Manyetik Mavi
Bilmek, Bilmemektir...
Navigation

Lady Gaga : Marry the Night : 2012


Bana öyle geliyor ki bu videonun öne çıkan temalarından biri su ya da sıvı, çünkü video boyunca hem suyla bağlantılı sahneler hem de suyla ilgili simgeler görüyoruz...

Duvardaki çapalar: ( Anchor )



Deniz yıldızları?



İstiridye, balık...



Çapa, trident, Poseidon...



Poseidon, denizlerin tanrısı ve depremlerin efendisi olarak biliniyor. Kafası bozulursa, elindeki üç uçlu çatalı ( trident ) hışımla yere vurarak büyük felaketler yaratabiliyor. Gönlü hoş tutulursa, denizcilerin koruyucusu oluyor. Bu arada...

Poseidon’un ilk zamanlarında atların ya da belki atların çektiği savaş arabalarının koruyucusu olduğu tahmin ediliyor. Daha sonra, denizciliğin ve deniz üzerinden ticaretin gelişmeye başlamasıyla, denizcilerin koruyucusu olma işine de el ya da çatal atmış :)

Kara Güneş konusuna daha sonra değineceğim.


“Haç benim çapamdır” - “The Cross is my Anchor”




Bu arada...

Yukarıdaki sahnede ters olan yazı değil, tüm bu sekans düz çekilmiş ve sonra montaj masasında ters çevrilmiş, bir nedeni olmalı değil mi? :)

Peki bu sekansı oluşturan sahnelerin ters çevrildiğini nereden anlıyoruz? Şuradan, pusula ters :)



Yağmur yağıyor, yine su...



Abzu, biliyorsun Sümer ve Akad dillerinde “Derin Okyanus” ya da “Okyanusu Bilmek” gibi bir anlama gelebiliyor. Bulmaca çözmeyi sevenlere tanıdık gelmeli, özellikle “AB” kısmı ;)

Bu videoda Sümer ve Akad dilleriyle ilgili ne olabilir ki, ne alaka? dersen, dünyanın tepesinde yaşayan bir grup elitin kendilerini, daha doğrusu soylarını Babil’le ilişkilendirdiklerini hatırlatmak isterim ;)

Zaten herhangi bir +, x ya da haçın uçlarına yerleştirebileceğimiz klasik elementler: yer, su, hava ve ateşin kökleri de Babil’e uzanıyor. Yukarıdaki karede dördü de mevcut :)

Seksenler Geri mi Geliyor?


Şu an konuştuğumuz konuyla çok alakasız ama, videodaki dans sahneleri bana
Yaşar Alptekin Dansı adıyla ünlenen figürleri, o dönemin kıyafet ve filmlerini hatırlatmadı desem yalan olur :D



Yine istiridye...



Afrodit ya da Venüs’ün de denizle ilgili olduğunu, denizden doğduğunu hatırlamakta fayda var, yine suyla ilgili :)

İyi de
ne gerek vardı bu kadar sulu bir klip çekmeye? :) Bilemiyoruz ama fikir yürütmeye engel değil...

Yazının
bir önceki bölümünde, gemilerin cinsiyetinin dişi kabul edildiğini söylemiştim. İlginçtir, şirketler de aynı bir gemi gibi dişi kabul edilir. Aslına bakacak olursak, şirketler finans sularında süzülen gemiler gibi düşünülebilir :)

The Meaning of Life ya da Hayatın Anlamı





İngiliz komedi topluluğu Monty Python’ın “Hayatın Anlamı” isimli filmi, yukarıdaki hikayeyle açılır.

ABD’nin baskıcı yönetimi altında çalışmaya zorlanan yaşlı İngilizler, kürek mahkumlarına benzetilirler. Yeterince verimli çalışamayan bir arkadaşlarının işten atılmasıyla gemide, yani şirkette isyan başlar. Geminin kontrolünü ele geçirince, demir ( anchor ) alırlar ve ABD’ye yelken açarlar. Olaylar gelişir :)

Commerce ya da Ticaret


Şu an hayatımızın her alanına girmiş finans sisteminin denizcilik sektörüyle akraba olduğunu söylesek yanlış olmaz.

Zamanında monarşi, kar paylaşımı karşılığında deniz aşırı bölgelerdeki bazı yetkilerini denizcilik yapan bazı gruplara devrediyor. Gruplar da bugün bildiğimiz şirketlerin prototiplerini oluşturuyorlar. Zamanla iyice zenginleşip şişmanlıyorlar ve kendileri gemi çalıştırıp risk almak yerine, risk almaya razı olan diğerlerini finanse etmeye başlıyorlar.

Şirketler ve gemiler arasındaki bağlantı o eski günlerden kaynaklanıyor. Bu minik bilgiyi kenarda tutalım :)

Ankh ve Anchor


Bir önceki yazıda Eski Mısır’ın meşhur Ankh simgesiyle, anchor ya da çapa kelimesi arasında bir ilişki olduğundan şüphelendiğimi söylemiştim.

Ankh, özetle, sonsuz hayatı simgeleyen bir anahtar görevi görüyor ama o görevi nasıl gördüğünü kimse bilmiyor :) Şimdilik daha fazla detaya girmeyelim.

Anchor ya da çapanın denizcilik yapanlar için ne kadar önemli olduğu açık ve denizciliğin gelişimiyle birlikte, Ankh simgesinden faydalanılarak bir çapa biçimine ulaşılmış olabilir.

Eski Roma’nın keyfine Hristiyan yaktığı günlerde, bazı Hristiyanlar haç simgesi yerine çapa simgesini kullanırlarmış ki kendilerini koruyabilsinler. Solda meşhur Domitilla Yeraltı Mezarlığı’ndaki oyma görülüyor.

Lady Gaga’nın Hristiyanlık simgelerini kafasına göre kullanmayı sevdiğini biliyoruz. Bu açıdan çapa bir anlam daha kazanmış oluyor :)


Anka Kuşu





Anka Kuşu, Phoenix ya da Eski Mısır’da bilindiği adıyla Bennu, zamanı gelince kendini yakarak yok eden ve takiben küllerinden tekrar doğan bir kuş. Başka deyişle yok edilemiyor. Başka deyişle aynı Ankh gibi, sonsuz hayatı simgeleyebiliyor. Bu anlam benzerliğini fark edince, insan merak ediyor, acaba Ankh ve Anka Kuşu arasındaki ses benzerliğinin bir anlamı olabilir mi?

Bu ateş kuşu, neredeyse her kültürde kendine bir yer edinmiş. Peki kendisini bizden başka Anka ismiyle anan var mı? Evet, İran civarında Angha ya da Simurg ismiyle biliniyor.

Trans Am, Pontiac Firebird





Belli ki Lady Gaga bu arabayı Anka Kuşu’nu ya da dönüşümü simgelemek için seçmiş. “Trans Am” ifadesi de bu görüşü destekliyor.

Trans ön eki, bir kavramla ilişkilendirildiğinde, o kavramın zıttını, çaprazını, karşı tarafını ifade edebiliyor. Trans+seksüel kelimesinde olduğu gibi ;) Ya da, karşı cinsin kıyafetlerini giymekten hoşlananlar için kullanılan trans+vestite ( Travesti ) kelimesinde olduğu gibi. Bir de...

Mesela “I am” ifadesinde kullandığımız “am” var ki, bu da kısaca “olmak” anlamına gelebilir. Olmak ama şimdiki zamanda olmak ;) Shakespeare’in meşhur “to be or not to be”si var ya hani, “olmak ya da olmamak” işte “bütün o meselenin” şimdiki zamanı :) Böylece...

Gaga terimleriyle düşünecek olursak, “Trans Am,” kadınsan erkek, erkeksen kadın olmayı simgeliyor olabilir. Her ne isen kendini yakıyor ve küllerinden yeniden doğuyorsun yani :) Zaten klipte de Lady Gaga bunu yapmıyor mu?

Haberci


Neden yapılıyor bilemiyorum ama, filmler, diziler ve özellikle bazı şöhretlerin müzik videoları kullanılarak gelecekte gerçekleştirilmesi planlanan olaylardan haber veriliyor. Böyle bir iddiayı ilk kez duyanlar ve konuyu henüz araştırmamış olanlar için ne kadar anlamsız bir iddia gibi görünebileceğini kendimden biliyorum :) Konuyu araştırmak isteyenlere “911 Hidden in Hollywood” serisini bir şekilde bulup seyretmelerini tavsiye ediyorum. Neyse...

Pek çok videoda olduğu gibi bu klip de çok boyutluymuş, birden fazla anlam taşıyormuş gibi görünüyor.

Toplayalım ve Bitirelim


Su çağrıştıracak simgeler sıklıkla kullanılmış.

Şirketlerin finans sularında süzüldüklerini, hatta haberlere bakacak olursak içinde fırtınalar kopan bir denizde, dev dalgalarla boğuştuklarını düşünebiliriz :) Dalgaların, enflasyon ve deflasyon araçlarıyla yaratılabileceğini, hatta ilgimizi çekiyorsa, ekonomi ve elektronik arasındaki benzerlikleri de fark edebiliriz. Ha enflasyon ve deflasyon üreteci, ha
osilatör ;)

Videoda denizlerin efendisi
Poseidon kullanılmamış olsaydı, şimdi söyleyeceklerimi söyleme gereği duymazdım. Klip, cinsel bir dönüşümü simgelemenin yanında, ekonomik bir dönüşümü, bir depremi de simgeliyor bana göre. Yanılıyor olabilirim fakat sezgilerim bu yönde.

2012


İki binli senelerin başlarından itibaren ve giderek hızlanan bir döngüde, ana akım medyanın her kanalında 2012 fenomenine rastlar olduk. Öyle ki bu konudan haberi olmayan, kulağına biraz olsun yalan yanlış bilgi çalınmayan insan evladı kalmadı gibi bir şey :)

Günler ve yıllar gibi döngüler içinde yaşadığımızı hemen görebiliyoruz. Daha geniş zaman dilimleri içinde kendini tamamlayan döngüler de olabilir, bu fikre karşı değilim fakat, 2012 gibi belli bir tarihin, güvenilir yöntemlerle hesaplanmasının ne kadar güç olabileceğinin de gayet farkındayım. Yani...

2012 fenomeni ana akım medyada bu kadar geniş bir yer kapladığında, bunun ardında insani nedenler arama, belli bir grup tarafından, insanları planlanan bir geleceğe hazırlamak amacıyla ortaya atıldığını düşünme eğilimindeyim :) Üstelik...

Sular altında kalacağımızı değil, ekonomik anlamda nakit kıtlığı çekeceğimizi, yani susuz kalacağımızı, kuraklık yaşayacağımızı düşünüyorum. Kara Güneş konusuna değinemedik ama alakalı olduğuna inanıyorum. Kafamın içinde Soundgarden’ın
Black Hole Sun şarkısı çalıyor ;)

Şu an olduğu kadar birbirine bağımlı, iç içe geçmiş bir sistemde yaşamıyor olsaydık, herhangi bir para biriminin, özellikle petrol, teknoloji ve gıda alımında kullanılan bir para biriminin kıtlığı o kadar da önemli olmayabilirdi ama şu anda maalesef önemli.

Becerebilirlerse, 2012’ye yetiştirebilirlerse, ekonomik bir oyunun sondan bir önceki perdesini sahneleyeceklerini bekliyorum. İyi de...

Lady Wicca


Lady Gaga’nın bunlarla ne alakası var? Lady Gaga’yı aşmaz mı bu konular? Aşabilir. Alakası da şöyle...

Bir
önceki yazıda bahsettiğim gibi, farklı ya da benzer görüşlere sahip çok sayıda tarikat, yol ya da düzen var. Bunlar genellikle gizem formülüyle çalışıyorlar. Kişi düzen içinde yükseldikçe kendisine daha önce bilmediği anlamlar empoze ediliyor ve çeşitli görevler veriliyor. Öyle görünüyor ki Lady Gaga bu türden bir oluşumun içinde ve witchcraft çalışmaları yapıyor ve üstelik derecesi ya da rütbesi de yüksek gibi görünüyor.

“Ne çok güzel bir kadın, ne de sesi muhteşem, neden Lady Gaga bu kadar ön planda ve insanları etkileme anlamında bu kadar başarılı?” gibi bir sorunun cevabı, bağlı bulunduğu düzen açısından bakıldığında, başarılı bir öğrenci ve söz dinleyen bir kişi olmasında gizlidir belki, neden olmasın? :)

Gece ve karanlık, belli bir tarikat ya da düzende, bizim günlük hayatımızda bu kelimelere yüklediğimiz anlamlardan daha farklı anlamlar kazanabilir. Oğlak Dönencesine bu bağlamda anlamlar yüklemek gerekebilir.

Ek, Korku ve Güven:


Dün birkaç sitede Illuminati başlığı altında yazılanları okudum. Genelde insanların korktuklarını görüyorum ama korku nedir?

Korku son derece sağlıklı bir duygudur. Hayatta kalmaya devam etmemize yardımcı olur fakat bu görevini yerine getirebilmesi için otantik olması gerekir. Mesela...

Sen kitap okumaya dalmışken, bir arkadaşının ansızın bağırmasıyla beliren korku otantiktir, gerçektir. Oysa...

Illuminati’yle ilgili yazıları okurken hissedilen korku, gelecekte korkma ihtimalinin bulunmasından korkmak gibidir, biraz uyduruktur yani :) Kimseye pek bir faydası da olmaz. Tam tersine kişinin rahat düşünmesini engelleyeceği için zararlı olur. Peki ne yapalım? Korkmayalım mı? Hayır, korkmayalım :)

Güvenelim. Kendimize güvenelim. Önemli bir ayrıntı...

İster kendi kendimize ister başkalarıyla konuşurken
ne yapmayacağımızı değil de ne yapacağımızı ifade etmek çoğu zaman daha iyi sonuçlar doğuruyor ;)

Kendimize güvenelim dediğimde, “Ben her işi başarırım, muhteşem bir insan evladıyım” gibi bir anlamı kast etmiyorum :) Azimle çalışan betonu delebiliyor tabi ama...

Evren çok büyük ve biz çok küçüğüz :) Bildiklerimiz, bilmediklerimizin yanında devede pire bile değil :) Hele bir de bilmediğimizi bilmediğimiz anlar var ki, amanın :) Yani...

Bize şu an korkutucu görünen, gerçek saydığımız her ne varsa, gelecekte hiç de önceden planlanmamış sonuçlar doğurabilir. Herkes yanılabilir, gelecekte var olacak şartlar şu an öngörülenden daha farklı olabilir. Her ne kadar hayatımız üzerinde kontrol sahibiymişiz gibi görünse de, pek o kadar emin olmayalım diyorum ve bu durumun Illuminati de dahil olmak üzere herkes için geçerli olduğuna inanıyorum :) Diğer yandan...

Kendime uyguladığım bir yöntemi de paylaşmak istiyorum:

Müzik, kitap, film, bana verileni kabul etmek yerine, ne istediğimi anlamaya çalışıp, her ne istiyorsam onu almayı tercih ediyorum. İstediğini belirlemek, aramak, bulmak ve almak yöntemi, kendine verileni kabul etmekle karşılaştırılınca daha zahmetli bir yöntem ama o zahmeti görünce insan, “Vay bana bunları bedavaya vermek için ne zahmetlere katlanıyorlar, bunun altında başka bir niyet olmasın?” gibi düşüncelere ulaşabiliyor :) Değer bilmek de çok önemli. Bu arada...

Verilenleri toptan reddetmeyi de anlamsız ve gereksiz buluyorum. Önemli olan reddetme hakkını saklı tutmak, gerektiğinde veto edebilmek :) O veto hakkı biraz önce bahsettiğimiz güvenin oluşmasına katkı sağlıyor ve güven, neyi veto etmemiz gerektiğini fark etmemize yardımcı oluyor :)

Şimdilik bu kadar.



Sıradaki yazıya devam et


Paylaş:
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş FriendFeed'te paylaş MySpace'de paylaş Stumble'la Reddit'te paylaş Delicious'ta paylaş






blog comments powered by Disqus