Bu Yazıyla İlgili Bilgi ve Bağlantılar

Lütfen sen de bana katıl, yorum yaz, başkaları neler söylemiş takip et. Hatta, belki senin de bir siten vardır ve bu sayfaya link vermek istersin, neden olmasın? :)

Yazarın diğer gönderileri
aDSL Bağlantı Hakkında Bilgi, Yavaş İnterneti Hızlandırmak
Yazı Yazmak ve Konsantrasyon Hakkında Bilgi

Ölüme 2 Gün Kala…

Bu yazıyı Manyetik Mavi yazdı ve 21 Şubat, 2007 tarihinde internet denizinde dalgalanmak üzere kendi haline bıraktı.

Hafta ortası geldi, iki gün sonra hafta sonu olacak. Zaman inanılmaz hızlı geçiyor. Çocukken zaman daha yavaş geçerdi. Bunu, okula gitmek ve sıkıcı derslere devam etmek zorunluluğuna bağlıyorum biraz da. Teneffüs zili çalmadan önceki son birkaç dakika en geçmeyen, bitmek tükenmek bilmeyen zaman dilimi oluyordu. Derslerin son dakikalarında gerilim artıyor, gerilim arttıkça zaman yerinde sayıyormuş gibi görünüyordu. Buna karşılık beş dakikalık teneffüs başladığı gibi bitiyordu. Ne zaman kendi hayatımı yaşamaya başladım, ne yapacağıma, ne yiyeceğime, ne içeceğime, ne giyeceğime kendim karar vermeye başladım, işte o noktalarda hayatım hızlandı, hızlandı, hızlandı! Şimdi sabah oluyor, akşam oluyor. Hafta başlıyor, hafta bitiyor. Neredeyse yıl geliyor ve gidiyor. Nasıl geçtiğini anlamıyorum bile. Yaşlandıkça zamanın daha hızlı akması konusuyla yavaşlayan metabolizma arasında bağlantı olabileceğini düşünüyorum.




Babam geçen sene vefat etti. Yaklaşık bir sene oldu. Ölmeden iki gün önce, hastalığı el verdiğince sohbet ediyorduk. Duvarda asılı fotoğrafına bakarak sormuştum, “Bu resimde kaç yaşındasınız?” Yüzündeki acı ve korku sanki bir süreliğine yok oldu. Özlem ağırlıklı karmaşık duygular traşsız ve solgun yüzünde yer buldu. “Senin yaşlarındaydım” dedi, “Otuzlu yaşlarımdaydım. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Daha dün gibi…” Bunu söylediğinde yetmiş yedi yaşını tamamlamak üzereydi. Sanki zaman yolculuğu yapar gibiydim.
Benden neredeyse elli sene ileride yaşayan babamla konuşuyordum. Elli sene ileriden bana sesleniyordu: “Nasıl geçtiğini anlamadım.” Ben de farklı değilim. Gün gelecek, nasıl geçtiğini anlamadığım seneler akıp gitmiş, nehir yatağı kurumuş olacak.

Günlük hayat içinde yaşadığımız koşuşturmalar, gelecekte elde etmeyi umduğumuz faydalar uğruna şu anı feda etmekten kaçınmamamız, sinir harpleri, kavgalar, üzüntüler, sıkıntılar; ölüme iki gün kala nasıl görünecek acaba?

Kabir azabı bir metafor, benzetme, içinden çıkamayacağımız bedenlerimize bir gönderme.



Lütfen Sen de Bir Yorum Yaz

Bu yazı aklına neler getirdi? Neleri çağrıştırdı? Çok merak ediyorum. Benimle paylaşırsan sevinirim...

Şifreni ve kullanıcı adını hatırlıyor musun? Yorum yazmadan hemen önce kullanmanın tam zamanı...

Diğer Okuyucuların Düşünceleri Aşağıda...

Hayır değilmiş :) Neden sen düşüncesini yazan ilk kişi olmayasın? Bence iyi bir fikir, denemeye değer.