A Serious Man - Ciddi Bir Adam - Eleştiri
Bir Coen Kardeşler hayranı olarak, bu filmde pek heyecanlanmadığımı hemen itiraf etmem gerekiyor ama bununla birlikte, filmi sonuna kadar zevkle seyrettim. Eminim ki önümüzdeki senelerde tekrar, tekrar seyredeğim.Daha önce bir iki Coen filmi seyredip de hiç hazzetmediysen, bu filmi sevme ihtimalin sıfıra yakın. Geçmişten gelen bir sevgin varsa ve hala filmi seyretmediysen, “E daha ne duruyorsun?” derim.
Bu yazı tek parçadan oluşuyor. Yazının tamamını, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak, PDF biçiminde bilgisayarına indirebilir, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan, dilediğin yerde okuyabilirsin:
Coen filmleri bana hep gerçekçi görünür. Sanki olayları kendilerinden bir şey katmadan, olduğu gibi anlatırlar.
Geçen hafta bir arkadaşımla konuşuyoruz. Spor salonunda hocalık yapan birinden bahsediyor. Diyor ki, “Yakışıklı çocuk ama kafa beton gibi, adamın kafası ‘tınnn’ hiçbir şey yok.” Bunu duyar duymaz diyorum ki, “Brad Pitt’in oynadığı karakteri hatırlıyor musun?” “Hangisi?” diyor. Cevap veriyorum, “Hani spor salonunda çalışıyordu...” Karakteri hatırlıyor, beraberce gülüyoruz ve gülüyoruz. “Aynısı!” diyor, “Aynısı!” Burn After Reading’den bahsediyoruz, seyrettiysen bilirsin, hani Brad Pitt arabada, elinde bir içecek, kulağında müzik, ciddi bir iş peşinde ama karakterin kanı kaynıyor ya, yerinde duramıyor, dans ediyor. Henüz seyretmediysen mutlaka seyretmelisin :) Orada Olmayan Adam’lar toplu gösterisi :)İlginç Benzerlik: Larry ve Clive
Aklıma Alev Alatlı’nın ‘Nuke’ Türkiye! isimli kitabından bir bölüm geldi. Önce filmde gördüğümüz benzer hikayeyi hatırlayalım.

“Kahramanımız” Larry Gopnik, öğrencilerine ders veriyor. Konu Schrödinger’in Kedisi. Larry, formülleri yazıyor, keyifle anlatıyor. Belki de bu karmaşık konuyu biraz da sevimli kılmak için bir karikatür çiziyor.

Ders bitiyor, Larry odasına gidiyor. Koreli öğrencisi Clive, Larry ile önemli bir konuyu görüşmek üzere bekliyor.

Öğrenci Clive ve öğretmen Larry arasında mealen şöyle bir konuşma geçiyor:
Öğrenci: Fizik sınavından aldığım not adil değil. Matematik çalışılması gerektiğinden habersizdim.
Hoca: İyi ama matematik olmadan fizik çalışamazsın gerçekten, değil mi?
Öğrenci: Aldığım düşük not bursumu kaybetmeme neden olur ve utanç hissederim. Fiziği anlıyorum, ölü kediyi anlıyorum.
Hoca: Ama gerçekten, matematiği anlamadan fiziği anlayamazsın. Matematik, fiziğin nasıl işlediğini gösterir, gerçek olan budur. Derste anlattığım hikayeler sadece aydınlatıcı birer örnek. Size bir resim vermeye yardımcı olacak masallar. Yani, o ölü kediyi ben bile anlamıyorum. Matematik onun nasıl çalıştığıdır.
Öğrenci: Çok zor. Çok zor.
Hoca: Yani, üzgünüm ama... Teklifin nedir?
Öğrenci: Geçer not.
Hoca: Hayır, hayır.
Öğrenci: Ya da belki sınava tekrar girerim. Şimdi fiziğin matematiği kapsadığını da biliyorum.
Hoca: Eğer bir öğrenci geçer not alıncaya kadar sınava tekrar girseydi diğer öğrenciler bundan hoşlanmayacaklardı değil mi?
Öğrenci: Gizli sınav?
Hoca: Hayır.
Öğrenci: Çok gizli?
Hoca: Hayır. Bu iş böyle olmayacak, sanırım bu acı duruma katlanmak zorundayız Clive.
Öğrenci: Çok rahatsız edici.
Hoca: İyi ama matematik olmadan fizik çalışamazsın gerçekten, değil mi?
Öğrenci: Aldığım düşük not bursumu kaybetmeme neden olur ve utanç hissederim. Fiziği anlıyorum, ölü kediyi anlıyorum.
Hoca: Ama gerçekten, matematiği anlamadan fiziği anlayamazsın. Matematik, fiziğin nasıl işlediğini gösterir, gerçek olan budur. Derste anlattığım hikayeler sadece aydınlatıcı birer örnek. Size bir resim vermeye yardımcı olacak masallar. Yani, o ölü kediyi ben bile anlamıyorum. Matematik onun nasıl çalıştığıdır.
Öğrenci: Çok zor. Çok zor.
Hoca: Yani, üzgünüm ama... Teklifin nedir?
Öğrenci: Geçer not.
Hoca: Hayır, hayır.
Öğrenci: Ya da belki sınava tekrar girerim. Şimdi fiziğin matematiği kapsadığını da biliyorum.
Hoca: Eğer bir öğrenci geçer not alıncaya kadar sınava tekrar girseydi diğer öğrenciler bundan hoşlanmayacaklardı değil mi?
Öğrenci: Gizli sınav?
Hoca: Hayır.
Öğrenci: Çok gizli?
Hoca: Hayır. Bu iş böyle olmayacak, sanırım bu acı duruma katlanmak zorundayız Clive.
Öğrenci: Çok rahatsız edici.
Ve böylece öğrenci Clive odadan çıkar. Larry masasında kimden geldiği belli olmayan bir zarf bulur. Zarfın içinde bir miktar para vardır. Parayı öğrencinin bıraktığını, kendisine rüşvet verdiğini düşünür.
Profesör David ve Türk Öğrenciler
Alatlı’nın kitabında, Larry Gopnik gibi Amerikalı ve yahudi olan, profesör David, çeşitli araştırmalar yapmak amacıyla İstanbul’a gelir. Bir Türk üniversitesinde ders vermeye başlar. Günün birinde, bir grup Türk öğrencisi David’e yaklaşır, aralarından biri der ki:
Öğrenci: Arkadaşlarımızdan bazılarının özel konumları nedeniyle ders çalışamadıklarını bilmiyorsunuz.
Hoca: Özel konumları? Mazereti olanların dekanlıktan özel izin alabildiklerini sanıyordum.
Öğrenci: Öyle değil! Yani, aramızda kısa süreli gözaltında kalan arkadaşların sayısı çok. Bu arkadaşlarımızın içinde bulundukları koşullarda ders çalışmalarına imkan yoktur. Oysa, bir çoğu, bu yarı yıl sonunda mezun olabilecek kredileri tamamlamış durumdalar.
Hoca: Evet?
Öğrenci: Sınavları değerlendirilirken bu mazeretler gözönünde bulundurulmalıdır. Onlara karşı ve uzlaşmaz bir tavır içine girilmemelidir.
‘Nuke’ Türkiye - Alev Alatlı
Hoca: Özel konumları? Mazereti olanların dekanlıktan özel izin alabildiklerini sanıyordum.
Öğrenci: Öyle değil! Yani, aramızda kısa süreli gözaltında kalan arkadaşların sayısı çok. Bu arkadaşlarımızın içinde bulundukları koşullarda ders çalışmalarına imkan yoktur. Oysa, bir çoğu, bu yarı yıl sonunda mezun olabilecek kredileri tamamlamış durumdalar.
Hoca: Evet?
Öğrenci: Sınavları değerlendirilirken bu mazeretler gözönünde bulundurulmalıdır. Onlara karşı ve uzlaşmaz bir tavır içine girilmemelidir.
‘Nuke’ Türkiye - Alev Alatlı
Ek: 5 Temmuz 2011
Anlı şanlı rektörler TV ekranlarına çıkıp öğrencileri okullarına çekmek için mühendislik fakültelerinin reklamını yaparlar. Üniversitelerinde Matematik, Fizik, kimya, biyoloji bölümlerini açmadıklarını hiç dert dahi etmezler. Fizik, matematik kimya okumadan nasıl mühendis olunur? Anlamak mümkün değildir. Bir de, moda olduğu için, bilgisayar mühendisi yetiştirdiklerini iddia edip gazetelere ilan verirler. Bilgisayar mühendisliği, bilgisayar kullanmak veya bir iki yazılım yapmak değildir. Bilgisayar mühendisi yetiştireceklermiş. Ben bu işe gülerim. Bilgisayar mühendisliği donanım bilgisine dayanır. Onun arkasında yarı iletken teknolojisi ve kuantum fiziği yatar. Yakın bir gelecekte piyasa kuantum bilgisayarlar çıkacak, şaşırıp kalacaklar. Böyle bir bilgin yoksa yani kuantum fiziği eğitimi vermiyorsan, teknolojinde yoktur. Kime nasıl mühendislik eğitimi vereceksin.
Prof. Dr. Cengiz Yalçın
Coen’lerin filminde, Koreli bir öğrenci, bir Amerikan okulunda burslu okumaktadır.
Alatlı’nın kitabında, bir Amerikalı profesör, Türkiye’de ders vermektedir.
Koreli öğrencinin, geçer not için rüşvet vermesi, Türk öğrencilerinse üstü kapalı tehdit etmesi ilginç bir detay.
Hatırlamakta fayda var, film de, roman da kurgusal :)
Bu arada, ilginç bir detay daha: Alev Alatlı’nın Schrödinger’in Kedisi isimli bir roman serisi de var :)
Seyirci Yorumları
A Serious Man ya da Ciddi Bir Adam’ı anlamayı, daha doğrusu içselleştirmeyi güçleştiren en önemli sebeplerden biri, filmin Amerikan Yahudi cemaatinin hayatından, hem de geçmişinden bir kesit sunması olabilir. Film iki kere yabancı oluyor. Öyle ki, İngilizce kelimelerin yanısıra bir de Yidce ve İbranice kelimeler duyuyoruz. Ayrıca film karakterlerinin, içinde kaldıkları durumlara verdikleri tepkiler de, çoğu seyirci için son derece yabancı kalıyor kültürel farklardan dolayı.
Şöyle bir yorum gördüm mesela: “Oscar'dan eli boş dönen filmin şansını bir de ‘Best Godoş Awards’ta deneyeceğini duydum. Larry Gopnik, en iyi erkek oyuncu dalında favoriymiş.” Bu yorum bana “biraz” ayıp ve yersiz göründü :)
Bir de şöyle bir yorum gördüm ki nefis: “Filmi izlemeden önce, Coen’lerin en otobiyografik filmi olduğu safsatalarına kandığımdan mıdır, film boyunca biraderlerin kendilerini bir şekilde Larry Gopnik ile özdeşleştirdiklerini düşündüm. Fakat film bitince anladım ki zat-ı alileri kendilerini absürd diş hikayesini anlatan haham Nachtner, bizi ise hikayeyi dinleyen Larry Gopnik ile özdeşleştiriyorlarmış.” :)
Sonuç
Hani John Lennon’ın meşhur sözü var ya: “Hayat, siz planlar yapmaktayken başınıza gelenlerdir” diye, ben onu şöyle değiştirmek istiyorum: “Hayat, biz filmler seyretmekteyken başımıza gelenlerdir.” Coen filmleri bunu her zaman hissettirmiştir bana :)
Sıradaki film analizine devam et...
Paylaş:
blog comments powered by Disqus









