Manyetik Mavi
Bilmek, Bilmemektir...
Navigation
Kisisel Gelisim

Prens ve Büyücü

Prensin babası kral, ona böyle şeylerin var olmadığını söylemişti. Böylece prens, babasının hakimiyetinde, prensesler ya da adalar olmadığına ve Tanrı’nın işareti bulunmadığına inanmıştı. Ama sonra bir gün...

Devamını Oku...
Comments

Cem Yılmaz 2011 - Başarının Anahtarı

Pek kabul etmeye yanaşmasak da, ekranlarda gördüğümüz insanları taklit ederek kendimizi var ediyoruz. Başarılı olanı taklit ederek başarılı olacağımıza inanıyoruz, her ne kadar bu inancın pek farkında olmasak da durumumuz genellikle böyle. Acı ama...

Devamını Oku...
Comments

Nasıl Mutlu Olunur?




İster mutluluk, ister mutsuzluk hali, her ikisi için de, iyisiyle, kötüsüyle şans gerekiyor. Buna şans değil de, olasılıklar desek daha doğru olur. Bir olasılık gerçekleştiğinde, duruma bakıp iyi veya kötü etiketini bizler yapıştırıyoruz. Bizim için iyi olan, bir başkası için kötü olabilir.


Devamını Oku...
Comments

Psikoloji - II - Küçük Albert - Korku

Günlük hayatımızda korku, kendini iki ayrı düzeyde belli ediyor:

  • Bilinçdışı korku:
    Arkandan yaklaşıp, hiç beklemediğin bir anda ellerimi çırpsam, büyük ihtimalle havaya sıçrarsın, hiç olmasa gözlerini kırparsın. Bu türden bir tepki üzerinde kontrolümüz yoktur. Bedenimiz, kendini korumak için, algı henüz bilinç düzeyine çıkmadan, yani zaman kaybetmeden hızla tepki vermek durumundadır.
  • Bilinç düzeyindeki korku:
    Bir de bilinç düzeyinde kendini var eden ikinci tür, bir başka korku vardır. Buna kuruntu da diyebiliriz. Bu türden korkunun öğrenilmesi ya da yaratılması gerekir. Kuruntu olması, korkunun gerçekçi olmadığı anlamına gelmez ama, gerçekçi olduğu anlamına da gelmez. Gerçekçi olması ya da olmaması, kişinin çevresini ne denli gerçeğe uygun algıladığına ve sahip olduğu verinin doğruluğuna göre değişecektir. Küçük Albert sağır olsaydı, şiddetli bir gürültüyü kullanarak fareden korkmasını sağlayamazlardı.

Buradan itibaren...
Devamını Oku...
Comments

Üç Çinli Doktor'un Hikayesi

Üç Çinli kardeş, üçü de doktor.

Küçük kardeş, tüm hastalıkları iyileştirmesiyle bilinen bir doktor. Şanı, şöhreti almış yürümüş. Tüm Çin’de tanınıyor hatta dünya biliyor. Etekleri tutuşan hasta yakınları, soluğu...
Devamını Oku...
Comments

Arabesk Nedir?

Mevlana, “Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün” demiş zamanında.

Her birimizin kendine dair bir seri fikri vardır. İmaj adı verdiğimiz o fikirler serisi, genellikle benzemek istediğimizi sandığımız kişilerden topladığımız parçaları kullanarak çözmeye çalıştığımız bir bulmacadır. Resim, yıllara yayılan bir zaman dilimi içinde, genellikle dış etkenlere dayanarak oluşturulur. Birileri sürekli, ister medya yoluyla ister doğrudan dikte ederek, bize kim olmamız gerektiğini söyler durur. Kimse gerçekten kim olduğumuzu öğrenmek istemez ve mecburen...
Devamını Oku...
Comments

Öfke Nedir?

Gerginlik, zemini kayganlaştırır ve bu bir noktada sabit durmayı zorlaştırırır. Dalgalı bir denizde, hop aşağı, hop yukarı savrulan bir teknede hissedilen mide bulantısı gibidir.

Böyle bir zeminde; insan, kolaylıkla kendine haksızlık yapıldığına inanmaya ve saldırmaya meyilli olur. Farkındalığı azalır. Saldırı...
Devamını Oku...
Comments

Kendini Bilmek...

Bir dağın zirvesinde, bilge bir adam öğrencilerini eğitiyor. Oniki öğrenci, bilge adamın karşısına sıralanıyor. Bilge adam soruyor, "Yanyana dizildiniz, sizler kaç kişisiniz bir söyleyin bakalım?" Her sayışta oniki yerine onbir rakamı çıkıyor. Diyorlar ki, "O kadar saydık, hep bir kişi eksik." Bilge adam, her birini teker teker kuyunun başına çağırıyor ve buyuruyor: "Kuyunun içine bak, eksik kişi orada." Kuyunun içindeki sudan yansıyan kendi görüntüsüne bakanlar, "İşte kayıp kişiyi gördüm, boğulmuş" diyorlar.

Hikayede anlatılan, kendini saymayı unutan öğrenciler, biraz aptal görünebilirler. Gerçekten öyle mi? Bu hikayedeki öğrenci sayısı aslında oniki değil, onüç. Öğrenci sayısını oniki kabul ettiğimizde, kendimizi saymayı unutuyoruz. İşte hikayenin anlatmak istediği bu.
Devamını Oku...
Comments