Bu Yazıyla İlgili Bilgi ve Bağlantılar
Lütfen sen de bana katıl, yorum yaz, başkaları neler söylemiş takip et. Hatta, belki senin de bir siten vardır ve bu sayfaya link vermek istersin, neden olmasın? :)
İnternet Reklam Pastanesinin Camından Bakakalan Türkler
İnternet reklam sektörü sürekli bir evrimsel gelişim içinde. 90′lı yılların sonlarında reklam denince internet sitelerine yerleştirilen minik resimler kast ediliyordu. Sonra bu resimler hareketlenmeye başladı. Minik animasyonlar her sayfada görünür oldu. Bu noktaya kadar reklamlar 1000 gösterim başına ücretlendiriliyordu. 2000′lerin başlarında Macromedia Flash teknolojisi neredeyse her bilgisayarda bulunuyordu. Bu varsayım üzerine reklamlar çağ atladı ve hareketli, yoğun etkileşimli, orijinal fikirler ortaya çıktı. Yaratıcı fikirleri uygulayacak alt yapı hazırdı. Artık sadece reklam gösterimi değil, aynı zamanda tıklanma sayısı da takip edilebilir olmuştu. Tam o sırada…
GoTo isimli, çok da başarılı arama sonuçları veremeyen bir arama motoru, arama sonuçları sayfasında reklam satmaya başladı. Seçilen anahtar kelimeler üzerinden reklam veriliyordu. Aynı anahtar kelimeler için başkaları da reklam vermeye istekliyse bir rekabet ortamı oluşuyordu. Arama sonuçları sayfasında ilk sıralar reklam verenlere satılmış oluyordu böylece. Reklam veren, sadece tıklama olduğunda para ödüyordu ama ne kadar üst sıralarda görünmek istiyorsa reklam verenlerle rekabete girmesi gerekiyordu ve tıklama başına o kadar daha çok ödemeyi taahhüt ediyordu. Bu sistem çok tuttu. Daha sonra Goto, işin geleceğini gören Yahoo tarafından satın alındı ve adı Overture oldu. Bunlar olurken…
Google önlenemez yükselişinin temellerini atıyordu. En güçlü arama motoru konumuna gelmişti ama bir gelir modeli yoktu. Herkesin izlediği yolu izlemek istemiyordu. Tıklama başına ücretlendirilen reklam gösterme modelinin kendisine uygun olduğu kararına varan Google bu yönde harekete geçti. Overture sistemini analiz etti ve sonunda kendi sistemini kullanmaya hazırdı. Google büyük firma küçük firma ayırmadan, herkesi potansiyel reklam veren olarak kabul etti ve reklam sisteminin açılışını yaptı. Büyük bir başarı hemen kendini gösterdi. Şirket çok kısa sürede yüz milyonlarca dolar gelir elde etti ve bu konuda yatırım yapmaya devam etti. Kendini geliştirdi. Önce Amerika’nın her köşesini coğrafi olarak veri tabanına aldı. Sonra dünyaya yayıldı. Bugün reklamları seyircinin diline ve coğrafi konumuna göre gösterebiliyor. Türkiye’den bağlanan bir internet kullanıcısı reklamları Türkçe görüyor. Ankara’lı bir reklam veren, reklamlarını sadece Ankara’lıların görmesini sağlayabiliyor. Fakat bu sistem de ömrünü doldurmaya başladı. Çeşitli hikayeler internette dolaşıp duruyor. Rakip firmaların reklam kampanyalarını çökertmek isteyenler, sahte tıklamalar yaratarak rakip firma bütçesinin boşa gitmesini neden oluyorlar. Bu söylentiler ilk kez ortaya atıldığında Google anlatılanlara pek kulak vermese de, anlatılanların doğru olduğu ortaya çıktı ve Google şikayetçi olan reklam verenlere paralarını geri ödemeye başladı.
Google sahte tıklamalar sorunuyla uğraşırken, Yahoo gibi rakipleri de tıklama başına ödeme alınan gelir modeli üzerinden alt yapı kurdu ve sahip olduğu Overture teknolojisini geliştirerek Google’a rakip çıktı. Microsoft da yerinde durmuyor. Yani tıklama başına gelir getiren reklam modelinde oynayan oyuncuların sayısı artıyor. Sahte tıklama gibi konuların reklam verenler tarafından duyulmasıyla bu modele duyulan güven azalıyor. Bu iki faktör gelirlerin bölünmesine ve azalmasına sebep oluyor. Yani artık yeni bir modeli uygulamanın zamanı geliyor:
İstenen sonucu elde etme başına ödeme alınan bir reklam sistemi.
Turn.com isimli site bu konuda çalışmalara başlamış bile. Bu gelir elde etme yöntemi, reklam görenin önceden belirlenmiş bir aktivitede bulunduğu takdirde ödeme yapılması prensibi üzerine kuruluyor. Mesela, reklamı tıklayan bir internet kullanıcısı, karşısına gelen formu doldurursa, reklam veren 5 USD ödemeyi kabul ediyor. Ya da, herhangi bir satış olursa 50 ila 60 USD ödemeyi taahhüt ediyor.
Diğer yandan televizyon şirketlerine benzeyen internet prodüksiyon şirketleri oluşmaya başladı. Çeşitli konularda video içerik üretiyorlar ve üretimlerini kendi sitelerinde, diğer sitelerde ve dosya paylaşım programlarında gösterime sokuyorlar ve video başına 10.000 USD gibi rakamlar karşılığında ürettikleri videoya reklam alabiliyorlar.
16 Milyar USD büyüklüğünde olduğu söylenen internet reklamları pastasından Türk internet girişimcileri ne kadar pay alıyor acaba? Ya o pastanın üretiminde alınan rol? Pastacı, gösterişli pastalar yapıp vitrine koyarken, kış günü yalın ayak gezen, yırtık kıyafetli çocuklar gibi iki elimizi ve burnumuzu cama dayayıp pastaneyi seyre dalıyoruz…
Türkiye’de reklam veren sayısı henüz bir doygunluğa ulaşmış değil. Henüz pazar çok yeni. Potansiyel reklam verenler konumlarından habersizler. İnternet reklamları yaygınlaşıncaya kadar belki de çoktan tıklama başına ödeme yapılan model terk edilmiş, en çok istenen sonuç üzerine ödeme yapılan model benimsenmiş olacak. Ne olursa olsun Türkiye pazarı da büyüyecek. Fakat internet gelişecek ve yaygınlaşacak o özgür ortamı bulabilecek mi Türkiye’de? Yaşayıp göreceğiz.


