Bu Yazıyla İlgili Bilgi ve Bağlantılar

Lütfen sen de bana katıl, yorum yaz, başkaları neler söylemiş takip et. Hatta, belki senin de bir siten vardır ve bu sayfaya link vermek istersin, neden olmasın? :)

Yazarın diğer gönderileri
Maç Sonuçlarını Tutturmak, Günlük Fal Baktırmak, Bugün Şanslı mısın?
CHM Soyadlı Dosyaları Mac OS’te Okuyabilmek…

Merakla Beklenen Film 300 ve Amerikan Halkının Durumu

Bu yazıyı Manyetik Mavi yazdı ve 17 Mart, 2007 tarihinde internet denizinde dalgalanmak üzere kendi haline bıraktı.

Bir süredir heyecanla beklenen bir film var: Frank Miller’ın çizgi romanından uyarlanan 300. Frank Miller’ın ismi Sin City isimli filmle birlikte tüm dünya çapında duyuldu. Sin City’de yeni bir film yapma yöntemi denenmişti. Mümkün olduğunca çizgi romana sadık kalınmış ve filmin de çizgi roman gibi görünmesine gayret edilmişti. gayretler boşa gitmemiş, film dünya çapında büyük başarı yakalamıştı. 300 de benzer bir yöntemle çekilmiş, teknik hemen belli ediyor kendini.

Hatırlamayanlar için, 300′ün fragmanı aşağıda:


Senelerden beri hep duyarım. Amerikan halkı aptal denir. Amerikan eğitimi berbat denir.

Denir de, nasıl olur da olur, bu kadar aptallığa, bu kadar cahilliğe rağmen ABD dünyanın en güçlü ülkesi olur? Bu sorunun cevabını merak ediyorum. Bugün bir videoya rastladım YouTube’da… Bir muhabir sokaklara çıkmış, sokakta gördüğü insanlara çeşitli sorular soruyor. Mesela:

Soru: “Israil’in dini nedir?”
Cevaplar: “Müslüman”, “İslam”, “Katolik olabilir.”

Soru: “Fidel Castro kimdir?”
Cevap: “Şarkıcı?”

Soru: “Üçgenin kaç kenarı vardır?”
Cevaplar: “Kahretsin, dört!”, “Hiç kenarı yoktur, bir mi?”

Soru: İngiltere’de kullanılan para birimi nedir?
Cevaplar: Soruyu duyan insanlar gülüşüyorlar, “Belki de Amerikan parası”

Soru: Bir harita göstererek, “Dünyadaki terör düşünüldüğünde, işgal edilmesi gereken bir sonraki ülke hangisi olmalı?”
Cevaplar: “Suudi Arabistan”, “Ortadoğu’da bir yer”, küfrederek: “Ortadoğu”, “İtalya”, “Küba”, “İran”, “Rusya, Çin, Endonezya, Kanada”, “Hindistan”, “Afganistan”, “Brezilya”, “Kore”, “Fransa”

Bu cevapların bir anlamı olmadığını göstermek için, işgal edilmesi gerektiğini düşündükleri ülkeyi haritada işaretlemeleri isteniyor. Ama harita sahte. Avustralya kıtasının üzerinde İran yazıyor mesela. İnsanlar uzun uzun haritaya baktıktan sonra bahsettikleri ülkenin adını görünce seviniyorlar, ama ülke yanlış yerde, o ülke dünyanın neresinde yer alıyor haberleri bile yok. “Fransa işgal edilmeli” diyen adam, haritaya bakıp Avustralya’yı gösteriyor ve Fransa olduğunu söylüyor. Sokaktaki insana ne verilirse onu alıyor. Yanlış harita gösterilmiş olsa da, uydurma ülkelerden bahsediliyor olsa da, sokaktaki adam kendisine verileni alıyor, sorgulamadan yorumluyor. Bunun anlamını görebiliyor musun? Bu insanlar kolaylıkla yönlendiriliyorlar. Sadece ABD vatandaşları mı kolayca yönlendiriliyor?

Soru: “Tony Blair kimdir?”
Cevaplar: “Bilmiyorum, kaykaycı?”, “Sinema oyuncusu”, “Linda Blair’in erkek kardeşi?” (Linda Blair Exorcist filminde oynayan aktris.)

Soru: “Hangi ülke şeytani gücün kontrolünde?”
Cevaplar: “Almanya?”, “Kaliforniya, New York, Florida”, “Kudüs”, “İsim vermem zor, hani kafasına türban gibi bir şey saran kimdi? Ben ona çocuk bezi adam diyorum”

Soru: “Camii nedir?”
Cevap: “En ufak bir fikrim bile yok, bir hayvan adı mı?”

Soru: “İnsanda kaç böbrek vardır?”
Cevap: “Bir?”

Soru: “Kaç dünya savaşı yapıldı?”
Cevap: “Üç?”

Soru: “Yıldız Savaşları filmi gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır. Doğru mu yanlış mı?”
Cevap: “Doğru”

Soru: “Hiroşima ve Nagasaki nesiyle meşhurdur?”
Cevap: “Judo ya da güreş?”

Sorular böyle devam ediyor. Cevaplar da benzer.

Kendi gözünle görmek ve kulaklarınla işitmek için aşağıdaki videoyu izle:



Tekrar 300′e dönmek istiyorum. Filmi görmek için dün sinemaya gittim. Filmin fragmanı o kadar başarılıydı ve diğer fragmanlardan ayrılıyordu ki, fark etmemek mümkün değildi. Aylar öncesinden pek çok kişi gibi filmi beklemeye başladım. Dün yolum Beyoğlu’na düşmüştü, “Emek sinemasında seyredeyim de aradan çıksın, merakımı gidereyim” dedim. Emek sinemasına senelerden beri gitmiyordum. Sinemaya girdiğimde eskiliği ve köhneliği beni şaşırttı. Bakımsız koltuklar, içeriye girer girmez yüzüme bir tokat gibi patlayan çirkin koku, toz bulutu “Ben burada ne yapıyorum?” dememe sebep oldu. Bir an filmi bırakıp çıkmayı düşündüm sonra vazgeçtim. Film başladığında görüntünün net olmaması iyice canımı sıktı. Emek sineması için söyleyebileceğim tek iyi şey, ses sisteminin pek çok cep sinemasından daha iyi olduğu. Bence Emek sineması süratle kendini yenilemeli. Filme gelince…

Film bir tarih filmi olma iddiasında değil. Bir çizgi romanı sinema perdesine en iyi görünen biçimde aktarmak niyetinde. Basit sorulara cevap veremeyen ABD’liler hatırlandığında bu ve benzeri filmlerin insanlar üzerindeki etkisi ortaya çıkıveriyor. Günümüzün Fransa’sını Avustralya’da gösterdiğinin farkında olmayan insanın, bilmem kaç sene önce yapılan Thermopylae savaşının kimler arasında yapıldığını bilmesi, aktarılan olayların gerçek mi yoksa uydurma mı olduğunun farkında olması imkansız görünüyor.

ABD İran’a girmeyi planlıyor.

Bugün bile bazı İran asıllı Amerikalıların kendilerine Persian diyebildiğini hatırlayacak olursak, Atina için savaşıp binlerce Pers’i kılıçtan geçiren topu topu 300 kişilik Sparta orducuğunun verdiği mesajı yakalamak zor olmuyor. Filmin niyeti böyle bir mesaj vermek olmasa bile, bence Frank Miller çizgi romanında böyle bir amaç güdüyor. Taştan yontulmuş heykel gibi görünen Spartalılar karşısında kara marsık gibi duran çirkin Perslerin görüntüsü de mesajın iletilmesini kolaylaştırıyor. Bilinçdışı güzel ve çirkin arasındaki farkı kolaylıkla algılıyor. Bilince düşense algılanan her neyse onu mantıksallaştırmak oluyor. Yapılan araştırmalar, insanların başkaları hakkında, sadece görünüşlerine bakarak neredeyse anında iyi veya kötü karar verdiğini ortaya koyuyor. Bir saniye bile geçmeden sana doğru gelen biri hakkında iyi veya kötü bir izlenim sahibi oluyorsun sonra bu izlenimi mantıksallaştırıyorsun. Bunu hepimiz her an yapıyoruz. Neden filmde yapmayalım ki?

Film doğal olarak kendini Atina tarafında konumlandırıyor. Bu çok doğal. Ortalama Amerikan seyircisi de kendini Sparta ve Atina tarafında konumlandıracak ve Pers ordusuna karşı tavır takınacaktır filmi seyrederken. Filmi seyreden bazı Amerikalıların kılıçlarına sarılıp Persleri doğramak istediklerini anlattıkları yorumlar okudum.

Hollywood bu filmleri para kazanmak için yapıyor. Fakat adı sanı bilinmeyen bazı insanların ya da grupların para dışında çıkarları da olabilir. Neden olmasın? Eski zamanlarda kilise vitrayları cahil halkı istenilen yönde eğitmek için kullanılırmış. Bugün vitrayların görevini sinema ve televizyon filmlerinin üstlendiğini düşünüyorum. Bir film hem para kazandırabilir hem de insanların zihnine daha sonra yönlendirilmelerini kolaylaştıracak kodlar yerleştirebilir.

Başkanın Adamları

Wag the Dog isimli bir film var. Ancak “Başkanın Adamları” diyerek çevirebilmişler :) Bu filmde bir çocuk tacizi vakası nedeniyle kenara sıkışan ABD başkanını kurtarmak için yapılanlar anlatılıyor. Basın bu konuyla ilgilenmesin diye hikayeden bir savaş çıkarılıyor. Arnavutluk terör yanlısı ilan ediliyor. “Bavul Bombası” denen tahrip gücü yüksek bombaları Kanada sınırına getiren Arnavut teröristlerden söz açılıyor. Bu ülke hakkında hiçbir bilgisi olmayan Amerikalılar büyük bir tehlikeyle karşılaştıklarını düşünüyorlar. Bu savaş hikayesini basın aracılığıyla halka aktarmak için film yapımcıları, modacılar, müzisyenler bir araya getiriliyorlar. Arnavutlukta savaşan birlik için özel kıyafetler hazırlanıyor. Birliğe özel marş besteleniyor. Kahramanlık hikayeleri uyduruluyor. Zorlu geçen 11 günün sonunda, çocuk taciziyle adı anılmış olmasına rağmen başkan halkın %85 desteğini alarak yeniden başkan seçiliyor. Çok mu saçma geliyor? Yukarıdaki videoyu bir kere daha seyretmeni tavsiye ederim. Seyrederken neden Irak’ta olduğu söylenen ama bir türlü bulunamayan füze başlıklarını da aklının bir köşesinde tutmuyorsun?

Bence Frank Miller’ın çizgi romanından uyarlanan 300 isimli film, sıradan bir çizgi roman uyarlaması olmanın çok ötesinde anlamları da aktaracak güce sahip. Hem de hiç bilinçle dalaşmadan, doğrudan bilinçdışı algıya seslenerek yapabilir bunu.

Bildiğim kadarıyla Miller, çizgi romanını Heredot’un anlattığı destansı öyküye dayandırıyor. Bu destansı öyküler biraz da Ekmek Teknesi isimli dizideki Heredot Cevdet‘in anlattığı kahramanlık öykülerine benziyor. Kahve halkı gazı aldıkça kaynama noktasına doğru hızla ilerliyor.

300 nasıl bir film? Beğendim mi? Sonuna kadar seyredemedim. Bunda en büyük pay Emek sinemasının kötü kokan sinema salonuna ve perdedeki bulanık görüntüsüne ait. Küçük pay da yoğunlukla görüntüye dayalı anlatımın beni sıkması. Sonuç, filme ara verildiğinde devamını başka bir gün, başka bir ortamda seyretmek üzere sinema salonunu terk ettim.



Lütfen Sen de Bir Yorum Yaz

Bu yazı aklına neler getirdi? Neleri çağrıştırdı? Çok merak ediyorum. Benimle paylaşırsan sevinirim...

Şifreni ve kullanıcı adını hatırlıyor musun? Yorum yazmadan hemen önce kullanmanın tam zamanı...

Diğer Okuyucuların Düşünceleri Aşağıda...

Konuyla ilgili bir yazı.

Ayrıca Ekşi Sözlükten bazı alıntılar yapmak istiyorum. Filmi heyecanla bekleyen bazı izleyicilerin heyecanları:

“(bkz: burası sparta burdan çıkış yok)”

“insanı zevkten dört köşe eden resmi fragmanı yayınlanmış olan film… bir efsane geliyor gibi görünüyor…”

“sadece şu diyalogu için kanyon da bile izlenir :

- üstadım; biz az, onlar çok kişi. sadece attıkları oklar, güneşi gölgelemeye yetiyor
- biz de gölgede savaşırız.”

“filmi seyretmeden önce tarihi bi hikaye izlediğimiz gerçeğini unutmak ve persleri düşman olarak bellememiz gerekecek galiba”

“(bkz: 10 kaplan gücünde olmak)”

“allah allah nidalarıyla beyazperdelere fırtına gibi geldiğini fragmanıyla beynime kazımış, 2007 de vizyona girmesiyle ortalığı dağıtacağını beklediğim sağlam film. kim oynar, kim çekmiştir hiç bir bilgim olmamasına rağmen sırf izlediğim fragmandan dolayı akan salyalarım için ekstra patlamış mısır kovası almak zorunda kaldım desem yeridir a dostlar.”

“hdtv trailerını izledikten sonra “hanım kılıcımı getir” moduna sokabilme kapasitesine sahip filmidir.”

“şimdiye kadar hiçbir filmin fragmanı beni bu kadar gaza getirememişti..bakın peşinen söylüyorum süper bir film olacak.”

“insanda cikip bogure tekme atma istegi uyandiran bir trailera sahip film. spartalilar kimdir, persler nedir, kim kimi kesmis bir yana… o nasil bir tekmedir… insanin ici gidiyor. hayir bogrume tekme yemeye de raziyim, atraksiyonun bir parcasi olayim yeter. yanliz genel kadroya bakinca insanin aklina geliyor ister istemez, vin diesel pek yakisirmis oralara. ses de uygun. ikisi dovussunler. evet.”

“(bkz: 300 izledikten sonra isparta da iranli dovmek)”

“fragmanını sinemada izledikten sonra gaza geldiğim, ve 2 haftadır orada burada alakasız bir şekilde “spartans, tonight we dine in hell” diye bağırdığım ve yanımdakilerin ürküp büzülmesine vesile olduğum yakında sinemalarda olacak film. işbu sebeple :

- sıpartannnsssss, tunayttt vi dayn in heaağğğll
(tam bu esnada oda arkadaşım) - yeter lan yeter bağırma artık git cehenemin dibine de sen de kurtul biz de !
- tısssss (ne oluyo lan efekti)”

“trailer’ını tekrar sinemada izleyebilmek için insanın aklına herhangi bir filme gidip trailer’ı izleyip çıksam mı acaba? gibi saçma sapan fikirler getirebilen film.”

“2:30 dakikalik bir tireylir’a sahip film..
bazen i$yerinde, toplantilarda veya sokakta; o görüntülerde tam olarak 2:08-2:09 saniyeler arasinda gözüken hareketi yapmak istiyorum..

— seyredin gelin oyle konusalim —

mesela proje toplantisi diyelim, masanin bir ucundan kalkiyosun, cekiyosun kilicini, bürosit’ten destek alip havalaniyosun, hareketi tamamliyosun.. artistik puan:5.8 teknik puan:6.0

— seyredin gelin oyle konusalim —”

Devamı için:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=300