Bu Yazıyla İlgili Bilgi ve Bağlantılar
Lütfen sen de bana katıl, yorum yaz, başkaları neler söylemiş takip et. Hatta, belki senin de bir siten vardır ve bu sayfaya link vermek istersin, neden olmasın? :)
Satıcı ve Dilenci Giremez!
İnsanları etkilemek üzerine yazılan kitapların çoğu satış konusundan bahsediyor. Bu çok doğal. Diğer insanlarla iletişime geçtiğimiz her an bir şeyler satmaya çalışıyoruz. Her zaman ortada en az bir ürün oluyor. Beğenilerimizi ve beklentilerimizi bir başkasının da benimsemesini istediğimizde, satış yapmak istiyoruz. Başka bir deyişle kendimizi satıyoruz. Böyle söyleyince kulağa hiç hoş gelmediğinin farkındayım. İnsan hiç kendini satar mı? Kendini satan insanlar hoş karşılanmaz. Burada sözünü ettiğim maddi değil manevi bir satış. Sevdiğim bir şarkıyı önerdiğimde sen de o şarkıya ilgi gösterir ve dinlemeye başlarsan satış tamamlanmış olur. Almak istediğim yanıtı alır ve kendimi iyi hissederim. Herhangi bir sorunu çözmek için öneride bulunduğumda, önerimin dikkate alınması ve uygulanması bir başka satıştır. Bu öyle bir satıştır ki zihinden zihine aktarılır. Bu tür satışa, satış yerine paylaşım denir ama isim paylaşım olsa da bu bir satıştır. Bu tür satışın getirisi diğerleri tarafından beğenildiğini görmektir.
Her an bir satış üzerinde çalışıyor olsak da ülkemizde satış kelimesinin anlamı pozitif değildir. “Ali beni satışa getirdi!”, “Ayşe beni sattı!” gibi ifadeleri duyup, benimser ve bunları biz de kullanırız. Biraz daha ileri gidip yaşadığım apartmanın girişinde yazan “Satıcı ve dilenci giremez!” ifadesine de dikkat çekmek istiyorum
Sırf bu yazı yüzünden pazarlama yapan sevgilimin uzunca bir süre apartmana girerken “Ben de bir satıcıyım o zaman burada ne işim var?” sorusuna cevap arayan espriler ürettiğini aktarmak istiyorum.
Geçtiğimiz sene bir seminere katıldım. Bu seminere katılmak için Türkiye şartları için yüklü sayılabilecek bir para ödemek gerekiyor. Seminer tamamlandıktan sonra dileyen tekrar seminere katılarak aldığı bilgileri tazeleyebiliyor ya da daha önce kaçırdığı kısımları yakalayabiliyor. İlk seferden sonraki katılımlarda para kabul edilmiyor. Para yerine asistan titriyle seminere katılıyor ve seminerin düzenlenmesine yardımcı oluyorsun. Seminere para ödeyip tamamladıktan birkaç ay sonra asistan olarak katıldığımda neler göreceğimi merak ettiğim için ben de asistan oldum. Asistanlık öncesi, insanlara neler yapmaları gerekiyorsa bunların anlatıldığı birkaç eğitim gecesi düzenleniyordu. Aynı zamanda eğitimci bu akşamları seminerini pazarlamak için bir fırsat
İnsanları değiştirmek mümkün değil. Bir insan isterse ancak kendini dönüştürebilir ki bu da ayrı bir konu. Dönüşüm acılı ve sancılı olur. Senelerin alışkanlıkları bir parmak şaklatmasıyla, derin hipnozdan uyandırır gibi hemen olmaz. Olduğunda mutluluk getirmez. Yeni kazanımı korumak için enerji ve zaman yatırımı gerekir. Madem satış kelimesinin yarattığı çağrışımları değiştiremiyoruz ya da bu çağrışımları yönlendirmek zamana ve enerjiye mal oluyor, o zaman satış kelimesinin nasıl algılandığını görüp, bunun yerine yeni bir kelime kullanmak daha akla yatkın. Gördüğüm kadarıyla insanlar paylaşım kelimesine çok sıcak bakıyorlar. Çoğunluk aldığı bir şeyin karşılığını vermeye istekli. Komşunun gönderdiği aşure tabağı boş verilmez, değil mi?


