Manyetik Mavi
Bilmek, Bilmemektir...
Navigation
Psikoloji

Aşk Nedir ve Neden?

Çember çizen bir pergelin, kağıdı çemberin merkezinden delip geçen ayağı ben olmuşum, o pozisyona sıkıca sarılmışım, çemberin sınırını çizen diğer ayak da Aslı olmuş ama ben...

Devamını Oku...
Comments

Lady Gaga - Telephone - II




Gaga, kendisini hapishanenin “bıçkın delikanlı” görünümlü kızına sunduğu, şapur şupur öpüştüğü sırada, delikanlının, pardon kızın (ki öyle olsa gerek, bakire marka cep telefonu kullanıyor :) cep telefonunu, Recep İvedik’in deyimiyle, indiragandi yapıyor :) Böylece ne oluyor?

İlgi çekici görünümüyle birilerinin aklını başından alıyor. Aklı başından giden bıçkın kişi, telefonunun çalındığını fark edemiyor çünkü aklı başka yerlerinde :) Aslında bu dünyanın en eski hikayelerinden biri:

Devamını Oku...
Comments

Lady Gaga Nereden Koşuyor?

Lady Gaga bir sanatçı. Sanatını beğeniriz, beğenmeyiz ama, işini iyi yapmasaydı bulunduğu yere gelemezdi. Peki neyi iyi yapıyor? Çok mu özgün şarkılar besteleyip söylüyor? Sesi çok mu etkileyici?

Devamını Oku...
Comments

Lady Gaga - Telephone - I




[ABD’deki] cinayetler, medyada geniş yer tutmuş şiddet olaylarının ardından, uyarılmış, öykünülmüş bir nitelik kazanmaktadırlar.

Televizyondaki akşam haberlerinde yer alan ağırsiklet karşılaşmaları, ABD’de işlenen cinayetlerin oranında ölçülebilir artışlar üretiyor görünmektedir. ... Böyle bir karşılaşmada, siyah bir boksör yenilmişse, bunu izleyen on gün içinde, cinayete kurban giden genç zencilerin sayısı belirgin biçimde artmış, genç beyazlar için oran değişmemiştir. Öte yandan, eğer yenilen boksör beyazsa, izleyen on gün içinde ölen siyahların değil, beyazların sayısı artmıştır.


Devamını Oku...
Comments

Bu Çocuk 60 Milyon Doları 18 Ayda Nasıl Yaptı?

60 milyonla neler yapılmaz ki, televizyonlarda gördüğümüz her tür lüksü yaşarız, sıkılıncaya kadar gezeriz, arabalar, evler alırız, yine de kenarda para kalır. Bu arada, elbette...

Devamını Oku...
Comments

Christina Aguilera - Benim Adım Kırmızı - Not Myself Tonight - II

Aguilera’yı kırmızı bir koltukta görüyoruz. Aynı Gaga gibi bağlı, üstelik ağzı da kapalı. Aguilera’nın canlandırdığı karakter de en az Gaga’nın canlandırdığı karakter kadar engelleniyor ve baskı altında.

Kırmızı renk için, cinselliği simgeliyor diyebiliriz. Böylece...

Devamını Oku...
Comments

Christina Aguilera - Not Myself Tonight - Analiz - I

Siyah üzerine beyaz bir desen görüyoruz. Desenin kalça bölümü, bir kedinin bıyıklarını andırıyor. Bıyıkların birleştiği bölgeye İngilizcede “Pussy” denebiliyor. Kelime, “yumuşak, ılık, tüylü şey” anlamına da gelebiliyor. Bizim “pisi pisi” diyerek kedilerin dikkatini çekmek için kullandığımız sesi de hatırlatıyor, zaten kelimenin bir anlamı da bu.

Devamını Oku...
Comments

Psikoloji - VII - Hapishane Deneyi

Kıyafetleri tamamen çıkarılıyor, temizleme amacıyla bir tür sprey sıkılıyor. Üstlerine dandik hapishane kıyafetleri, ayaklarına dandik duş terlikleri veriliyor. Saçlarını sıfır numara traş etmek yerine, kafalarına naylon başlıklar geçiriliyor. Özgürlüklerini kaybettiklerini vurgulamak için sağ ayak bileklerine zincir dolanıp, kilitleniyor.

...

Gardiyanların davranışları giderek sertleşiyor. Mahkumlara kötü davranıp, onları küçük düşürüyorlar. Sürekli cezalar veriyorlar, ikide bir gelip sayım yaparak mahkumların huzurunu bozuyorlar, tuvaletleri temizletiyorlar, kendi ayakkabılarını cilalatıyorlar. Çırılçıplak soyunmalarını emrediyorlar, mahkumların penislerine bakıp, boyutlarıyla dalga geçiyorlar.

Devamını Oku...
Comments

Psikoloji - VI - Otoriteye İtaat

Öğrenci yanlış cevap verirse, ceza olarak belli bir miktar elektrik veriliyor. Öğrencinin her yanlış cevabıyla, elektrik şoku bir kademe artırılıyor. En son aşamada, ölümcül, 450 voltluk bir gerilim var.

Merak ediyoruz, acaba katılımcılar, bilimsel bir deney uğruna, öğrenciye ölümcül bir elektrik şoku verecekler mi?

Seyredelim...
Devamını Oku...
Comments

Psikoloji - V - Uyum Deneyi

Yeni bir arkadaş grubuna giriyoruz. Bu arkadaş grubu bizim için önemli, neden? Belki hoşlandığımız bir kız ya da erkek, bu grubun üyesi. Hoşlandığımız kişiyi kazanabilmek için, grup tarafından kabul edilmeliyiz. En azından böyle olduğuna inanıyoruz. Gel gör ki grubun garip bir inanışı var, diyorlar ki, “İnsan saçı bir bitkidir. Günde iki kere sulanması gerekir. Aksi halde solar ve kurur.” Tabi ki böyle olmadığını biliyoruz ama daha grupla tanışırken şöyle konuşmalar duyuyoruz, konuşanlardan biri de beğendiğimiz kişi olsun...
Devamını Oku...
Comments

Psikoloji - IV - Sahte Anneler Deneyi

Sahte annelerin kafası bir maymunu çağrıştırır. Bedenleriyse tel silindirden oluşur. Sahte annelerden biri üzerine, yumuşak bir doku sarılır, böylece metalin soğukluğu gizlenir. Diğer sahte annenin bedeni çıplak bırakılır, ama buna da bir biberon yerleştirilir. Amaç, yavru maymunun hangi sahte anneyi seçeceğini görmektir. Rahat, konforlu ve nispeten sıcak anneyi mi tercih edecektir yoksa, biberonlu anneyi mi?
Devamını Oku...
Comments

Psikoloji - III - Edimsel Koşullama - B. F. Skinner

Aç bir güvercin, bir kutuya yerleştiriliyor. Yemek yiyebilmek için, ne becerebiliyorsa hepsini yapmaya razı. Bir yazı gösteriliyor, yazı “Gagala” diyor. Kuş gagalıyor ve ödülünü alıyor. Bir başka yazı gösteriliyor, yazı “Dön” diyor, güvercin sanki okuyabiliyormuş gibi dönüyor ve ödülünü alıyor.

Hayır, güvercin her yazıyı okuyup anlamını çözemiyor ama...

Devamını Oku...
Comments

Psikoloji - II - Küçük Albert - Korku

Günlük hayatımızda korku, kendini iki ayrı düzeyde belli ediyor:

  • Bilinçdışı korku:
    Arkandan yaklaşıp, hiç beklemediğin bir anda ellerimi çırpsam, büyük ihtimalle havaya sıçrarsın, hiç olmasa gözlerini kırparsın. Bu türden bir tepki üzerinde kontrolümüz yoktur. Bedenimiz, kendini korumak için, algı henüz bilinç düzeyine çıkmadan, yani zaman kaybetmeden hızla tepki vermek durumundadır.
  • Bilinç düzeyindeki korku:
    Bir de bilinç düzeyinde kendini var eden ikinci tür, bir başka korku vardır. Buna kuruntu da diyebiliriz. Bu türden korkunun öğrenilmesi ya da yaratılması gerekir. Kuruntu olması, korkunun gerçekçi olmadığı anlamına gelmez ama, gerçekçi olduğu anlamına da gelmez. Gerçekçi olması ya da olmaması, kişinin çevresini ne denli gerçeğe uygun algıladığına ve sahip olduğu verinin doğruluğuna göre değişecektir. Küçük Albert sağır olsaydı, şiddetli bir gürültüyü kullanarak fareden korkmasını sağlayamazlardı.

Buradan itibaren...
Devamını Oku...
Comments

Psikoloji - I - Pavlov'un Köpekleri - Şartlı Refleks

Her ne kadar, Pavlov deneylerini köpekler üzerinde yapmış olsa da, şartlı refleks insanlar için de geçerli. Eskiler “her gördüğün sakallıyı deden sanma” demişler :) Pek de güzel özetlemişler.

Bir odadan çıkarken ışığı kapatmaya şartlanmış durumdayım ve bu şart bir şekilde odadan çıkışımla ilişkilenmiş. Gündüz olmasına ve...
Devamını Oku...
Comments

Arabesk Nedir?

Mevlana, “Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün” demiş zamanında.

Her birimizin kendine dair bir seri fikri vardır. İmaj adı verdiğimiz o fikirler serisi, genellikle benzemek istediğimizi sandığımız kişilerden topladığımız parçaları kullanarak çözmeye çalıştığımız bir bulmacadır. Resim, yıllara yayılan bir zaman dilimi içinde, genellikle dış etkenlere dayanarak oluşturulur. Birileri sürekli, ister medya yoluyla ister doğrudan dikte ederek, bize kim olmamız gerektiğini söyler durur. Kimse gerçekten kim olduğumuzu öğrenmek istemez ve mecburen...
Devamını Oku...
Comments

Astroloji Neden Saçmalık Değildir?

Güzel bir yaz akşamı, şehir dışında bir yerde oturuyoruz. Gözlerimiz göklerde. Parıldayan yıldızlardan birini seçip gözlerimizi o yıldız üzerine odaklıyoruz. Herbirimiz bunu pek çok kez tecrübe etmişizdir.

Bir yıldıza odaklandığımızda ne görüyoruz? Yıldızın ta kendisini! O yıldızdan kopan ya da yayılan parçalar tam da yıldıza baktığımız sırada gözümüze temas ediyor. Yıldız bize dokunuyor. Peki biz bir yıldıza bakmadığımızda, yıldız bize dokunmuyor mu? Dokunuyor. Saçımızın teline, tenimize, giysimize, her yanımıza dokunuyor. Ana rahmine düştüğümüzde, babamızın spermi, annemizin yumurtasıyla buluştuğu anda, yıldızlar bize dokunmuyor muydu? Dokunuyorlardı.Devamını Oku...
Comments

Mucize

Söylediğimiz her şey olasılıklara dayanıyor, “kesin böyle olacak” demek ve emin olmak mümkün değil. Ya odur ya budur ya da hiç bilmediğimiz başka bir şeydir. Denemeden bilemiyoruz.

İnce bir bardak yere düştüğünde büyük ihtimalle kırılacaktır. Yine de yere düşen her ince bardağın kırılacağını iddia edemeyiz. Arada mutlaka kırılmayanlar da olacaktır. Mesela yere düşen dedik ama yeri tarif etmedik. Yerde pofuduk bir yastık varsa ne olur? :) Belki pofuduk yastık cam kenarında. Bardak yastıktan sekip aşağıdan geçen birinin üzerine düşüyor ama aşağıdan geçen adam bir hamal, sırtında bir küfe pamuk taşıyor, bardak da o küfenin içine gömülüyor. O zaman ne olur? :)

Devamını Oku...
Comments

Kendini Bilmek...

Bir dağın zirvesinde, bilge bir adam öğrencilerini eğitiyor. Oniki öğrenci, bilge adamın karşısına sıralanıyor. Bilge adam soruyor, "Yanyana dizildiniz, sizler kaç kişisiniz bir söyleyin bakalım?" Her sayışta oniki yerine onbir rakamı çıkıyor. Diyorlar ki, "O kadar saydık, hep bir kişi eksik." Bilge adam, her birini teker teker kuyunun başına çağırıyor ve buyuruyor: "Kuyunun içine bak, eksik kişi orada." Kuyunun içindeki sudan yansıyan kendi görüntüsüne bakanlar, "İşte kayıp kişiyi gördüm, boğulmuş" diyorlar.

Hikayede anlatılan, kendini saymayı unutan öğrenciler, biraz aptal görünebilirler. Gerçekten öyle mi? Bu hikayedeki öğrenci sayısı aslında oniki değil, onüç. Öğrenci sayısını oniki kabul ettiğimizde, kendimizi saymayı unutuyoruz. İşte hikayenin anlatmak istediği bu.
Devamını Oku...
Comments