Manyetik Mavi
Bilmek, Bilmemektir...
Navigation
Gayrimenkul

Hadi Para Kazanalım - II

Kendini eski bir ekonomi suikastçisi olarak tanıtan biri anlatıyor:
Hadi Para Kazanalım : Eski Ekonomik SuikastçiŞunu anlamalıyız ki Dünya Bankası aslında bir Amerikan bankası. Pek çok ülke Dünya Bankası’na katkıda bulunuyor.

...

Ben bir Amerikan vatandaşıyım. Amerika’da doğdum, Amerika’da yetiştim. Ben eski bir ekonomi suikastçisiyim.

...

Mafya’nın kullandığı suikastçiler gibi çalışırız çünkü zamanı gelince daha önce yaptığımız bir iyiliğin karşılığını isteriz. Mafya bunu yüzyıllardır yapıyor. Biz bunu çok geniş ölçekte yaparız. Hükümetlerle ve ülkelerle çalışırız. Bunu yapmak için pek çok yöntem kullanırız ama en yaygın yöntem şudur: Petrol gibi, uluslararası şirketlerin ilgilendiği kaynaklara sahip olan bir ülke seçilir. Sonra, Dünya Bankası ya da onun yan kuruluşları aracılığıyla o ülkeye büyük krediler açmaya başlarız. Aslında verilen kredi asla ülkeye gitmez. Bunun yerine sahip olduğumuz şirketlere gider. Bu şirketler, operasyonun yürütüldüğü ülkede büyük inşaat işlerine girerler. O ülkede bundan fayda sağlayan insan sayısı gerçekten azdır. Fakirlere faydası olmaz ama bu fakir insanlar giderek artan ve muhtemelen ödeyemeyecekleri bir borç yükü altında ezilirler. Böylece iyi sağlık ya da eğitim programlarından mahrum kalırlar.

Ekonomi suikastçisi zamanı gelince o ülkeye gider ve, “Hey, dinle, bize çok borcun var. Borçlarını ödeyemiyorsun. Madem öyle
ver bakalım bize bir kilo et: petrolünü daha ucuza sat ya da bir sonraki Birleşmiş Milletler seçimlerinde bize oy ver, böylece piyadelerimizi Irak gibi yerlere gönderebilelim.” Bu yolla biz Amerikan İmparatorluğu’nu yarattık. Çünkü gerçek şu ki, kanunları biz yazıyoruz, Dünya Bankası’nı biz kontrol ediyoruz, Uluslararası Para Fonu’nu biz kontrol ediyoruz. Birleşmiş Milletleri büyük oranda biz kontrol ediyoruz. Kanunları biz yazdığımız için, ekonomi suikastçiliği mesleği de yasallaşıyor.

Ülkeleri büyük ölçekte borçlandırıp karşılığında iyilikler istemek yasadışı değil, yasadışı olmalı ama değil.

...

Bir imparatorluğun karakteristik özelliklerinden biri, dünyanın geri kalanını kendi para birimini kullanmaya mecbur etmesidir. Biz bunu dolarla gerçekten yaptık. 1971’de ABD Vietnam savaşı kaynaklı müthiş bir borç altındaydı. Ayrıca altın standardındaydık. Bazı ülkeler alacaklarını tahsil etmek istediler. Dolara güvenmiyorlardı, altın istediler. Nixon, ödemeyi altınla yapmayı reddetti çünkü altınla ödeme yapamayacağını biliyordu. Ödemeyi yapacak altına sahip değildik. Süratle petrol standardına geçtik. Ben o çalışmaların bir parçasıydım. Suudi Arabistan’la başladık.
OPEC’in sadece dolar karşılığı satış yapması konusunda ısrarcı olduk. Amerikan Doları ansızın altın standardından, petrol standardına geçince ki pek çok açıdan daha önemli bir standarttır, çünkü petrol doğal olarak altından daha değerlidir; dünya, petrolü sadece Amerikan Doları ödeyerek alabilecekti.

...

Bugün ABD yine büyük bir borç altında. Çok büyük borcumuz var. Daha önce herhangi bir ülkenin borçlandığından çok daha fazlası. Eğer o ülkelerden biri alacağını dolardan başka bir dövizle tahsil etmek isterse, başımız büyük belada. Şu an için dolar, petrol sebebiyle halen kabul ediliyor. Petrolü sadece dolar ödeyerek alabilirsin. Ama Saddam Hüseyin, petrolü dolardan başka bir para birimi karşılığında satmakla tehdit etti, aşağı indirilmeden kısa bir süre önce.

...

Ekonomi suikastçiliği, bazen hedefteki ülkenin liderini yozlaştırmakta başarısız olur. Benim Panama’da ve Ekvator’da başarısız olduğum gibi. Bu pek sık olmaz ama olduğu zaman çakallar oraya gönderilir. Bunlar hükümetleri düşüren ya da suikast yapan kişilerdir. Ben başarısız olduğumda da bu çakallar o ülkelere gönderildi. ... Çok az durumda, ne ekonomi suikastçileri ne de çakallar başarılı olur. Bu durumlarda, ancak bu durumlarda o bölgelere orduyu göndeririz. Irak’ta olan budur.

John Perkins, Eski bir ekonomi suikastçisi
Devamını Oku...
Comments