Bu Yazıyla İlgili Bilgi ve Bağlantılar

Lütfen sen de bana katıl, yorum yaz, başkaları neler söylemiş takip et. Hatta, belki senin de bir siten vardır ve bu sayfaya link vermek istersin, neden olmasın? :)

Yazarın diğer gönderileri
Karanlık Topraklara Kabul Edilmek…
Farz Ettiklerim, Fark Ettiklerim Oluyor…

“Amını Yalıyim!”

Bu yazıyı Manyetik Mavi yazdı ve 24 Temmuz, 2004 tarihinde internet denizinde dalgalanmak üzere kendi haline bıraktı.

Saçı nasıldı? Siyahtı evet ama nasıldı? Tamam! Küt, siyah, parlak saçlar. Çenesinin biraz yukarısına uzanıyor.
Gözlerini fazlaca boyardı. Ama… Yakışırdı. Kısaboylu minyatür bir kızdı. Televizyonda gördüğünüz en uzun boylu ve güzel vücutlu kızı iki elinizin arasında hayal edin. Güzel. Şimdi, yukarıdan ve aşağıdan bastırarak avuçlarınız arasında, üçte iki kısalana kadar sıkıştırın. İşte size anlattığım kız böyle bir kız. Güzel bir yüzü ve avuçlarınız arasında tuttuğunuz kadar boyu var.

 

Siyah giyinmeyi seviyor. Hamam takunyası topuklu, siyah ayakkabılar giyiyor.

 

Amerikan filmlerinde görebileceğiniz türden, okulun en popüler kızı gibi kendini ağırdan satıyor. Düşünceleri yavaş, vücudu hızlı titreşiyor. Belki bu sebepten erkeklerin hoşuna gidiyor.

 

Mesele şu ki… artık onu anlatmak istemiyorum. O geçmişin bir parçası. Sadece minik bir parçası. Aynı geçmişin bir başka yerinde, Gülbahar, Ayşegül ve Fulya var. Tam karşılarında Fatma ve adını hatırlayamadığım o “kara kare” gözlüklü kız… Hemşire olmuş şimdi.

 

Ne diyorduk? Evet… Gülbahar. Oksijen sarısı saçlarını, sık rastlanan bir şekilde, kalemle kafasının üstüne toplardı. Kocaman, patlak, yeşil gözlü, orta boylarda iri bir kızdı.  Bülent, Gül’ün koca kalçalarına, bacaklarının arasında her ne varsa ona aşıktı. Ne olduğunu tam olarak bilemeyiz çünkü o sıralar kimsenin gördüğünü sanmıyorum. Tahmin ederek merakımızı giderelim: Oksijen sarısına tezat kara ve sert köklü, dönek kıllar, henüz pek aralanmamış bir dünyanın kapısını örtüyor. İşte o örtüyü bıkmadan usanmadan kaldırmak isteyen Bülent, Gül’ü yatakta, çeşitli pozisyonlarda hayal ederdi. Bir gün teneffüs zili çalar çalmaz Gül’ün arka sırasına oturdu ve seslendi: “Gülbahar!” Sesi duyan Gül dönüp baktı. Bülent, bir saint bernard’ı andıran mavi gözleriyle pırıl pırıl bakarken belki bininci kez aynı kelimeler ağzından dökülüverdi: “Amını yaliyim…”



Lütfen Sen de Bir Yorum Yaz

Bu yazı aklına neler getirdi? Neleri çağrıştırdı? Çok merak ediyorum. Benimle paylaşırsan sevinirim...

Şifreni ve kullanıcı adını hatırlıyor musun? Yorum yazmadan hemen önce kullanmanın tam zamanı...

Diğer Okuyucuların Düşünceleri Aşağıda...

Hayır değilmiş :) Neden sen düşüncesini yazan ilk kişi olmayasın? Bence iyi bir fikir, denemeye değer.