Bu Yazıyla İlgili Bilgi ve Bağlantılar
Lütfen sen de bana katıl, yorum yaz, başkaları neler söylemiş takip et. Hatta, belki senin de bir siten vardır ve bu sayfaya link vermek istersin, neden olmasın? :)
- Yazarın diğer gönderileri
- Gürültü…
- “Amını Yalıyim!”
Karanlık Topraklara Kabul Edilmek…
Alacakaranlık, yerini asfalt karası geceye bırakırken, yıldızlar birer ikişer şehrin ezici, soğuk aydınlığından çekinen titrek ışıklarını açmaya başladılar. Tam da bu sırada, günün yaldızlı kalın kadife perdesinden kurtulan kötülüğün krallığı, kapılarını araladı ve, uçsuz bucaksız topraklarına göçmen kabulüne başladı. Hayatlarının sıkıcılığından bir an önce kurtulup, kötülüğün baştan çıkarıcı güzelliğinde kendini bulmak isteyen milyarlarca insan, birbirini ezerek yol aldı. İnsanlar akın akın geliyordu. Çok geçmeden bir insan dağı oluştu. Ter ve kan kokusu her yanı kapladı. İnsan güruhu arasından bazıları kötülüğün topraklarına kabul edilirken diğerleri can çekişen hayatlarına döndüler.
O gece, kabul edilenler arasında Sabri de yer aldı. Sevmediği bir çok yarım kalmış işi, sevmediği bir karısı ve arasıra sevdiği iki çocuğu vardı. Doyurulmamış arzuları, geçmişinde kozalanmış acıları, mecburiyetleri ve hayalleri herkes gibi onun da algısını bulandırmıştı. Gerçeklerle kendi gerçekleri arasında dev bir mercek gezdiriyordu. Kimi zaman merceğin bir tarafından bakıp hayatı olduğundan büyük görüyor, eziliyor, kimi zaman da diğer tarafa geçip kendini dev, diğerlerini minik buluyordu. Bu merceği ne zamandır kullandığı bilinmez. Belkide o mercekle doğmuştu. Belki o mercek kafasının içindeydi. Olayları, zamanı ve hayatı eğip büküyor, ona böyle gösteriyordu.
Artık kötülüğün topraklarına kabul edildiğine göre hiç olmadığı kadar özgürdü. Bu topraklarda korkuya yer yoktu. Bu topraklarda can almak vermek kadar doğal karşılanıyordu. Pis kokmak sıradandı. Dürüstlük gereksizdi. Onur kavramı reddedilmiş, zaman durmuştu. Neyin siyah neyin beyaz olduğu belli değildi. Sabri, kutupların belirsizliğiyle güçlenerek bir hayalet gibi özgürlüğünü yaşayabilirdi burada. Günün birinde bu toprakların hükümdarı olabilirdi.


