Bu Yazıyla İlgili Bilgi ve Bağlantılar

Lütfen sen de bana katıl, yorum yaz, başkaları neler söylemiş takip et. Hatta, belki senin de bir siten vardır ve bu sayfaya link vermek istersin, neden olmasın? :)

Yazarın diğer gönderileri
Digg Oyları Satılığa Çıktı, Para Kazanmanın Yeni Bir Yolu
Satıcı ve Dilenci Giremez!

Allah’a Güven Ama Deveni de Bağla…

Bu yazıyı Manyetik Mavi yazdı ve 26 Şubat, 2007 tarihinde internet denizinde dalgalanmak üzere kendi haline bıraktı.

Digiturk abonelerinin ilk kuşağından sayılabilirim. O zamanlar Phillips marka kutuları dağıtıyorlardı. Hani şu siyah olanlar. O günler için gayet iyi bir cihazdı. Son bir iki sene içinde Digiturk üyesi olanlara baktığımda daha güncel kutular dağıtıldığını gördüm. Yeni kutularda eskilerde olmayan özellikler vardı. Her şeyden önce bu kutular çok daha hızlı çalışıyorlardı. Menüler arasında gezerken beklemek zorunda kalmıyordum. Siyah kutular bilgi penceresi açıkken alt yazı gösteremezken yeni kutular gösterebiliyordu. Etkileşimli ara yüzler daha renkliydi. Bu yeni kutulardan bir tane edinmem gerektiğini düşünmeye başlamıştım.




Digiturk servisini arayıp durumu anlattım. Görevli daha önce böyle bir istekle karşılaşmamış gibi şaşırdı. Elinden geldiğince yardımcı oldu. İsteğimi merkeze yönlendirmek üzere kayıt etti. “Ne zaman ararlar?” diye sorduğumda, “İsteğiniz kabul edilirse en kısa sürede ararlar” dedi. Ses tonundan pek böyle bir şey olmayacağı, arayacaklarını beklemediği belli oluyordu. Görevliyi sıkıştırmanın bana bir faydası olmayacaktı. Teşekkür edip telefonu kapattım. Bu olayın üzerinden bir aydan daha fazla zaman geçti, arayan soran olmadı. Diğer yandan…

Evimde iade edilmeyi bekleyen bir kutu vardı. Bir dostum aboneliğini iptal ettiriyordu ve Digitürk kutusu bende bekliyordu. O süre boyunca kendi eski kutum yerine bu yeni kutuyu kullandım. İyice kurcaladım. Gerçekten yeni kutular çok daha iyiydi.

Bugün bir Digitürk yetkilisi arkadaşımın kutusunu almak üzere bana geldi. Merhabalaşıp bir iki sohbet ettikten sonra, yeni kutuyu vermek üzere hamle yaparken, televizyonun yanında iki kutu olduğunu gördü. Durumu kısaca aktardım. Bu yeni kutuda gözüm olduğunu, Digiturk yetkilisiyle konuştuğumu, bana yardımcı olduğunu ama çok zaman geçmesine rağmen hiç hareket olmadığını söyledim. Meğer eve gelen görevlinin kutu değiştirme yetkisi varmış. Yeni cihazı iade aldığını gösteren bir belge düzenledi. Sonra da bir değiştirme belgesi hazırladı. Yeni cihazı bıraktı eskisini alıp götürdü. Bu sorunun böyle çözüleceği aklıma gelmemişti doğrusu :)

Bazı durumlarda yüksek yerlerde tanıdıkların olması işe yaramıyor. Büyük insanların senin küçük sorunlarını halledecek zamanı olmayabiliyor. Büyük adamlar meşgul oluyor. Sana yardım etmek istese bile elinden gelen, o işi bir başkasına havale etmek oluyor. İşi üzerine alanla muhatap olmak zorunda kalıyorsun. Önemli olan işini halledecek yetkiye sahip birini bulmak.

Bu olay yaşanırken hiçbir tanıdık telef edilmedi, hiçbir tanıdığa zarar verilmedi :) Her şey kendiliğinden gelişti. Bu da hayatı akışına bırakarak yaşamanın güzelliği. İnsanın kendini sıkmasına, üzmesine, kızıp kendini harap etmesine gerek kalmıyor böylece. Her şey olacağına varıyor. Elbette geleceğin şekillenmesinde bugünün etkisi var. Bunu bilerek kendini akıntıya bırakmak ve ne istediğini bilmek yetiyor. Olaylar istediğin gibi gelişmediğinde hiç sıkılma. Olduğu gibi kabul et. Olaylar istediğin gibi de gelişir istemediğin gibi de… Herhangi bir olayı var eden sayısız bileşen var. Bunları kontrol etmek mümkün değil. “Allah’a güven ama deveni de bağla” denir.

Mevlana, “Ey diken arayan, Cennet’e gitsen bile orada kendinden başka bir diken göremezsin” demiş. Dünya da bir cennet. Diken arama, diken olma. Kendini akışa bırak, niyetin neyse onu bulursun.



Lütfen Sen de Bir Yorum Yaz

Bu yazı aklına neler getirdi? Neleri çağrıştırdı? Çok merak ediyorum. Benimle paylaşırsan sevinirim...

Şifreni ve kullanıcı adını hatırlıyor musun? Yorum yazmadan hemen önce kullanmanın tam zamanı...

Diğer Okuyucuların Düşünceleri Aşağıda...

Hayır değilmiş :) Neden sen düşüncesini yazan ilk kişi olmayasın? Bence iyi bir fikir, denemeye değer.