ccedil;ok g&uuml;zel ud &ccedil;alardı. Annemin piyanoda &ccedil;aldığı melodileri dinleyerek b&uuml;y&uuml;d&uuml;m ben. Beni tanıyanlar ne kadar hassas ve duyarlı yapıda olduğumu iyi bilirler. <br /><br />Yıllar &ouml;nce, yaptığım bir şarkı m&uuml;zik piyasasında bomba gibi patlamıştı. Her yerde &ccedil;alınıyordu. Sonra ne oldu, arkadaş &ccedil;evrem değişti. Belki de arkadaş &ccedil;evremle birlikte m&uuml;zik anlayışım da değişti. Daha &ouml;nce hi&ccedil; dinlemediğim t&uuml;rde m&uuml;zikler dinler oldum. Zaten yeni bir hit de &ccedil;ıkaramıyordum bir t&uuml;rl&uuml;. &Ccedil;evremde yetenekli bulduğum insanlarla oturup bir alb&uuml;m yaptık, hi&ccedil; beklenen sonucu vermedi. &Ccedil;ok &uuml;mitliydim ama olmadı. Alb&uuml;m&uuml;n tutmadığını g&ouml;r&uuml;nce, beni gazlayan arkadaşlar birer ikişer kaybolmaya başladılar. A&ccedil;ık&ccedil;a s&ouml;ylemek gerekirse ortada kaldım. Ne bir konser teklifi geliyordu ne de başka bir şey. İ&ccedil;ime kapandım. Kira &ouml;deyecek parayı zor buluyordum.<br /><br />Mecburen geri adım attım. G&uuml;n&uuml;n ilerisinde m&uuml;zik yaptığıma inanıyordum ama para etmiyordu işte. M&uuml;zik camiasından tanıdıkları aradım, dedim ki elimde şarkılar var, size yakışır, sağolsunlar, dinlediler, beğendiler. B&ouml;ylece elim biraz para g&ouml;rd&uuml;.<br /><br />Batılı anlamda m&uuml;ziğin tutmayacağını anlamıştım bir kere. Elime ge&ccedil;en parayla bor&ccedil;larımı kapattım. Geri kalan parayla da &ccedil;eşitli T&uuml;rk m&uuml;ziği enstr&uuml;manları satın aldım. Bilgisayarımı yeniledim. Bir ses &ouml;rnekleyicisi aldım. <br /><br />Bir yandan yeni oyuncaklarımla oynarken, bir yandan da projeler geliştiriyordum. Burnum yeterince s&uuml;rtmemiş olacak ki, hala d&uuml;nya &ccedil;apında bir yıldız olmanın hayallerini kuruyordum. D&uuml;nya piyasalarında bembeyaz bir tene sahip olmadık&ccedil;a pop&uuml;ler olmanın zor olduğunu hissediyordum aslında. Ben de bir yan yol buldum. Dedim ki, şu sıralar &ccedil;ok meşhur bir oyuncak var, &ccedil;ocuklar bayılıyor. Bu oyuncak i&ccedil;in &ccedil;eşitli tematik m&uuml;zikler yapsam, oyuncak firmasına satsam ne g&uuml;zel olur. Oyuncak zaten pop&uuml;ler. Ben de arada kaynarım. Sonra ortaya &ccedil;ıktı, oyuncak firması b&ouml;yle projelere balıklama dalmıyor hatta, işe başlayabilmek i&ccedil;in benden lisans &uuml;creti istiyorlar.<br /><br />Bana bu kaynağı sağlayabilecek kim varsa &ccedil;evremde, herkesin kapısını aşındırdım. Bir t&uuml;rl&uuml; olmadı. Bir yandan da m&uuml;zik &ccedil;alışmalarıma devam ediyorum. Ben rastlantılara inanmam. Her şeyin bir sebebi olsa gerek. Ben anlamasam bile.<br /><br />Oyuncak işi de olmadı. O sırada karşıma bir kadın &ccedil;ıktı. Beni seviyor, ben de onu sevdim. Nasıl sevmeyeyim? Dedi ki, ben zaten &ccedil;alışıyorum, para kazanıyorum. Kazancım ikimize de yeter. Ben sana inanıyorum, sen dilediğin gibi yap m&uuml;ziğini. Ne b&uuml;y&uuml;k bir rahatlık.<br /><br />Sonunda &ccedil;alışmalarım meyve vermeye başladı. T&uuml;rk m&uuml;ziği renklerini, elektronik m&uuml;zikle birleştirdim. Elli, altmış kişinin katıldığı birka&ccedil; minik konser verdim. M&uuml;zik ve televizyon d&uuml;nyasından insanları &ccedil;ağırdım. Kırmadılar geldiler. B&ouml;ylece birka&ccedil; belgesel film m&uuml;ziği işi aldım. Hi&ccedil; yoktan iyidir. Her zaman gelecekten umutlu olmuşumdur. Bir noktada, televizyon i&ccedil;in m&uuml;zik yapmaya başladım. Bir televizyon dizisi m&uuml;thiş başarılı oldu ve ben de eskisinden &ccedil;ok daha saygın bir konumda işime devam eder oldum. Elim iyi para g&ouml;rd&uuml;. G&uuml;zel, b&uuml;y&uuml;k, bah&ccedil;eli bir m&uuml;stakil eve taşındık. <br /><br />Bu arada, iki &ccedil;ocuğum oldu. Biri erkek, diğeri kız. B&uuml;y&uuml;k &ccedil;ocuğum erkek, adını G&ouml;ksel koyduk. Annesine &ccedil;ekmiş, sarı sa&ccedil;lı, mavi g&ouml;zl&uuml;. Kızım, G&ouml;knur, daha &ccedil;ok bana benziyor. Hen&uuml;z &uuml;&ccedil; yaşında.<br /><br />Bulutsuz bir bahar g&uuml;n&uuml;nde, kızım kucağımda, bah&ccedil;ede oturuyorduk. Kızım, tombik elleriyle g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; işaret ediyordu. Kafamı işaret ettiği y&ouml;ne &ccedil;evirince mideme beton d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş gibi oldu. Kalakaldım. Ne olduğunu tam kestiremediğim dokuz şey g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde sabit duruyordu. G&uuml;neşli bir g&uuml;n olmasına rağmen, parıl parıldılar. Hafif bir r&uuml;zgarla birlikte, t&uuml;ylerimin diken diken olduğunu hissettim. Bu doğa&uuml;st&uuml; olaya şahit olması i&ccedil;in eşime seslendim. Geldi ve o da ağzı a&ccedil;ık seyretmeye başladı. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden i&ccedil;eriden kamerayı almaya koştu. Acele etmesi i&ccedil;in seslendim. Kızım heyecanla bir ileri, bir geri hareket ediyordu kucağımda. G&ouml;kteki cisimler, bir anda hareketlendiler, bir kare bile g&ouml;r&uuml;nt&uuml; yakalayamadan s&uuml;ratle kayıp gittiler. Eşimle birbirimize bakakaldık.<br /><br />Ben bir sanat&ccedil;ıyım ve sanat&ccedil;ı belli bir hassasiyete sahip kişidir. Bu olayın bir anlamı olmalıydı. Eşim şu anda i&ccedil;eriden sesleniyor. Daha sonra devam edeceğim, şimdilik kaydı durduruyorum.<br /><br /></span>]]></content:encoded></item><item><title>6 - Eya</title><dc:creator>Manyetik Mavi</dc:creator><category>Roman</category><dc:date>2011-03-09T03:06:00+02:00</dc:date><link>http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/006-eya.php#unique-entry-id-8</link><guid isPermaLink="true">http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/006-eya.php#unique-entry-id-8</guid><content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:19px; ">Nereden geldiği belli olmayan o tablet ve r&uuml;yasında g&ouml;rd&uuml;kleri, tatsız bir huzursuzluk yaratıyordu. Yatakta d&ouml;n&uuml;p duruyordu. Veli&rsquo;nin uyuması zaman aldı.<br /><br />&ldquo;Tekrar hoşgeldin, Veli&rdquo; dedi ihtiyar ses. &ldquo;D&uuml;ş&uuml;necek zaman buldun mu?&rdquo; Parlak c&uuml;bbesi siyah beyaz karelerden oluşan yeri s&uuml;p&uuml;r&uuml;yordu yine.<br /><br />Veli bu defa biraz daha rahat hissetti kendini. Tam cevap verecekti ki hızla y&uuml;kselen ve kaybolan bir cızırtıyla kendini başka bir yerde buldu. Cızırtı kulaklarında yankılanıyordu. Dikkatini topladığında, otuzlu yaşlarında g&uuml;zel bir kadının kendisini seyrettiğini g&ouml;rd&uuml;. Kadının y&uuml;z&uuml;nde insanın i&ccedil;ini ferahlatan, ana&ccedil; bir ifade vardı. Dudaklarındaki belli belirsiz g&uuml;l&uuml;mseme, hi&ccedil; rahatsız etmiyordu.<br /><br />Kadın, &ldquo;Adım Eya. Mesajımızı aldın mı?&rdquo; dedi. Sanki birka&ccedil; kadın birden aynı anda konuşuyordu. Sesinde yatıştırıcı bir renk vardı.<br /><br />&ldquo;Hayır&rdquo; dedi Veli, rahatlığına kendi de şaşırarak.<br /><br />Eya, &ldquo;Almalısın&rdquo; dedi, &ldquo;Bir sonraki aşamaya ge&ccedil;ebilmemiz i&ccedil;in bu gerekli.&rdquo;<br /><br />Veli, g&ouml;zlerini Eya&rsquo;nın g&ouml;zlerine dikti, &ldquo;Neden?&rdquo; dedi.<br /><br />&ldquo;Tableti aldığında bedeninde, &ouml;zellikle beyninin merkezinde bazı kimyasal değişiklikler meydana gelecek.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Ne işe yarayacak?&rdquo; dedi Veli, &ccedil;ocuk gibi hissediyordu kendini. Tıpkı annesinin &ccedil;evresinde pervane olan, koşturan, oynayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk gibi rahat ve g&uuml;vende hissediyordu. <br /><br />&ldquo;Kimyasal değişiklikler tamamlandığında, g&uuml;nl&uuml;k hayatın i&ccedil;inde, sen uyanıkken seninle bağlantı kurabileceğiz&rdquo; dedi Eya.<br /><br />Her cevap yeni sorular doğuruyordu. Veli sordu, &ldquo;Neden gerekli b&ouml;yle bir şey?&rdquo;<br /><br />&ldquo;Hen&uuml;z farkında değilsin ama senin bir g&ouml;revin var. İnsanlara anlatacakların var. Karmaşık durumlarda kalacaksın. Sana ne yapman gerektiğini, kendini nasıl koruyacağını ya da beladan kurtaracağını s&ouml;yleyeceğiz.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Neden ben?&rdquo; dedi Veli.<br /><br />&ldquo;Neden olmayasın?&rdquo; diye cevapladı Eya. <br /><br />&ldquo;Benden başkasını bulamaz mıydınız?&rdquo;<br /><br />&ldquo;Başkaları da var. Zamanı gelince &ouml;ğreneceksin. Birazdan hadi diyeceğim ve uyanacaksın. Kendini dinlenmiş hissedeceksin. Doğru mutfağa gidecek, orada bıraktığın tableti bir bardak su da eritecek ve i&ccedil;eceksin. Hadi.&rdquo;<br /><br />Veli g&ouml;zlerini a&ccedil;tığında, oda karanlıktı. Başucuna uzanıp saate baktı. Saat gece, &uuml;&ccedil; onbiri g&ouml;steriyordu. Uyuyalı en fazla birka&ccedil; dakika olmuştu. Şimdi uyanmış, kendini sekiz saat uyumuş kadar iyi hissediyordu. Hi&ccedil; teredd&uuml;t etmeden kalktı, mutfağa gitti. Tableti suda eritti, bir dikişte i&ccedil;ti, yatağa geri d&ouml;nd&uuml;, g&ouml;zlerini kapadı ve anında uyudu.<br /><br /></span>]]></content:encoded></item><item><title>5 - Esrarengiz Mektup</title><dc:creator>Manyetik Mavi</dc:creator><category>Roman</category><dc:date>2011-03-09T03:07:00+02:00</dc:date><link>http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/005-esrarengiz-mektup.php#unique-entry-id-7</link><guid isPermaLink="true">http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/005-esrarengiz-mektup.php#unique-entry-id-7</guid><content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:20px; ">Veli apartman kapısını itip i&ccedil;eri girerken ağzına kadar dolmuş posta kutusu dikkatini &ccedil;ekti. Geri adım attı, posta kutusunda ne birikmişse hepsini aldı ve i&ccedil;eri girdi.<br /><br />Pijamalarını giyip televizyon karşısına kuruldu. Televizyon kanallarından birinde Matrix isimli film yayınlanıyordu. Filmin başını ka&ccedil;ırmıştı ama daha &ouml;nce defalarca seyrettiğinden, filmde ne olup bittiğini gayet iyi biliyordu. G&ouml;zleri bir s&uuml;re televizyon ekranında asılı kaldı. &Ccedil;ayından bir yudum aldı, aklına posta kutusundan alıp getirdiği kağıt karmaşası geldi.<br /><br />Fatura, fatura ve fatura. Veli&rsquo;nin annesi faturaları g&ouml;r&uuml;nce &ldquo;Yine gelmiş aşk mektupları&rdquo; derdi. Veli g&uuml;ld&uuml;. Sıradaki zarfın arkasındaki hi&ccedil;bir işaret yoktu. Nereden g&ouml;nderildiği belli olmayan, &uuml;zerinde posta idaresinin m&uuml;hr&uuml; bile bulunmayan bu zarf Veli&rsquo;de bir merak uyandırdı. Zarfı hızla &ccedil;evirip &ouml;n y&uuml;z&uuml;ne baktı. &Ouml;n y&uuml;z de zarfın arka y&uuml;z&uuml; kadar boştu. Zarfı havaya kaldırıp ışığa doğru tuttu. İ&ccedil;ini g&ouml;stermiyordu. Belli belirsiz, hafif bir şişkinlik zarf i&ccedil;inde ince bir kağıttan fazlası olduğunu haber veriyordu. <br /><br />Zarfı dikkatle a&ccedil;tı. İ&ccedil;inden bir mektup ve i&ccedil;inde ne olduğunu g&ouml;stermeyen, incecik bir kutu &ccedil;ıktı.<br /><br />Veli &ccedil;ayından bir yudum daha aldı. Televizyona baktı. Morpheus&rsquo;un, Neo&rsquo;ya &ldquo;Kırmızı hap mı, mavi hap mı&rdquo; dediği sahne g&ouml;steriliyordu. <br /><br />Tekrar zarfa odaklandı. Mektubu a&ccedil;tı, okumaya başladı.<br /><br />&ldquo;Yeşil şerite dokun!&rdquo; <br /><br />Veli heyecanlanmıştı. Bir an i&ccedil;in Semih&rsquo;i aramayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, sonra vazge&ccedil;ti. Zarfın i&ccedil;inden &ccedil;ıkan kutuyu elinde &ccedil;evirdi, inceledi. İnce kutunun kenarında yeşil renkli bir şerit vardı. Şerite dokundu, kutu titredi, yeşil şerit kutunun i&ccedil;ine doğru kaydı. Mukavva kalınlığında, sivrisinek kovmak i&ccedil;in kullanılan tabletlere benzer bir tablet, kutunun kenarından dışarı kaydı. Mektubu okumaya devam etti.<br /><br />&ldquo;Uyumadan &ouml;nce, tableti bir bardak suyun i&ccedil;ine at. Suyun i&ccedil;inde eriyip yokolmasını bekle ve suyu i&ccedil;!&rdquo;<br /><br />&ldquo;Hadi canım&rdquo; dedi Veli. &ldquo;Nereden geldiği belli olmayan bu şeyi i&ccedil;mem!&rdquo;<br /><br />Huzursuzdu. &Ccedil;ayından bir yudum daha aldı. Tekrar Semih&rsquo;i aramayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, saat ge&ccedil; olmuştu, vazge&ccedil;ti.</span>]]></content:encoded></item><item><title>4 - Eski Arkada&#x15f;</title><dc:creator>Manyetik Mavi</dc:creator><category>Roman</category><dc:date>2011-03-09T03:08:00+02:00</dc:date><link>http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/004-eski-arkadas.php#unique-entry-id-6</link><guid isPermaLink="true">http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/004-eski-arkadas.php#unique-entry-id-6</guid><content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:20px; ">Veli, iş &ccedil;ıkışı, eski arkadaşı Semih&rsquo;in iş yerine uğradı. &ldquo;Ne zamandır Semih&rsquo;i ihmal ettim&rdquo; diyordu kendine. Yaz g&uuml;n&uuml; olmasına rağmen kışı anımsatan yağışlı, soğuk ve kapalı hava Veli&rsquo;nin i&ccedil; d&uuml;nyasını &ccedil;alkalıyor, bir an parıltılı ışıklar sa&ccedil;arken, bir sonraki an dipsiz, kara bir kuyuyu andırıyordu.<br /><br />Semih, ilk eşinden ayrıldıktan sonra tekrar anne babasının evine yerleşmiş, bir s&uuml;re onlarla yaşamaya devam etmiş, sonunda hayatının kadınını bulup yeniden evlenmişti. Gitar, bağlama hatta davul &ccedil;alar, lise yıllarından bu yana m&uuml;zikle uğraşmayı severdi.<br /><br />Veli, Semih&rsquo;in ofisi &ouml;n&uuml;nde durup, a&ccedil;ık kapıdan i&ccedil;eri kafasını uzattı, y&uuml;z&uuml;ne yerleştirdiği yapay g&uuml;l&uuml;msemeyle, &ldquo;Abi naber&rdquo; dedi. Semih ayağa kalkıp arkadaşını karşıladı. &ldquo;Ooo, hoşgeldin Veli, hoşgeldin!&rdquo; <br /><br />Veli bir an i&ccedil;in kendini kaybetti. Kendine geldiğinde, kravatı gevşetilmiş, &ccedil;ift kişilik ofis koltuğunda uzanır buldu kendini. Semih ve sekreter kız başında durmuş, kocaman olmuş g&ouml;zlerle Veli&rsquo;ye bakıyorlardı. Odayı limon kolonyası kokusu sarmıştı. <br /><br />Tekrar iki kişi kaldıklarında Veli bir gece &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yadan bahsetti. R&uuml;yada duyduğu tok sesin nasıl aynı Semih gibi, &ldquo;Hoşgeldin Veli, hoşgeldin&rdquo; dediğini aktardı. &ldquo;Bayılmasının bu sesle bir ilişkisi olabilir miydi?&rdquo; Semih ilgiyle dinledi. Semih&rsquo;in yeni eşi Esra, r&uuml;ya tabirlerine meraklıydı. Esra g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yaları yorumlamaya bayılır, Semih&rsquo;e de mutlaka anlatırdı. &ldquo;Bir keresinde,&rdquo; dedi Semih, &ldquo;Aynı senin gibi Esra da r&uuml;yasında aksakallı bir dede g&ouml;rm&uuml;ş&rdquo;<br /><br />&ldquo;Aksakallı mı? Ne zaman g&ouml;rm&uuml;ş?&rdquo;<br /><br />&ldquo;Abi hakikaten hatırlamıyorum. Tahminen bir iki hafta &ouml;nce.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Peki ne g&ouml;rm&uuml;ş? Nasıl g&ouml;rm&uuml;ş yani?&rdquo;<br /><br />&ldquo;Onu Esra&rsquo;ya sormak lazım. Ben hep dinlediğim i&ccedil;in alıştım artık, sakın Esra&rsquo;ya s&ouml;yleme ama bazen dinlemiyorum bile.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Semih, bunu mutlaka Esra&rsquo;ya sorup &ouml;ğrenmemiz lazım.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Tamam abi, hemen şimdi arayıp sorayım istersen?&rdquo;<br /><br />&ldquo;Yok yok&rdquo; dedi Veli, biraz daha bekleyebilir, hafta sonu bir yerde buluşur, hem &ccedil;ay i&ccedil;er hem de sohbet ederiz. O kadar bekleyiversin, ne olacak?&rdquo;<br /><br /></span>]]></content:encoded></item><item><title>3 - &#x130;&#x15f;yeri</title><dc:creator>Manyetik Mavi</dc:creator><category>Roman</category><dc:date>2011-03-09T03:09:00+02:00</dc:date><link>http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/003-isyeri.php#unique-entry-id-5</link><guid isPermaLink="true">http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/003-isyeri.php#unique-entry-id-5</guid><content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:20px; ">Veli, &ccedil;okuluslu şirketlerden birinde, orta d&uuml;zeyde y&ouml;netici olarak &ccedil;alışıyordu. Maaşı aylık 2.400 avroydu. Ayrıca her sene, iki maaş değerinde ikramiye veriyorlardı. Senelik kazancı 33.000 avroyu buluyordu. &Uuml;lkenin ve ekonominin durumu g&ouml;zden ge&ccedil;irildiğinde, n&uuml;fusun geri kalanına g&ouml;re olduk&ccedil;a iyi kazanıyordu. Konusu a&ccedil;ıldığında &ldquo;Ben aslında işimi seviyorum&rdquo; diyordu ama bu s&ouml;ylediğine kendisi bile inanmıyordu.<br /><br />&Ccedil;alıştığı şirket parayı boşuna vermiyordu. Veli&rsquo;nin en verimli, canlı ve hayat dolu olduğu saatler şirkette ge&ccedil;iyordu. Akşam eve geldiğinde hissettiği bıkkınlıktan ka&ccedil;mak i&ccedil;in herşeyi yapabilirdi. Sanki g&uuml;n boyunca bir vampir boynundan kan emmiş, sonunda geriye sadece posası kalmış gibi oluyordu. Pijamalarını giyip karnını doyuruyor, televizyon karşısındaki koltuğa yığılıyor, kanallar arasında gezerken uykuya dalıyor, televizyonu a&ccedil;ık unuttuğunu ancak sabah farkediyordu. Veli neredeyse bir zombi gibi yaşıyordu.<br /><br />&Ouml;ğle yemeğinde işyerinden arkadaşı Serhat&rsquo;la konuşurken de b&ouml;yle s&ouml;yledi, &ldquo;Abi, zombi gibi yaşıyoruz.&rdquo; Hayatından memnun olan birinin sarfedeceği s&ouml;zler değildi bunlar.<br /><br />Serhat s&ouml;z&uuml; aldı, &ldquo;D&uuml;n akşam vikipedya&rsquo;da okudum ben bu zombi hikayesini,&rdquo; dedi. &ldquo;Zombi denilen şey Haiti&rsquo;den mi, Havai&rsquo;den mi ne geliyormuş.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Hadi ya&rdquo; dedi Veli.<br /><br />&ldquo;Evet, evet. Kabilenin b&uuml;y&uuml;c&uuml;s&uuml; &ccedil;aktırmadan bir iksir i&ccedil;iriyormuş kurbana. &Ouml;ld&uuml; diye adamı mezara g&ouml;m&uuml;yorlarmış. Sonra b&uuml;y&uuml;c&uuml; gizlice mezara gidip, aslında &ouml;l&uuml; değilde, hah, iksir nedeniyle metabolizması yavaşlamış olan kurbanı diriltip, kendi ama&ccedil;ları i&ccedil;in kullanıyormuş o kişiyi.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Tamam da sonra kabiledeki diğer adamlar tanımıyormuymuş diriltilen adamı?&rdquo;<br /><br />&ldquo;O kadarını bilmiyorum Veli!&rdquo;<br /><br />&ldquo;Ya Serhat, d&uuml;n gece bir r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Hayırdır?&rdquo;<br /><br />&ldquo;Bilmiyorum hayır mı şer mi.&rdquo;<br /><br />&ldquo;Anlatsana!&rdquo;<br /><br />Veli bir gece &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yayı hatırladığı kadarıyla anlattı. R&uuml;yanın t&uuml;m ayrıntıları hafızasındaydı. &Ccedil;oğu zaman, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yaları uyandığı anda unuturdu. <br /><br /></span>]]></content:encoded></item><item><title>2 - Telsiz</title><dc:creator>Manyetik Mavi</dc:creator><category>Roman</category><dc:date>2011-03-09T03:10:00+02:00</dc:date><link>http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/002-telsiz.php#unique-entry-id-3</link><guid isPermaLink="true">http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/002-telsiz.php#unique-entry-id-3</guid><content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:20px; ">Cızırtılı bir ses duyuyor Veli. D&uuml;ş&uuml;k kaliteli bir radyo yayını ya da, bir telsiz konuşmasını andırıyor. Veli sese odaklanıyor, &ldquo;İmdat! İmdat! Burası Ci Liid...&rdquo; Ses gidip geliyor, &ldquo;İmdat! İmdat! Burası Ci Liid Republikası, orada kimse var mı? İmdat! İmdat! Burası...&rdquo; Ses, tarih &ouml;ncesi bir yaratığın &ouml;lmeden &ouml;nce son nefesini vermesi gibi, azalarak boşlukta kayboluyor.<br /><br />İlk şaşkınlık ge&ccedil;ince, Veli, sesin bir kadın sesi olduğuna karar veriyor. Bu ilgin&ccedil; olayı hemen birine anlatma isteğine kapılıyor. &Ccedil;evresine bakınıyor. Kimse yok. Zaten ev de kendi evi gibi değil ama yine de kendi evi. Bu anlamsızlığın i&ccedil;inden yabancı bir erkek sesi y&uuml;kselip, &ldquo;Hoşgeldin&rdquo; diyor, &ldquo;Hoşgeldin Veli.&rdquo; Ses davudi, tok, kendine g&uuml;venli.<br /><br />Her yer zifiri karanlık. Ses yaklaşıyor. K&ouml;m&uuml;r karası karanlığın i&ccedil;inden ak sakallı,  s&uuml;t damlası gibi beyaz bir ihtiyar &ccedil;ıkıyor. &Uuml;zerinde, inci gibi beyaz ve parlak bir kumaştan dokunmuş, y&uuml;z&uuml;n&uuml; kap&uuml;şonla &ouml;rten, etekleri dokunduğu yere ışık sa&ccedil;an bir kıyafet var.<br /><br />İhtiyar tekrarlıyor, &ldquo;Hoşgeldin,&rdquo; ve devam ediyor.<br /><br />- Veli, bildiklerimizi biliriz, bilmediklerimizi biliriz; bir de, bilmediklerimizi, bilmediklerimiz vardır. <br /><br />Veli dili tutulmuş, bedeni olduğu yere &ccedil;akılmış durumda seyrediyor, dinliyor, elinden başka t&uuml;rl&uuml;s&uuml; gelmiyor. <br /><br />- Karnımızın acıktığını biliriz, yarın bize neler getirecek; bunu bilmediğimizi biliriz fakat, ya bilmediğimiz ve buna rağmen bilmediğimizi, bilemediğimiz o isimsiz şeyler?<br /><br />Bilmek? Bilmemek? Veli&rsquo;nin kafası karıştı. Bunu anlamak i&ccedil;in biraz zamana ihtiyacı olduğunu anladı ve uyandı, yatağındaydı. Bir s&uuml;re yatakta oyalandı.</span>]]></content:encoded></item><item><title>1 - Giri&#x15f;</title><dc:creator>Manyetik Mavi</dc:creator><category>Roman</category><dc:date>2011-03-09T03:11:00+02:00</dc:date><link>http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/001-giris.php#unique-entry-id-2</link><guid isPermaLink="true">http://manyetikmavi.com/obur-dunya-etkilesimli-roman/files/001-giris.php#unique-entry-id-2</guid><content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:20px; ">Veli, uzun bir &ccedil;alışma g&uuml;n&uuml;n&uuml;n sonunda, sabaha karşı kendini yatağa bıraktı ve uykuya daldı.<br /><br />G&ouml;zleri bir anda a&ccedil;ıldı. Telefon inatla &ccedil;alıyordu. Uyanmadan &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yanın detaylarını hatırlamaya &ccedil;alışıyordu. Telefonun rahatsız edici melodisi devam etti. Buna melodi demek zordu. Rahatlatıcı, sakin bir melodi olsaydı zaten duymazdı. Bu sebeple melodiyi değiştirmeyi hep ihmal ediyordu. Veli, &ldquo;Her kim arıyorsa, nasılsa vazge&ccedil;ecek&rdquo; dedi kendine. Telefon, r&uuml;yanın detaylarını hatırlamasını engelliyordu. Pencereler &ccedil;ift cam olmasına rağmen, hemen evin karşısındaki parkta &ccedil;ığlıklar atan &ccedil;ocukların rahatsız edici sesi zihnini delip ge&ccedil;iyor, r&uuml;yayı hatırlamasına yardımcı olmuyordu. Telefonu ısrarla &ccedil;aldıran her kimse vazge&ccedil;ti. Veli&rsquo;nin g&ouml;zleri kapandı. <br /><br /></span>]]></content:encoded></item></channel>
</rss>
