Bu Yazıyla İlgili Bilgi ve Bağlantılar
Lütfen sen de bana katıl, yorum yaz, başkaları neler söylemiş takip et. Hatta, belki senin de bir siten vardır ve bu sayfaya link vermek istersin, neden olmasın? :)
- Yazarın diğer gönderileri
- İnternetten Para Kazanmak İçin Ziyaretçi Çekmek
- aDSL Bağlantı Hakkında Bilgi, Yavaş İnterneti Hızlandırmak
Amerika Tarihi Üzerinden Bir Aşk Hikayesi : Pocahontas
Film başlar başlamaz farklı bir film seyretmekte olduğumu anladım. Filmin ilk yarısında neredeyse hiç müzik yoktu. Uçsuz bucaksız doğa görüntüleri, doğal çevre sesleriyle sunuluyordu. Film ilerledikçe daha fazla müzik duyar oldum. Filmin müzikleri görevini yapsa da ancak “eh işte” diyebiliyorum. Müzikler kendini tekrar eden minimal meledilerden oluşuyordu. Bu alanda en meşhur isimlerden biri Philip Glass. Belki seversin bir dene:
Neyse…
Film, bir aşk hikayesi çevresinde gelişiyor: Walt Disney sayesinde herkesin bildiği Pocahontas’ın hikayesi. Aşk hikayelerinin meraklısı sayılmam. Filmi seyretmekteki niyetim Amerika kıtasına ilk yerleşen Avrupalıların nasıl göründüklerini öğrenmek, kültürleri hakkında fikir edinmek ve dönemin tarihi olayları hakkında bilgi almaktı. Bu beklentim pek karşılanmadı. Dışa dönük bir bakış açısı beklerken, içe dönmüş gözlerle karşılaştım. Genellikle karakterlerin iç seslerini, kendileriyle konuşmalarını duyuyoruz. Zaman zaman iç sesler karakterlerin diyaloglarına karışıyor. Bu konuşmalar güzel görüntülerle destekleniyor. Sıradan bir aşk hikayesi seyretmek ya da benim gibi tarihi bilgi almak isteyenler için film yer yer sıkıcı olabiliyor ama filmi olduğu gibi kabul edince ilginç bir tecrübe oluyor.
Pocahontas karakteri, son derece zeki bir karakter. Meraklı, hayata bağlı ve ilgili. Kolayca öğreniyor. Kabilesinin esir aldığı John Smith’e aşık olup öldürülmesini engelliyor ve onunla geçirdiği zaman içinde mükemmel bir İngilizce konuşmayı öğreniyor. Sadece bir kişiyle iletişime geçerek, herhangi bir metod kullanmaksızın, el kol işaretleriyle başladığı İngilizce öğrenme macerasında, hatasız telaffuz edebilme başarısına ulaşıyor. Şaşırtıcı.
Londra’ya giden yerlilerden biri, geniş bahçeleri merakla gezerken, uzaklarda sağ tarafta bir otoyoldan geçen arabalar görünüyormuş. Yanılmıyorsam benzer bir durum Cüneyt Arkın’ın Battal Gazi filminde vardı. Arkasından uçak geçiyordu.
Pocahontas’ın aşık olduğu John Smith’in bedeninde dövmeler vardı. Oysa İngilizler dövmeyle 1691 yılında İngiltere’ye götürülen bir Polinezya yerlisi sayesinde tanışmışlar ve İngiliz erkeklerinin dövme yaptırması 1700′leri bulmuş.
Birbirini takip eden sahnelerde, Pocahontas’ın tırnakları değişik uzunluklarda görünüyormuş. Sahne çekimleri filmlerde görüldüğü sırada yapılmak yerine, değişik zamanlarda tamamlandığı için bu durum gerçek olabilir. Görmedim, sadece aktarıyorum.
Tamamlamadan önce Digiturk’le ilgili bir sorunu paylaşmak istiyorum. Günün büyük bölümünü bilgisayar başında geçiren birisi olarak, Digitürk yayın akışını televizyondan takip etmek yerine, http://tvguide.digiturk.tv adresini tercih ediyorum. Dün akşam da Salon kanallarında ne var görmek için bu adrese girdim. Yeni Dünya filminin açıklaması üzerine tıkladığımda başka bir filmin, Brave New World isimli bir filmin açıklaması geldi ekrana. Önce, “ilginç” dedim, “herhalde Yeni Dünya filmini yayından kaldırmışlar.” Yine de içim rahat etmedi, filmin daha yeni gösterime girdiğini biliyordum. Yayın akışına göre filmin başlamasına 5 dakika vardı. Ben televizyonu açıp, ne var ne yok bakıncaya kadar film başlamıştı. Gösterilen film internet sitesinde açıklaması verilen film değildi. Kısaca, internet sitesindeki TV rehberi yanlış bilgi veriyordu. Dikkatli olmak gerekiyor ![]()


