Arşiv:

Karanlık Topraklara Kabul Edilmek…

Bu yazıyı Manyetik Mavi yazdı ve 28 Temmuz, 2004 tarihinde internet denizinde dalgalanmak üzere kendi haline bıraktı.

Alacakaranlık, yerini asfalt karası geceye bırakırken, yıldızlar birer ikişer şehrin ezici, soğuk aydınlığından çekinen titrek ışıklarını açmaya başladılar. Tam da bu sırada, günün yaldızlı kalın kadife perdesinden kurtulan kötülüğün krallığı, kapılarını araladı ve, uçsuz bucaksız topraklarına göçmen kabulüne başladı. Hayatlarının sıkıcılığından bir an önce kurtulup, kötülüğün baştan çıkarıcı güzelliğinde kendini bulmak isteyen milyarlarca insan, birbirini […]

“Amını Yalıyim!”

Bu yazıyı Manyetik Mavi yazdı ve 24 Temmuz, 2004 tarihinde internet denizinde dalgalanmak üzere kendi haline bıraktı.

Saçı nasıldı? Siyahtı evet ama nasıldı? Tamam! Küt, siyah, parlak saçlar. Çenesinin biraz yukarısına uzanıyor.
Gözlerini fazlaca boyardı. Ama… Yakışırdı. Kısaboylu minyatür bir kızdı. Televizyonda gördüğünüz en uzun boylu ve güzel vücutlu kızı iki elinizin arasında hayal edin. Güzel. Şimdi, yukarıdan ve aşağıdan bastırarak avuçlarınız arasında, üçte iki kısalana kadar sıkıştırın. İşte size anlattığım kız böyle […]

Farz Ettiklerim, Fark Ettiklerim Oluyor…

Bu yazıyı Manyetik Mavi yazdı ve 21 Temmuz, 2004 tarihinde internet denizinde dalgalanmak üzere kendi haline bıraktı.

Farz ettiklerim, fark ettiklerim oluyor.
 
 
“Her Şey”in parçasıyım. Bütünün. Tamamının… Hayal edilmiş gelecek, hayal edilecek ve asla hayal edilemeyeceklerin tümü. Evrenin içi ve dışı… Geçmiş ve gelecek. Siyah ve beyaz. Yaşanmış ve yaşanacak. Sıcak ve soğuk. Hepsi bir yerde, aynı “An”da oluyor.
 
 
“An”ın bir yerinde başlıyor, bir yerinde bitiyorlar! Toplamları kadar eksikler. Böylece hem “Hep”, hem de […]

Farkindalik Önce Beni, Sonra Seni ve Uzanabildiğince Herkesi Yaratıyor.

Bu yazıyı Manyetik Mavi yazdı ve 20 Temmuz, 2004 tarihinde internet denizinde dalgalanmak üzere kendi haline bıraktı.

Dağlar arasından, yemyeşil vadilerden, çorak topraklardan akıyorum. Önüme çıkan her çirkinliği ve güzelliği su gibi içime katıp çağlıyorum. Herhangi bir karşı komşunun, kendince özene bözene döşediği evi, birbirinden değerli bulduğu eşyaları da alıp gidiyorum. Nereye varacağım belli değil.
 
Kendime yakın yerlere çağlarken, uzaklarda kollara ayrılıyor, gücümü dağıtıyor ve duruluyorum. Her kol, daima kendinden küçük kollara, nihayetinde […]